DOĞA SPORLARI OFF-ROAD KARAVAN DÜNYASI İKİ TEKER NAVİGASYON VE HABERLEŞME FOTOĞRAFÇILIK GEZGİNİN DÜNYASI GENEL KONULAR YARDIM İLETİŞİM

Kad Valla Kanyonu 2010 Geçişi

'KANYONİNG' forumunda ermes tarafından 11 Şubat 2011 tarihinde açılan konu 2797 kişi tarafından okunmuş, 1 cevap yazılmıştır



Bu Sayfayı Paylaş

  1. ermes

    ermes Yeni Üye

    Mesaj:
    16
    Alınan Beğeni:
    1
    BİR KANYON HİKAYESİ VALLA

    Bu hikayeyi okumadan önce arkanıza yaslanın ve gözlerinizi kapatın. Başlayın hayal kurmaya
    Her insanın hayalleri vardır,bizim hayalimizde Valla Kanyonu’nu görmek, görmeyenlere anlatmaktı
    Sonunda gün gelip cattı,kendimizi kanyonun ağzında hazırlanırken bulduk.
    İnanılmaz muhteşem kaya duvarlarının arasından Kanlıçay suyu irili ufaklı taşlarla sabah güneşinde oynaşarak akıyordu. Hazırlıklarımızı bitirip, çantalarımızı sırtlayarak, süzülerek akan Kanlıçay’a adımlarımızı atarak ilerlemeye başladık.
    On beş dakikalık bir yürüyüşten sonra kendimizi suda yüzer bulduk,ekibin keyfi yerine gelmişti
    Kanlıçay zarif narin ince belli genç kız gibi ilerde hayatını birleştireceği Devrekhane Çayı’na doğru yeni gelin edasıyla nazlanarak akıyordu.
    Yaklaşık iki saatlik keyifli bir yolculuktan sonra Kanlıçay ve Devrekhane Çayı bütünleştiler.
    Devrekhane Çayı sağ taraftan gelişimizden rahatsız olsa gerek homurdanarak kayalara çarpa çarpa yüksek sesle akıyordu.
    İçerdeki güzellikleri dışarı cıkarmakta kararlı olan ekip arkadaşımız Gülcan öfkeli akan Devrekhane Çayı’nın gazabından Hasan arkadaşımız sayesinde zor kurtuluyordu.
    Bu olaydan ders çıkaran ekip daha dikkatli adımlarla kanyonun içlerine doğru ilerlemeye başlamıştı.
    Sevgilisine kavuşan Devrekhane Çayı sakinleşmiş olmasına rağmen biz dikkati elden bırakmıyorduk
    Suyun ne zaman öfkelenip ne zaman kabaracağını önceden kestirmek mümkün olmadığından ekip liderimiz Celal önden giderek geçiş güzergahını belirleyip, ekibin güvenli geçişini sağlıyordu.
    Devrekhane Çayı’na can veren yağmurlar vadinin yamaçlarından kaya bloklarını kopararak suyun etrafına rast gele serpiştiriyor,oda bu kaya bloklarını yüzlerce yılda sabırla eriterek ortaya heykeltıraşları kıskandıracak güzellikteki taş heykelleri kanyonun her yerinde sergiliyordu.
    Bazen de kaya blokları suyun önünü tıkayıp küçük bir gölet meydana getirerek, fazla gelen suyu önüne katıp şelaleler oluşturuyordu.
    Bu gibi durumlarda bazen yan geçiş yaparak suyun öfkesinden uzaklaşıyorduk.
    Bazen de belimize bağladığımız iple kabaran suların içine kendimizi atarak lider geçişler yaparak ekibin karşıya güvenle geçişini sağlıyorduk.
    Bütün günün yorgunluğunu gidermek için kayaların cömertliğinden faydalanıp kamp kuruyor gece yatarken üstümüze yıldızlardan yorgan örtüyorduk.
    Tuzsuz aşımız oluyordu ama tatsız hiç anımız olmuyordu.
    Ekip arkadaşlarımız aktivitenin iyi geçmesi için ellerinden geleni yapıyordu.
    Heyecanımıza heyecan katmak için bize katılan Nesrin arkadaşımız arada sırada kendini kayalardan aşağıya atmaya kalksa da badisi Apo buna asla izin vermiyordu.
    Su içmek içindir kuralını bozmayan Gülcan’ın ağzı suyla ne zaman temas etse suyu kana kan’a içmesi boğulmasına sebep oluyordu.
    Hasan iyi bir yüzücü olduğunu göstermek için suya düşen birini dört gözle beklemek den sıkıldığı anlarda elleri ile balık yakalayıp yeteneklerine bir yenisini ekliyordu.
    Sevgili Apo elinde cezvesi yaptığı Türk kahvesini içirebilmek için sürekli birilerini kovalıyordu.
    Yaşına başına bakmadan kanyona giren Ekin Doğa babasının sert bakışlarına aldırmadan kendini tehlikeli sulara atıp ekibin moral motivasyonunu yükseltiyordu
    Yolun yarısını geçtikten sonra taş kemere ulaşmıştık.Onu hep resimlerde görüp seyretmiştik oysa şimdi tüm heybetiyle karşımızdaydı ve ona dokunabilirdik.Hayranlıkla bu sanat eserin seyrettik,ona sarılıp Gülcan’a poz verdik ve vedalaştık.
    Üstü örtülü kanallardan yüzerek geçtik .Oldukça yüksek kubbeli mistik odada Hasan’dan “Makber”i dinlerken bu mükemmel akustiğe hayran kaldık
    Dağlardan süzülerek akan şelalelere ulaştık, kana kana buz gibi sulardan içtik.Bununla yetinmeyen Apo şelalelerin üzerine çıkarak küçük bir cennet bahçesini keşfetmiş oldu.Küçük küçük şelaleleler kazanlara akıyor yosun tutmuş bu krater çanakları yeşilin bütün tonlarıyla güneş ışığı altında renkten renge giriyordu.Görsel güzeliklerini yaban nanesi kokularıyla destekleyen bu küçük cennete de doyamadan veda edip yolumuza devam ettik.
    Dere yatağı açılarak devam ediyordu, artık kanyonun sonuna geliyorduk, yan duvarlardan küçük şelaleler arkamızdan gözyaşı döküyor ,balıklar zıplayarak bize güle güle diyordu.
    Dört gün rüya gibi geçti seneye yeniden gelmek için VALLA söz vererek kanyondan ayrıldık.
    Bu aktivitede olağanüstü güç ve enerji harcayan ekip liderimiz sayın Celal Demirkıran’a ve tüm ekip arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler…
    Erdal BAYRAKTAR






    Kanyon ve Doğa sporları Araştırma Derneği
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    Etiketler:


  2. matiate

    matiate Zirve

    Mesaj:
    2.368
    Alınan Beğeni:
    0
    Şehir:
    İZMİR
    Ynt: Kad Valla Kanyonu 2010 Geçişi

    Allah'ım bizede nasip et bu güzelliği yaşamayı ... :smiley:
     


Forumdaki Benzer Konular

Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş


Yükleniyor...