KARS ' ın gezilebilecek tarihi ve turistlik yerleri

'KARS' forumunda oakkar tarafından 8 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. oakkar

    oakkar KARS FATİHİ

    Mesaj:
    168
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    kars
    TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ :

    Kars kültür yönünden köklü temellere dayanmaktadır. M.Ö. 9000 yıllarına kadar uzanan tarihi geçmişi üzerinde bir çok uygarlığa analık etmiş, bir çok uygarlığı büyütmüştür. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Dünyada Anadolu ne ise, Kars odur. Günümüzde de bu zenginliğin izlerini görmek mümkündür.
    Eski çağlardan beri çeşitli kavimlerin hakimiyeti altında kalan Kars’taki tarihi eserler, bir taraftan çeşitli istilalar, diğer taraftan depremler dolayısıyla büyük ölçüde tahrip olmuştur. En büyük tahribat Timur orduları ve Ermeniler tarafından yapılmıştır. Bilhassa Ermeniler, Bölgede Türklerin izlerini silmek için sanat eserlerini bilinçli bir şekilde tahrip etmişlerdir.

    KARS KALESİ:

    12. yüzyılda 1152 Saltuk oğullarından Sultan Melik İzzeddin’in emriyle veziri Firuz Aka yaptırmıştır. Bunu 16. Asırdaki büyük onarımda ele geçen ilk inşa kitabesinden öğreniyoruz. Evliya çelebinin anlattığına göre, dört köşe beyaz mermer üzerine Arapça yazıyla yazılmış bir kitabe çıkmış, Lala Mustafa Paşa bunu dış surun, kıbleye bakan kapısına koydurarak muhafaza etmiştir.
    Saltukoğullarından sonra Selçuklular devrinde onarımlar görmüş olan kaleye bazı ilaveler yahılmıştır.
    1386 tarihinde Timur tarafından tahrip edilen Kars kalesi uzun müddet harap bir vaziyette kalmıştır. 1579 yılında III. Murat’ın emriyle Sadrazam Lala Mustafa Paşa tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Bugün ayakta duran kaleye Osmanlı eseridir diyebiliriz. 17. 19. Yüzyıllarda iki büyük onarım daha görmüştür.
    İç kale ve dış kale olmak üzere iki kısımdan meydana gelmiş olan kalenin 220 burç ve kulesi vardır. İç sur 3500 m. Hisar ve hendeklerin toplamı 27000 metridir. Üç kapısı vardır. Bunlar;
    1- Su kapısı veya çeribaşı kapısı
    2- Kağızman kapısı ve ortakapı
    3- Behram paşa kapılarıdır.
    Hakim bir tepede kurulmuş olan kale, Kars şehrinin sembolü haline gelmiştir.

    ANİ ŞEHRİ:

    Kars’ın 50 km Güneydoğusunda Türkiye-Rusya hududunda tarihi ve Metrük bir şehirdir. M.Ö. bir yerleşme merkeziydi. Fakat bir kale şehir olarak önem kazanması orta çağa rastlar. Bugün kalıntılarına rastladığımız şehir, Kuzey-Doğu Anadoluda ki Bağratı Krallığı tarafından 806 yıllarında kurulmuş 961 yılında bu Krallığın merkezi olmuştur.
    Ani krallığı 732-772 ve 806-1064 yılları arasında toplam olarak 298 sene devam etmiştir.
    1044 tarihinde Bizans hakimiyetini kabul eden Ani 1064’te Alparsalan tarafından zaptedilmiştir. Alparsalan burayı yeril Şeddadiler’e bağışlamış bu beylik zamanında Ani çok gelişmiştir.
    1224’te şehir gürcüler tarafından ele geçirildi ve bir Ermeni ailesine tımar olarak verildi. 1239 da Moğullar aldılar, 1319 tarihinde şiddetli bir deprem anıyı bugünkü manzarasına getirmiştir.

    HAVARİLER KİLİSESİ (KÜMBET CAMİİ) :

    Bağratlı sülalesi zamanına ait bir kilise olup Kral Abbas II. Takvor tarafından 932-937 yılları arasında 12 havari adına inşa ettirilmiştir. 1579 yılında camiye çevrilmiş ve Selçuklu Kümbetlerine benzer kubbe yapısı dolayısıyla vakıf kayıtlarına Kümbet camii olarak geçmiştir.
    1778 yılından sonra, Ruslar tarafından tekrar kiliseye çevrilerek onarım ve ilaveler yapılmıştır.
    Dört yapraklı yonca ve haç planlı olan kilisenin kubbe kasnağının pencere kemerleri arasında bulunan 12 havariye ait kabartma resimler oldukça ilgi çekicidir.
    Kaleiçi mahallesinde ki bu güzel yapı bugün müze olarak kullanılmaktadır.
    MÜZE:

    Hitit, Urartu, İskit, Roma, Bizans, Ermeni ve Selçuklu medeniyetlerine ait muhtelif arkeolojik eserler bölgenin etnografik eserleri teşhir edilmektedir. Ayrıca zengin bir sikke koleksiyonu vardır.
    PAŞA SARAYI:

    1579 Yılında beylerbeyi sarayı olarak yapılmıştır. Osmanlı devleti sivil mimarisinin güzel ve ilgi çekici eserlerinden bir olan bu yer, 1828 Osmanlı-Rus savaşında yıkılmış olup bugün harap bir durumdadır.
    TAŞ KÖPRÜ:

    16. Asırda (1579) da yapılmış, Kars suyunun iki kıyısına birleştiren üç gözlü bir köprüdür. Bugün hala kullanılmaktadır.
    YUSUF PAŞA CAMİİ:

    1663 yılında seyyid Yusuf Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bugün aynı adla mahallenin camisi olarak ibadete açıktır.
    Bunlardan başka şehir merkezinde büyük ve küçük Abdi Ağa, Hacı Veli ve Ali Ağa camileri ile kale içinde Cemal Baba, Evliya cami haziresinde Hasan-ı Hırkani türbeler, Namık Kemal’ın dedesi Abdullatif Paşa ile oturmuş olduğu, taş köprüye bitişik ve Gazi Ahmet Muhtar Paşa Karagah binası gibi tarihi yapılar vardır.
    Yine, Taşköprü civarında halen kullanılmakta olan 17 ve 18. Asırlardan kalma, İlbeyoğlu, Mazlumağa (Topçuoğlu) ve Cuma Hamamları bulunmaktadır.
    EVLİYA CAMİİ :

    1579 büyük onarımı esnasında yapılan camilerin en önemlisidir ve III: Murat adına yapılmıştır. 1604 ve 0628 de tahrip edilmişse de yeniden yapılmıştır. Bugün ibadete açıktır.
    SURLAR :

    977-987 yılları arasında inşa edilmiştir. Oğuzlar şehri aldıktan sonra onarım görmüştür. Çok sağlam olan surların büyük kısmı bugün ayaktadır.
    KATEDRAL:

    Yirmi üç yılda (987-1010) ancak yapılıp tamamlanabilen bu muhteşem eser 1064 de Alpaslan tarafından, fetih sembolü olarak camiye çevrilmiştir ve Fethiye Camii adını almıştır. Sonradan tekrar kiliseye çevrilen yapı şehirle birlikte terkedilmiştir.
    MENUÇEHR CAMİİ:

    Şeddadilerden Ebu Suca Menuçehr tarafından Selçuklular adına inşa ettirilmiştir. (1072) Anadolu’daki ilk Türk-İslam eserlerindendir.
    EBÜL-MUHAMMERAM CAMİİ:

    1195 tarihinde inşa edilmiştir. Kubbe süsleri ve değişik sitildeki mimarisiyle çok ilgi çekici bir eserdir. Minare değişik renkte taşlarla yapılmış olup yukarı kısmında kabartma bir at nalı ve “Bismillah” ibaresi vardır. Halen dış avlu veya son cemaat yeri ile mihrap kısmı yıkıktır.

    SARAY:

    Şehrin batı yamacındadır. Üç katlı yapı olan bu eser Türk-İslam sanatının en güzel örneklerinden biridir. Bilhassa portal ve cephe duvarının süsleri de dikkate değerdir.
    AZİZ GREGUAR KİLİSESİ:

    Anı şehrinde bulnana Gatik kilisesi, III: asırdan kalma bir gürcü kilisesi, Arpaçay kıyısında rahip ve iki manastır on yıllarda ki kazılarda meydana çıkarılan Selçuklulara ait iki hamam, mağara şeklinde kiliselerle kaya mezarları vardır. Son yıllarda yapılan kazılarda buluntuların büyük kısmı il müzesinde teşhir edilmektedir. Yılların, tabiatın ve cahil insanların amansız tahribatı, Anı’daki eserleri yavaş yavaş erimeğe mahkum etmiştir. Fakat bu yerin, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından restorasyon faaliyetlerine başlanılacağı öğrenilmiştir. Çok yakın bir gelecekte Anı şehrinin Turistlerin dikkati çeken yerlerden biri olacağına inanıyoruz. Anadolu’ya açılan kapı özelliğini taşıması bakımından Kars, Saka-İskit devrinden günümüze mozaik bir kültür çizgisi çizmektedir. Türk tarih ve edebiyatının büyük kaynaklarından tutunda, Dede Korkut hikayelerinin doğuş ve yayılışı da Kars topraklarından olmuştur. Gelenek, görenek, halk hikayeciliği, maniler, türküler, ozanlık ve benzeri şeylerde görülen değişiklik ve zenginlik, bugün Türkiye’mizin hiçbir ilinde görülmemektedir. Bu zenginlik Kars’ın eski bir yerleşim merkezi olması, çeşitli kavimleri (Çeşitli etnikleri) çeşitli zamanlarda bünyesinde barındırması ve belirttiğimiz gibi misafirperver bir kapı özelliği taşımasıyla pek ilintilidir.Kurtuluş savaşında yöre halkının en destansı direnişi göstermesi, belki de bu bilincin yansımasıydı.
     


Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş