İstanbul'daki Müzeler

'İSTANBUL' forumunda behicefe tarafından 8 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu

  1. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    500. YIL VAKFI TÜRK MUSEVİLERİ MÜZESİ


    [​IMG]



    Telefon:0212 292 63 33-34
    Fax: 0212 244 44 74
    E-mail: info@muze500.com
    Web: www.muze500.com
    İlçe: Karaköy
    Adres: Karaköy Meydanı, Perçemli Sokak No:1 Karaköy İstanbul


    Türkiye’nin bu alanda ilk ve tek müzesi olma özelliğini taşıyan 500. yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi, 1985 yılından beri artık fiili hizmette bulunmayan Zülfaris Sinagogu binasında 25 Kasım 2001 tarihinde hizmete girdi. Sokağın adı, eski kent haritalarında Zülfaris olarak okunur. Bu sözcük, “gelin perçemi” anlamına gelen Osmanlıca “zülf-ü arus”un halk dilinde kısaltmasıdır. Asıl adı “Kal Kadoş Galata” olan sinagog da halk arasında bu isimle anılmıştır.


    1671’de varlığı bilinen, muhtemelen Cenevizlilerden kalan temelleri üzerine, 19. yüzyıl başında yeniden inşa edilen ve 1985’lere kadar sinagog olarak hizmet veren bu bina, “500. Yıl Kutlama Etkinlikleri” çerçevesinde 500. Yıl Vakfı tarafından restore edilerek müzeye dönüştürüldü.


    Üç kat üzerine kurulu olan müzenin giriş avlusunu, I. Dünya Savaşı, Çanakkale Cephesi ve Kurtuluş Savaşı sırasında vatan savunması uğruna yaşamlarını feda eden Türk Yahudi askerlerin anısına dikilen, heykeltıraş Nadia Arditti’nin “Yükselen Ateş” yapıtı süslemektedir. Bir zamanlar, gelinlerin, babalarının kolunda çıkarak eşlerinin kolunda indikleri merdivenlerden varılan birinci kattaki ana holde; Türk Yahudileri’nin tarihi, dini eşyalarda ve sosyal hayatta etkileşim, toplumsal yaşamın değişik alanlarına katılım, Osmanlı’da ilk matbaa, Türk Yahudi Basını’nın tarihçesi, Lozan Antlaşması’nın 42. maddesinden feragat, ulu önder Atatürk tarafından daha 1933 yılında ülkemize davet edilen ve Nazi baskısından kaçarak akademik yaşamlarına üniversitelerimizde devam eden Alman ve Avusturyalı bilim adamları, İkinci Dünya Savaşı sırasında görev yaptıkları Nazi işgali altındaki kentlerde yüzlerce Yahudi’yi ölümden kurtaran “Türk Schindler’leri” Türk diplomatlarının, onur köşesi ve daha birçok bilgi; objeler, panolar, grafikler ve haritalarla sunulmaktadır.


    Ana kubbenin izdüşümüne rastlayan ışıklı sekizgende Zülfaris’in tarihçesi ve sinagogda cereyan eden önemli olaylardan bazı alıntılar sergilenmektedir. Sinagog olarak işlev gördüğü dönemde kadınların ibadetine ayrılan üst galeride, sağ kanatta insan manzaraları, (erkekler, kadınlar, çiftler, çocuklar, aileler ve piknikler) sol kanatta ise 400. yıl ve 500. yıl kutlama etkinlikleri, Aşkenaz cemaatinin tanıtımı, her biri ayrı bir ibret belgesi olan Haydarpaşa Hemdat İsrael Sinagogu ve Manisa Moris Şinasi Çocuk Hastanesi’nin öykülerinin sergilendiği panolara yer verilmektedir.


    Etnografya bölümü olarak düzenlenen zemin kat salonunda ise, lohusalık-doğum ve sünnet, çeyiz, düğün kompozisyonlarının yanı sıra 1860 ila 1960’lı yılları arası kronolojik sırayla gelin-damat fotoğrafları bir zaman tüneli işlevi içinde nostaljik anıları tazelemekte, değişik giysiler, gelinlik, tılsımlar, mücevherler ve benzeri konularda örnekler de bu bölümde yer almaktadır...

    Müzeden ayrılırken, sokak kapısına doğru sağ duvardaki panoda; Atatürk, İsmet İnönü, Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Mesut Yılmaz‘ın, Türk Yahudileri’yle ilgili beyanlarından özetleri okumak mümkündür.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi - Perşembe arası 10.00 - 16.00, Cuma ve Pazar 10.00 - 14.00 saatleri arasında açıktır. Cumartesi ve bazı özel günlerde kapalıdır.
    Ücret: 5 YTL.
     


  2. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    İstanbul'daki Müzeler

    ADAM MICKIEWICZ MÜZESİ



    [​IMG]



    Telefon:0212 253 66 98
    İlçe: Beyoğlu
    Adres: Dolapdere, Tatlı Badem Sokak, Beyoğlu İstanbul


    Polonya`nın talihsiz Şairi.... Ezilmiş insanların davası için Avrupadaki 25 yıllık hayatının sonunda, milli gayeler uğrunda, Istanbul`a geldi. Maksadı Rusya ile yapılmakta bulunan Kırım Savaşı`nda, Türk hizmetinde çalışan Polonyalılarla ilişkileri arttırmak, onları güçlendirmekti. Yaptığı temaslar sırasında, şimdiki Istanbul`un Kurtuluş semtine düşen sırtlarda kurulan, çadırlardaki hastaları ziyaret etti. Oradan aldığı sanılan koleradan 1855 yıllının yağmurlu bir gününde, 26 Kasımda, oturduğu Tarlabaşı`ndaki evde sessizce öldü. Vatanları için dünyanın her köşesine dağılmış bulunan Polonyalılar`a milli şiirleriyle ışık ve güç veren şairin ölümü, dünya fikir alemini yıllarca etkiledi.

    Adam Mickiewicz 1855 yılında Istanbul`a geldi. Bu geliş, Boğaziçi`nde eğlenmek ve dinlenmek amacıyla değildi. 1848 yılında Osmanlı Devleti`ne sığınan Polonyalılar`ın durumunu incelemek ve 1853 yılında başlayan Kırım Savaşı`nda onların Türkiye safında aldıkları yeri güçlendirmek gayesiyle Osmanlı Devleti`ne gelmişti. Çünkü Kırım Savaşı Polonyalılar için, bir fırsattı. Fransızlar, Ingilizler, Sardunyalılar, Ruslar`a karşı Türkler`i desteklemekteydiler.

    Istanbul`un Beyoğlu semtinde (Tatlı Badem sokağı)`nda köşebaşında, 29 nolu bir bina vardır. Bu üç katlı, her katta küçük iki odası bulunan 128 yıl önce, Polonya`nın milli şairi Mickiewicz`in oturduğu ve gözlerini kapadığı evdir. Bu ev Kırım Savaşı`nda Polonyalılar`ın "toplandıkları, hararetli konuşmalar yaptıkları, bir merkezdi. Adam Mickiewicz ve arkadaşları bu evde kalırlar, yemeklerini kendileri pişirirlerdi. Polonyalı göçmenler arasında, 1830 yılındaki ayaklanma sonunda Istanbul`a gelen, ve Polonezköy`ü kuran Adam Czartoryski, yazar T.T. Jez ile (Hanri) takma adıyla Sobozowski ve sonradan müslüman olan Adam Michalowski de vardı. Şairin evinde kalan yakın arkadaşlarından Sobozowski o günlerde gönüllü olarak Kırım Savaşı`na katılacaktı. Ilk iş olarak bu savaşa katılanların giydikleri orijinal bir kalpakla, elbise satın aldı. Şair Mickiewicz, anılarında, bu arkadaşının orijinal kalpağıyla, pasaportundan başka hiçbir şeye değer vermediğini uzun uzun anlatır. Polonyalılar`ın Tarlabaşı`nda o sıralarda yadırgadıkları tek şey yangındı. Çünkü Istanbul`da sık sık yangın oluyordu. Günün birinde kendi evlerine sirayet edeceği korkusuyla, bu savaş yolcusu arkadaşının, uyurken kalpağıyla pasaportunu daima yastığının altına yerleştirdiğini, bir yangın çıktığında, önce bunları kurtarmayı tasarladığını hikaye eder.

    26 Kasım 1855 günü Şair Pera`da (bugünkü Beyoğlu) vefat etmiştir. Şehrin kenarındaki bu karanlık oda Şairin binbir güçlükte dolu hayatını simgelemektedir. 1855-1955 müze büyük Polonyalı Şair Adam Mickiewicz`in vefatının 100. yıldönümünde açıldı. Aynı zaman binanın mahsenindeki bir oda Şairin sembolik kabrine tahsis edilmiş, içine haç ve üzerinde 26 Kasım-30 Aralık 1855 - Adam Mickiewicz`in geçici kabri yazısı bulunan hatıra levhası yerleştirilmiştir.

    Müze; Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü`ne bağlıdır.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi dışında her gün 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
    Giriş Ücreti: 2 YTL.
     


  3. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    İstanbul'daki Müzeler

    AŞİYAN MÜZESİ


    [​IMG]


    Telefon:0212 263 69 86
    İlçe: Bebek
    Adres: Aşiyan Yokuşu, Bebek İstanbul


    Ünlü Türk Şairi Tevfik Fikret`in 1906-1915 yılları arasında yaşadığı ev olan AŞİYAN; 1940 yılında eşi Nazime Hanım`dan İstanbul Belediyesi tarafından satın alınıp, 1945 yılında Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak açılmıştır. Daha önceleri Eyüp mezarlığında bulunan naaşı, 1961 yılında doğal görünümü ile çok beğendiği bu bahçeye nakledilmiş ve bu tarihten sonra müze "Aşiyan Müzesi" adını almıştır.

    Tevfik Fikret, evinin projelerini kendisi çizmiş, Farsça "Yuva" anlamına gelen Aşiyan kelimesini de buraya isim olarak koymuştur. Bahçe içerisinde ahşap 3 katlı olan Aşiyan Müzesinin zemin katı bugün idari işler için kullanılmaktadır.

    Birinci katta Edebiyat-ı Cedideciler`in fotoğraf, kitap ve özel eşyalarının sergilendiği Edebiyat-ı Cedide Odası, Abdülhak Hamit`e ait kişisel eşyalar, tablolar, fotoğraflar, çalışma masası ve koltukların bulunduğu Abdülhak Hamit Salonu, kadın şairlerimizden Nigar Hanım`a ait kitaplar, fotoğraf, resimler, şahsi arşiv ve eşyalarının sergilendiği Şair Nigar Hanım Odası bulunmaktadır.

    Tevfik Fikret`e ayrılmış olan ikinci katta; şairin yatak odası ve çalışma odası yer almaktadır. Şairin yaşadığı yıllarda yatak odası olarak kullandığı odada; şahsi eşyaları, vefat ettiği yatak ve Mihri Hanım tarafından şairin yüzünden alınan maskın kopyası gibi objeler sergilenmektedir. Çalışma odası olarak kullandığı odada ise; çalışma masası ve koltuğu, kendisi tarafından yapılan resim çalışmaları, tablolar bulunmaktadır.
    Şehzade Abdülmecit Efendinin, Tevfik Fikret`in "Sis" şiirinden esinlenerek yaptığı ünlü "Sis"tablosu da buradadır.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazar-Pazartesi günleri hariç 09.00-16.00 saatleri arasında açıktır.
    Ücret: Ücretsiz
     


  4. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    İstanbul'daki Müzeler



    ASKERİ MÜZE


    [​IMG]


    Telefon:(0212) 233 27 20 ( 4 Hat )
    Fax: (0212) 296 86 18
    Web: www.tsk.mil.tr
    İlçe: Harbiye
    Adres: Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, Valikonağı Caddesi Harbiye Şişli İstanbul


    Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, İstanbul Harbiye semtinde konuşlandırılmıştır.Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı`na bağlıdır.
    Askeri Müze`nin Tarihçesi:
    Koleksiyonların zenginliği ve çeşidi açısından dünyanın en önde gelen müzelerinden birisi olan Askeri Müze’nin kuruluşu modern anlamda olmamakla beraber 15 nci yy.a kadar uzanmaktadır. 1453’de İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Aya İrini Kilisesi, değerli harp silah, araç ve gereçlerinin toplandığı “Cebehane” olarak düzenlenmiştir. 1726 tarihinde Cebehane’deki tüm malzemeler düzenlenerek “Dar-ül Esliha” adı ile yeni bir kuruluş gerçekleştirilmiştir. Modern anlamda müzeciliğin temeli Tophane Müşiri Damat Ahmet Fethi Paşa’nın gayretleri ile 1846 yılında atılmış ve bu tarih Türk Müzeciliği’nin ve Askeri Müze’nin gerçek anlamda ilk kuruluşu olmuştur. Aya İrini’deki revakların araları camekanlarla kapatılarak, sergileme mekanları haline getirilmiştir. Bu mekanlardan bir bölümünde eski harp silah, araç ve gereçlerinden oluşan koleksiyonlar, diğer bölümlerde ise arkeolojik eser koleksiyonları sergilenmiştir. Ahmet Fethi Paşa’dan sonra Aya İrini’deki bu koleksiyonlar kısa bir süre sonra ilk defa müze adını alarak “Müze-i Hümayun” olarak isimlendirilmiştir. Müze teşkilatının kurulmasından sonra özellikle arkeolojik eserlerin sayısının artması üzerine bu eserler Çinili Köşk’e taşınmış ve bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin temeli atılmıştır. Ahmet Muhtar Paşa, silah koleksiyonlarını ilanlar ve resmi yazışmalarla zenginleştirmiştir. Kütüphanesi, sineması, atış poligonu, yayınları, kıyafethanesi ve mehteri ile günümüz çağdaş müzecilik anlayışına uygun nitelikte bir müze oluşturulmuştur. 1940 yılına kadar Aya İrini’deki faaliyetlerini sürdüren Askeri Müze, İkinci Dünya Savaşı`nın Türkiye’ye sıçrayabileceği düşüncesi ile faaliyetlerine bir süre ara vermiştir. Savaş tehlikesinin ortadan kalkmasından sonra 1949 yılında Maçka Silahhanesi’nde depolanan eserler 1959’dan itibaren Harbiye Mektebi Jimnastikhanesi binasında tekrar sergilenmeye başlamıştır. Bu binanın zamanla Askeri Müze koleksiyonları için yetersiz kalması ve çağdaş anlamda gelişime yönelik adımların atılmasına imkan vermemesi üzerine 1966 yılından itibaren restorasyon çalışmaları sürdürülen eski Harbiye binasının Askeri Müze olarak kullanılmasına karar verilmiş ve 10 Şubat 1993 günü yeni bir düzenleme ile ziyarete açılmıştır.

    Askeri Müze Teşhir Salonları:
    Salonlarımızda, Askeri Müze koleksiyonlarında bulunan 45.000`i aşkın eserden titizlikle seçilen yaklaşık 5.000 eser sergilenmektedir. Dönem, konu gibi değişik açılardan ele alınarak gruplandırılan bu zengin koleksiyon içinde çeşitli silahlar, askeri kıyafetler, çadırlar, bayraklar ve sancaklar ile benzeri türde çok değişik askeri kültür varlıkları yer almaktadır. Bunlar arasında ahşap ve maden süsleme sanatının güzel örneklerini oluşturan tüfek, tabanca, top ve kılıçlar, zarif süslemeleri ve kitabeleriyle zırhlar, kalkanlar ve miğferler, Osmanlı ordusunun görkemini vurgulayacak nitelikteki altın görünümünde tombaklar ve Osmanlı saray çadırlarının en nadide örnekleri bulunmaktadır.

    1. Giriş Salonu: Burada Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi binasının maketi ve müze koleksiyonundan seçme bazı objelerin yer aldığı Tanıtım Vitrini bulunur.
    2. Tanıtım Salonu: Bu salonda, Askeri Müzenin tarihi; 1846’dan günümüze kadar uzanan bir periyot içinde çeşitli fotoğraf, belge ve yayınlarla belgesel olarak anlatılmaktadır.
    3. Atıcı Silahlar Salonu: Bu salonda ok ve okçulukla ilgili eserler sergilenmektedir. 17-19.yy. arasındaki Osmanlı ok ve yayları, ok hedefleri, ok-yay muhafazaları, yay germe gereçleri, ok yatakları, yayı gererken parmağa takılan şestler salonun ana malzemeleridir.
    4. Binicilik Salonu: Bu salonda 19.-20.yy. binicilik ve süvari sınıfı ile ilgili malzemeler sergilenmektedir. Eyerlerde Alman, İngiliz tipinde yapılmış Türk eyerleri çoğunluktadır.
    5. Fatih ve Yavuz Köşesi: Fatih Sultan Mehmet (1451-1481) ve Yavuz Sultan Selim (1512-1520)’in atlı mankenleri, İstanbul’un fethinde Osmanlı gemilerinin karadan Haliç’e indirilmesini gösteren panaromik maket yer almaktadır.
    6. Kesici Silahlar Salonu: Sergilenmekte olan Avrupa kökenli kesici ve delici silahların en eski örneklerini orta çağ Avrupa kılıçları ve sırıklı silahlar grubu oluşturmaktadır.
    7. Savunma Silahları Salonu : Avrupa savunma silahlarının büyük bölümünü Avrupa miğferleri oluşturmaktadır. En eski örnekleri 14.yy.a ait olan miğferlerin, 15. ve 16.yy.lara ait örneklerinde kapalı formlar hakimdir. Bir veya birkaç parçalı yüz siperlikleriyle çok çeşitli örnekleri görülebilen bu miğferlerde bezeme yoktur.
    8. Atatürk Dershanesi: Türkiye Cumhuriyeti`nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Harp Okulu ve Harp Akademisi öğrenimini Askeri Müze Binası`nda tamamlamıştır. Mustafa Kemal`in Harp Akademisi 3. Sınıfını okuduğu dershane O`nun anısına düzenlenmiştir. Sınıfta Atatürk`ün okul yaşamı ile ilgili fotoğraf ve belgeler de sergilenmektedir.
    9. Ateşli Silahlar Salonu: 16.yy.dan 20.yy. başına kadar imal edilmiş çeşitli Avrupa ve İslam ateşli silahları bulunur. Bunlar Fitilli, çakmaklı, kapsüllü ve iğneli olmak üzere gelişim gösteren tüfek ve tabancalardan oluşur.
    10. Top Maketleri ve Küçük Çaplı Top Teşhir Salonu: Bu salonda 15 - 20. yy.lar arasına tarihlenen Osmanlı dönemi ahşap ve metal top modelleri ile yabancı devletlere ait modeller yer almaktadır.
    11. Somali-Bosna-Kosova -İç Güvenlik Salonu: Bu bölümde, Birleşmiş Milletler kararı gereği barışı korumak amacıyla Somali, Bosna ve Kosova’da görev yapan Türk Birliklerine ait sancak, üniforma, nişan ve madalya gibi malzemeler ile fotoğraflar sergilenmektedir.
    12. Askeri Kıyafetler Salonu: Osmanlı Devletinde Yeniçeri Ocağı’nın kurulması ile birlikte orduda görev yapan kişilerin ayrı bir kıyafet giymeleri kabul edilmiştir. Başlangıçta kıyafet tespitinde elbiseden çok başlıklara önem verilmiş ve askeri barışta halktan, savaşta ise düşmandan ayırmaya yarayacak başlıklar kullanılmıştır.
    13. Bayrak ve Sancaklar Salonu: Bu salonda Osmanlı Devleti dönemine ait sancaklar, Cumhuriyet Dönemine ait Alay Sancakları ve yabancı devletlere ait bayraklar sergilenmektedir.
    14. Çadırlar Salonu: Askeri Müze’deki çadırların tümü Osmanlı İmparatorluğu dönemine aittir. En erken örnekleri 17.yy.dan başlayan çadır ve çadır parçalarından oluşur.
    15. Şehitler Galerisi: Bu salon tarih boyunca bağımsızlık uğruna büyük zaferler kazanırken, yine aynı uğurda canlarını feda eden tüm şehitlerimize atfedilmiştir.
    Diğer Salonlar ise;16. Meşrutiyet Salonu, 17. I. Dünya Savaşı Salonu, 18. Çanakkale Savaşı Salonu, 19. Kurtuluş Savaşı Salonu, 20. Kore-Kıbrıs Salonu, 21. Etnoğrafik Eserler Salonu, 22. kGenelkurmay Başkanları Salonu, 23. Kenan Evren Salonu, 24. Atatürk Salonu, 25. Mehter Enstrümanları Salonu, 26. Harbiye Hamamı, 27. III. Selim Köşesi, 28 Fermanlar, Beratlar, Yazma Eserler Salonu.

    Halka Açık Mehter Konserleri: 500 kişilik modern Atatürk salonunda müzenin açık olduğu günlerde (Pazartesi-Salı dışında) her gün 15.00 ila 16.00 saatleri arasında Mehterin tarihçesini anlatan İngilizce ve Türkçe multivizyon ile 20’şer dakikalık iki seans halinde verilen konser ilgi görmektedir.
    Ziyaret Gün ve Saatleri: Askeri Müze;dini bayramların birinci günü,yeni yılın ilk günü ile pazartesi ve salı günleri dışında her gün 09:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.
     


  5. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    İstanbul'daki Müzeler

    ATATÜRK MÜZESİ (İnkılap Müzesi)


    [​IMG]


    Telefon:(0212) 240 63 19
    Web: http://www.ataturk.net
    İlçe: Şişli
    Adres: Halaskargazi Caddesi No: 250 Şişli İstanbul



    Bir Ulusun Kurtuluşuna İlk Adımın Atıldığı Mekan

    Mustafa Kemal Atatürk`ün Milli Mücadele Çalışmaları sırasında kiracı olarak kaldığı ev (Aralık 1918-16 Mayıs 1919) 28 Mayıs 1928’de İstanbul Belediyesi (Şehremaneti) tarafından satın alınarak, 15 Haziran 1942’de İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından Atatürk İnkılabı Müzesi olarak ziyarete açıldı.

    9 Ocak 1962’de geçirdiği yangın tehlikesinden sonra onarılarak 4 Mart 1962’de açılan müze, 1977’de Belediye tarafından Turing Otomobil Kurumu ve İş Bankası’na restore ettirildi ve 19 Mayıs 1981’de tekrar ziyarete açıldı. Müze 1989 yılında onarım amacıyla kapatılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bir kez daha restore edilerek 1991 yılında yeniden hizmete girdi.

    Mustafa Kemal Paşa, Aralık 1918-16 Mayıs 1919 tarihleri arasında kaldığı bu evde asker ve sivil arkadaşlarıyla birlikte vatanın kurtuluş planlarını hazırladı. Çalışma arkadaşları arasında, İsmet (İnönü) Paşa, Ali Fuat (Cebesoy)Paşa, Kazım (Karabekir) Paşa ve Rauf Orbay gibi önemli isimler vardı.

    Mustafa Kemal Paşa döneminde evin giriş katında yaver ve yemek odaları, 2 nci katında toplantı ve çalışma salonu ile yatak odaları bulunuyordu. 3 ncü kat ise annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule Hanım tarafından kullanılıyordu.

    Atatürk Müzesi koleksiyonunun önemli bölümünü Atatürk`ün kişisel eşyaları, kıyafetleri, üniformaları, askeri ve sivil yaşamına ait fotoğrafları, el yazısı ile yazdığı çeşitli belgeleri, madalyaları, hatıra eşyaları oluşturmaktadır. Müzeye kızkardeşi Makbule Atadan tarafından armağan edilen eşyalar arasında sivil giysiler, "Mustafa Kemal’’ armasını taşıyan mendil ve gömlekler ile iç çamaşırları bulunmaktadır.

    Müşir üniforması ve Sivas Kongresinde giydiği elbise, tarihi değeri önemle vurgulanacak parçalar arasındadır.
    Yazı takımı ile ilgili parçalar, sigara tabakaları, madalyalar, Amerika Başkanı Roosevelt’in hediyesi olan ahşap möbleli radyo-pikap hatıra eşyaları arasında yer almaktadır.
    Ressam İbrahim Çallı ve Zeki Kocamemi tarafından yapılmış yağlı boya tablolar da koleksiyonun önemli parçalarındandır. Müzede orijinal eserler arasında V.Pisani tarafından yapılmış olan ve Kurtuluş Savaşı`nı simgeleyen suluboya tablolar da bulunmaktadır.

    MÜZEDE SERGİLENEN ESERLERDEN ÖRNEKLER: V. Pisani suluboya tablolar, İbrahim Çallı, Atatürk`e ait Müşir elbisesi, Atatürk`ün saçından bir tutam

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Müze Pazar ve Perşembe dışında 09:00 - 16:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.
    Giriş Ücreti: Giriş ücretsizdir.
     


  6. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    İstanbul'daki Müzeler


    ANADOLU HİSARI MÜZESİ

    [​IMG]


    Telefon:(0212) 263 53 05- 265 04 10
    İlçe: Beykoz
    Adres: Anadoluhisarı, Beykoz İstanbul


    Boğaz’ın Anadolu yakasında, Göksu Deresi’nin denize döküldüğü yerde, adını hisardan alan semtte bulunmaktadır.
    Anadoluhisarı; Osmanlılar’ca Boğaz’da yapılan ve geçişleri kontrol altına almayı hedefleyen ilk hisardır. İstanbul’u fethetmek isteyen ve kuşatan Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından, Karadeniz’den Bizans’a gelecek yardımlara engel olmak için 1394’te yaptırılmıştır. Yedi dönümlük alanı kaplayan ve bulunduğu mevkiye adını vermiştir. Bu yapıya II. Mehmed (Fatih) Devrinde "Hisarpeçe", depo ve bazı ikametgah amaçlı yapılar eklenmiştir. 1928 yılında Kandilli Belediyesi tarafından bazı küçük onarımlar yapılmıştır. 1991-1993 yılları arasında Kültür Bakanlığı tarafından bazı onarımlar yapılmıştır. Bugün Anadoluhisarı, Beykoz Belediyesi sınırları içinde yer almaktadır. Hisarda taşınır kültür varlığı bulunmamaktadır. Ziyarete açılmamıştır. Bugün Anadoluhisarı, Beykoz Belediyesi sınırları içinde yer almaktadır.

    Ziyaret Saat ve Günleri: Hisarlar Müzesi Müdürlüğü’nün izni ile gezilebilir.
     


  7. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    İstanbul'daki Müzeler

    AYA İRİNİ KİLİSESİ MÜZESİ (St. İrene)


    [​IMG]


    Telefon:0212 528 45 00
    Fax: 0212 512 54 74
    E-mail: ayasofyamuzesi@hotmail.com
    İlçe: Sultanahmet
    Adres: Topkapı Sarayı Avlusu, Sultanahmet İstanbul


    Aya İrini, Bizans`ın İlk Kilisesi...
    Konstantin, şehri yeniden kurarken kendi adına bir forum, saray ve hipodromun yanı sıra, 330`larda Roma tapınaklarının üzerine Aya İrini Kilisesi`ni inşa ettirir. Aya İrini ya da Hagia Eirene`nin sözlükteki anlamı `Kutsal Barış`; ama aynı zamanda da, aynı yüzyılda yaşamış bir azize. Azizenin gerçek adı Penelope`dir. Hıristiyanlığı yaymaya çalışır. Putperestler tarafından yılanlarla dolu bir kuyuya atılır; ölmez. Taşlanır, atlara bağlanıp sürüklenir; yine de ölmez. Mucizelerin sonunda putperestler Hristiyan olur; İrini de bir azize. İmparator Konstantin, bu olağanüstü olay üzerine yaptırdığı tek tanrılı dinin ilk mabedine Aya İrini adını verir.

    Aya İrini, Bizans`tan günümüze kalan atriumlu tek kilise. Atrium, eski Roma tapınaklarının ortasındaki çevresi revaklı bir avlu. Aya İrini, yerini aldığı tapınağın özelliklerini bugüne kadar getirmiş. Ancak bugünkü Aya İrini, aynı Aya İrini değil. Çünkü ahşap ilk Aya İrini, 532`de yanmış. İmparator Iustinianos, çok tanrılı inancı kesinlikle yasaklayınca ayaklanan halk, Zeus`a sığınarak hem Ayasofya`yı, hem de Aya İrini Kilisesi`ni yakmış... İustinianos, Ayasofya ve Aya İrini`yi yeniden yaptırmış. Ancak Aya İrini 564`te bir kez daha yanmış. Onarılmış... İki yangından sonra, bu defa depremlerle sallanmış. Yani kilise üç kez onarılmış.

    Osmanlı sultanı II. Mehmet, İstanbul`a girip yeni bir dönemi başlatır. Yapımına başlanan Topkapı Sarayı`nın dış duvarları, Ayasofya ve Aya İrini`nin arasından geçer. Aya İrini bir süre sonra silâhların bakım ve onarımının yapıldığı iç cephane olur.
    Aya İrini, Osmanlı`nın ilk müzesidir. Depodaki silâhlar antika olunca 19. yy.`da ilk müze Aya İrini`de açılır. Aya İrini`nin galerilerine çıkışı sağlayan çift kanatlı merdivenler o sıra yapılır. Osmanlı, Aya İrini`ye, ana kapıdaki 1726 tarihli kitabeyi ve merdiveni ekler.

    Aya İrini`yi sallayan o eski depremler sırasında Bizans`ta ikonalar, dinen yasaklandığı için onarımlarda duvarlar süslemesiz bırakılmış. Bugün, Osmanlı`nın üzerine bir bayrak asarak kapattığı apsis yarım kubbesindeki İsa`yı simgeleyen haç ve haçın altında İsa`nın çarmıha gerildiği Golgota Tepesi`ni simgeleyen birkaç basamaklı kürsü çizimi dışında bir motif kalmış.

    1453 yılında İstanbul`un fethinden sonra kilise camiye çevrilmediği için yapıda önemli bir değişiklik yapılmamıştır. Uzun süre ganimet ve silah deposu olarak kullanılmıştır. Tophane müşirlerinden Damat Ahmet Fethi Paşa 1846 yılında Türk müzesinin ilk nüvesini oluşturan eserleri burada sergilenmiştir. 1869 yılında Aya İrini, Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) adını almıştır. Zamanla, sergi mekânlarının yetersiz kalması nedeniyle buradaki eserler 1875 yılında Çinili Köşk`e taşınmıştır. 1908 tarihinden itibaren Aya İrini Askeri Müze olarak kullanılmıştır. Daha sonra bir süre boş kalan yapı onarılmış ve Ayasofya Müzesi Müdürlüğü`ne bağlı bir birim haline getirilmiştir.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Ayasofya Müzesi restorasyon çalışmaları nedeniyle ziyarete kapalıdır. Ayasofya Müzesi Müdürlüğü’nün izni ile gezilebilir.
     


  8. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    AYASOFYA MÜZESİ I. MAHMUT KÜTÜPHANESİ


    [​IMG]



    Telefon:0212 522 17 50 - 522 09 89
    Fax: 0212 512 54 74
    E-mail: ayasofyamuzesi@hotmail.com
    İlçe: Sultanahmet
    Adres: Sultanahmet Meydanı İstanbul


    Ayasofya`nın güneyindeki iki payanda arasında yer alır. Türk yapı ve süsleme sanatının ilgi çekici bir eseridir. 1739 yılında I. Sultan Mahmud tarafından yaptırılmıştır. Kütüphane, okuma salonu, Hazine-i Kütüb (kitapların korunduğu oda) ve bu iki bölümün arasındaki koridordan oluşur. Okuma odası, Ayasofya ana mekânından başlıkları baklava dilimli altı sütunun taşıdığı bir camekân ve bunu örten tunç şebeke ile ayrılır. Kütüphaneye girişi sağlayan iki kanatlı kapı da çiçek ve kıvrık dallarla süslü tunç şebeke ile kaplıdır ve "Ya Fettah" oymalı iki kulpu vardır. Okuma odasının duvarları çini ve yazı frizleriyle bezenmiştir. Kapının karşısındaki duvarda Sultan I. Mahmud`un yeşil çinilerle bordürlenmiş somakiden tuğrası yer almaktadır.

    Okuma odası ile Hazine-i Kütüb`ü birleştiren koridor, çiçek, gül, karanfil, lale, servi motiflerinin görüldüğü çini panolarla bezelidir. Bu panolar renk ve şekil bakımından eşsizdir. Hazine-i Kütüb 4 sütun ve bir seki ile birbirinden ayrılan iki mekândan oluşur. Birinci bölüm kubbe, diğeri aynalı tonozla örtülüdür. Kubbe sekiz köşeli bir kasnağa oturtulmuştur. Bu bölümün ortasına ahşap kitap dolabı yerleştirilmiştir. Koridordan bu bölüme girilen kapının iç tarafında Sultan I. Mahmud`un tuğrası ve bunun üstünde 15 beyitlik yapım kitabesi vardır ve şiirin sonuna h. 1152 (1739) tarihi eklenmiştir. Kubbe kasnağını siyah zemine sarı celî ile yazılmış bir yazı, duvarları ise kırmızı zemine altın yaldız talik bir yazı frizi süslemektedir. Ahşap kitap dolabını, kırmızı zemine altın yaldızı, talik yazı ile yazılmış, son beytinde yapım tarihi belirtilen Arapça bir kaside çevrelemektedir. Bu bölümde de duvarlar çiniyle bezelidir.

    Kütüphanede 16-17-18. yüzyıllara ait İznik, Kütahya, Tekfur Sarayı çinileri bir arada kullanılmıştır. Hazine-i Kütüb`deki 16. yüzyıl İznik çinileriyle, koridorda aynı yüzyıla ait bahar açmış çiçek dalları kompozisyonu Türk çini sanatının en güzel örnekleridir. Kütüphane tamamlandıktan sonra Sultan I. Mahmud Galata Saray-ı Humayun`daki kitapları buraya göndermiş, ayrıca Topkapı Sarayı Hazine-i Humayun`undaki değerli kitapları da, kendi mühürü ile mühürletip buraya vakfetmiştir. Şeyhülislâm Sadettin Efendi ve devlet ileri gelenlerinin de vakfettiği kitaplar vardır. Kütüphanede yaklaşık 5000 el yazma kitap bulunuyordu. Bu kitaplar, 1969 yılında Süleymaniye Kütüphanesi`ne taşınmıştır.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Her gün 09.00-18.00 saatleri arasında açıktır.
     


  9. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    AYASOFYA MÜZESİ


    [​IMG]


    Telefon:0212 528 45 00
    Fax: 0212 512 54 74
    E-mail: ayasofyamuzesi@hotmail.com
    İlçe: Sultanahmet
    Adres: Sultanahmet Meydanı, Sultanahmet Eminönü İstanbul


    Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya, Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür. Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra, mimarisi, mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir.

    Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935`ten bu yana müze olarak tarihi işlevini sürdürmektedir. Bizans tarihçileri (Theophanes, Nikephoros, Gramerci Leon) ilk Ayasofya`nın İmparator I. Konstantinos (324-337) zamanında yapıldığını ileri sürmüşlerdir. Bazilika planlı, ahşap çatılı bu yapı, bir ayaklanma sonunda yanmıştır. Bu yapıdan hiçbir kalıntı günümüze gelmemiştir.

    İmparator II. Theodosius, Ayasofya`yı ikinci defa yaptırmış ve 415`te ibadete açmıştır. Yine bazilika planlı bu yapı 532`de Nika ihtilali sırasında yanmıştır. 1936 yılında yapılan kazılarda bununla ilgili bazı kalıntılar ortaya çıkmıştır. Bunlar mabede girişi gösteren basamaklar, sütunlar, başlıklar, çeşitli mimari parçalardır.

    İmparator Iustinianus (527-565) ilk iki Ayasofya`dan daha büyük bir kilise yaptırmak istemiş, çağın ünlü mimarlarından Miletos`lu İsidoros ve Tralles`i Anthemios`a günümüze ulaşan Ayasofya`yı yaptırmıştır. Anadolu`nun antik şehir kalıntılarından sütunlar, başlıklar, mermerler ve renkli taşlar Ayasofya`da kullanılmak üzere İstanbul`a getirilmiştir.

    Ayasofya`nın yapımına 23 Aralık 532`de başlanmış, 27 Aralık 537`de tamamlanmıştır. Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30,31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür. Ayasofya`nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler IX.-XII. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir.

    Ayasofya İstanbul`un fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli onarımlar görmüştür. Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı sanatının en güzel örneklerini içerir. Bunlardan kubbedeki ünlü Türk hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi`nin Kuran`dan alınma bir suresi ile 7.50 m. çapındaki yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır. Bu levhalarda, Allah, Muhammed, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Ebu Bekir, Hüseyin`in isimleri yazılıdır. Mihrabın yan duvarlarında ise Osmanlı padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği levhalar vardır.

    Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmet, Sultan III. Murat ve şehzadelerin türbeleri, Sultan I. Mahmut`un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecid`in hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofya`daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi günleri dışında her gün 09.00-19.00 saatleri arasında açıktır.
    Ayasofya Müzesi ve Galeri Katı Giriş Ücreti: 10 YTL.
     


  10. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler

    AYNALI KAVAK KASRI


    [​IMG]


    Telefon:(0212) 227 34 41
    Fax: (0212) 250 40 94
    İlçe: Eyüp
    Adres: Aynalı Kavak Caddesi, Hasköy Eyüp İstanbul


    Zengin tarihi kimliğine, İstanbul yaşamındaki özel yerine rağmen, ilk defa 4 Temmuz 1985`de ziyarete açılmış olan "Aynalıkavak Kasrı" birçok açıdan önem taşımaktadır. Ünlü gezgin Evliya Çelebi, Kasr`ın bulunduğu alanın Bizans döneminde imparatorlara ait bir bağ olduğunu söyler. Haliç kıyılarından Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen bu büyük bağ ve koru İstanbul`un fethinden sonra, "Fatih Sultan Mehmet`ten başlayarak sultanların beğenisini kazanmış, Osmanlı İmparatorluk Tersanesi`nin Kasımpaşa`da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte "Tersane Hasbahçesi" adını almıştır.

    Üçyüz yıl boyunca Haliç kıyılarını süsleyen ve Aynalıkavak Kasrı olarak bilinen bu yapı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde "Aynalıkavak Kasrı" ya da "Tersane Sarayı" adıyla anılan yapılar grubundan günümüze ulaşabilen tek örnektir. Deniz cephesinde iki, kara cephesinde tek katlı kütlesiyle geleneksel Osmanlı mimarlığının son ve en güzel örneklerinden biri olan Aynalıkavak Kasrı bezeme açısından da çağının zevkini en iyi biçimde yansıtır.

    Tersane Hasbahçesi, çeşitli dönemlerin yapılaşmaları sonucunda köşklerle, kasırlarla ve bu yapıların eklentileriyle bezenmiş, Haliç kıyısında oluşan bu yapılar grubu giderek "Tersane Sarayı" adıyla anılır olmuştur. Saray bütünü içinde yer alan ve Sultan III. Ahmet döneminde (1703-1730) yaptırıldığı sanılan Aynalıkavak Kasrı, Sultan III. Selim döneminde (1789-1807) yeniden düzenlenmiş, Sultan II. Mahmut döneminde de (1808-1839) değişikliklere uğrayarak bugünkü görünümünü almıştır.

    Yapı Arz Odası`yla, Divanhane`siyle, bu mekânların duvarlarını dolaşan yazıtlarıyla, alçı şebekeli pencereleriyle, III. Selim tuğralı ve Batı yaklaşımlı iç bezemeleriyle 18`nci yüzyıl mimarlık örnekleri içinde özel bir yer tutarken, Osmanlı geleneğine uygun, sedir, mangal, kandil gibi öğeleriyle, bugün yokolmuş bir yaşama biçiminin ilginç görünümlerini sergiler. Aynalıkavak Kasrı bugün bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulmakta ve bu yapıda beste yaptığı, müzikle uğraştığı bilinen büyük Türk bestecisi Sultan III. Selim`in anısı ışığında düzenlenen "Aynalıkavak Konserleri" ve araştırmaya yönelik konserler dizisi sürdürülmektedir. Bu konserlerin sonuncusu ise, "14. Uluslararası İstanbul Festivali" kapsamında yer almış, büyük ilgi görmüştü. Böylece, bugün ayakta kalmış bir bölümünün yapımında katkısı olan III. Selim ile de olay özdeşleştirilmiş olmakta, yaşatılması için çok özel bir müze-saray kimliği verilmektedir.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün; 1 Ekim-28 Şubat arasında 09.30-16.00, 1 Mart-30 Eylül arasında 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
     


  11. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler

    BASIN MÜZESİ


    [​IMG]


    Telefon:0212 513 84 58 – 511 08 75
    Fax: 0212 513 84 57
    E-mail: bm@tgc.org.tr
    Web: www.tgc.org.tr
    İlçe: Çemberlitaş
    Adres: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, Divanyolu Cad. No:84 Çemberlitaş İstanbul


    Maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından 1865 yılında Neo-klasik tarzda inşa edilmiş olup, Maarif-i Umumiye Nezareti ve İstanbul Darülfünun hizmetlerinde kullanılmıştır. Darülfünun olarak hizmet verdiği sıralarda (1875 Yılında) Uluslararası Resim Sergisi burada açılmıştır. II. Abdülhamit döneminde sansür binası olarak kullanılmıştır. 1908 yılında Şehremaneti’ne (İstanbul Belediyesi) devredilmiştir. 1908 yılından 1983 yılına kadar Belediyenin çeşitli bölümleri bu binada hizmet vermiştir.

    1983’de dönemin Belediye Başkanı Abdullah Tırtıl ve (Türkiye) Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun (Nezih Demirkent dönemi) birlikte yaptıkları görüşme sonunda Basın Müzesi olarak hizmet vermesi kararlaştırılmıştır. 1984-1988 yılları arasında restore edilip 9 Mayıs 1988 tarihinde hizmete açılmıştır.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, İstanbul`un ünlü kültür ve sanat merkezlerinden biridir. Ayrıca, Türkiye`nin tek Basın Müzesi dünyadaki benzerlerinden daha üstün niteliklere sahiptir. Başka ülkelerdeki Basın Müzeleri ya basın teknolojisine yönelik olmakta ya da basın - yayın dünyasındaki eserleri içermektedir.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, müzecilik açısından taşıdığı bu üstünlüğünün yanı sıra, kültür ve sanat etkinlikleri yönünden de devletçe dahi gerçekleştirilmeyen işlevleri yerine getiriyor. Konferans ve panel, gibi toplantılarla, çeşitli sanat çalışmaları ve değişik seminerler düzenlemesi Basın Müzesi`nin faaliyetlerinden yalnızca birkaçı.

    4 kattan oluşan Basın Müzesi, yalnız Sultanahmet – Çemberlitaş - Beyazıt turistik çevresinin bir kültür-sanat merkezi olmakla kalmıyor, İstanbul’un önde gelen bir övünç kaynağı oluyor.

    Teknolojik Nostalji: Basın Müzesi`nin salonlarında basın teknolojisinin başlangıçtan bu yana geçirdiği evrimi izlemek olasıdır. Taşbaskı örnekleri, düz baskı makinesi, rotatif tipo entertip, prova tezgahları, giyotin, eski daktilolar, teleksler, telefotolar arasında ücretsiz olarak nostaljik bir gezi yapabilirsiniz.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazar günleri haricinde her gün 10.00-17.00 saatleri arasında açıktır.

    Ücret:Müzeye giriş ücreti alınmamaktadır.
     


  12. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler

    BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ (BJK) MÜZESİ


    İlçe: Kabataş
    Adres: İnönü Stadı altı, Dolmabahçe Kabataş



    Beşiktaş Jimnastik Kulübü 1903`te "Osmanlı Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü" adıyla kurulduğunda tahtın sahibi II.Abdülhamid idi. Osmanlı İmparatorluğu`nu 1876`dan 1909`a dek 33 yıl boyunca sıkıyönetimle yöneten ve kurduğu müthiş istihbarat ağıyla uçan kuştan bile haberi olan Abdülhamid`in BJK`nın kuruluşuna "olur" vermesi ilginçtir. Çünkü onun döneminde üç kişiden fazla adamın biraraya gelmesi bile yasaktı.

    Serencebey`deki Osman Paşa Konağı`nda düzenli olarak biraraya gelen ve hem memleket meselelerini tartışan hem de spor yapan 26 genç adamın temellerini attığı BJK`nin "Türkiye`nin ilk spor kulübü" ünvanıyla ete-kemiğe bürünmesine Abdülhamid gönül rahatlığıyla izin vermiştir. Üstelik en yakın adamlarından Kenan Bey`i de "ortalığa göz-kulak olması" amacıyla kulübe üye yaptırmıştır. O Kenan Bey ki aynı zamanda Hasan Paşa Karakolu`nun komutanıydı ve BJK`yı kuran 26 kişinin aldığı nefesi bile jurnal olarak saraya yolluyordu. Bu 26 genç adamın hemen hepsi sarayın hizmetinde bulunmuş ya da bulunmaya devam eden kimselerdi. Hepsi devletin sorumlu bireyleriydi. Toplandıkları konağın sahibi de Medine-i Münevvere Muhafızı Şeyhülharem Osman Paşa`ya aitti. Osman Paşa`nın oğlu Hüseyin Bereket, Mehmet Şamil, Ahmet Fetgeri, Padişah`ın kuşçubaşısı Behçet Bey, Başmabeyni Mehmet Paşa ve tüm arkadaşları kulübün kurucuları arasındadır.

    İşte böyle bir ortamda kurulan BJK`nin müzesinde kulüple ilgili kupalar, fotoğraflar, belgeler, formaların yanısıra koyu bir Beşiktaş taraftarı olan Pakistan Devlet Başkanı Perviz Müşerref`in kulübe hediye ettiği özel bir kılıç da bulunuyor.
     


  13. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler

    [​IMG]


    BEYLERBEYİ SARAYI MÜZESİ


    Telefon: (0216) 321 93 20-21
    Fax: (0216) 321 93 22
    İlçe: Beylerbeyi
    Adres: Abdullahağa Caddesi 81210 Beylerbeyi-Üsküdar İstanbul


    Beylerbeyi ve çevresinin yerleşim alanı olarak kullanılması tarihte oldukça gerilere, Bizans dönemine kadar gitmektedir. 18. yüzyılda yaşamış olan ünlü gezgin İnciciyan’a göre, Büyük Kontstantinus’un diktirdiği bir haçtan dolayı Bizans döneminde “İstavroz Bahçeleri” adıyla anılan yöre, Osmanlılar döneminde Padişahların Has Bahçeleri’nden biri olarak kullanılmıştır. Yine İnciciyan’a göre buraya “Beylerbeyi” adının verilişi, 16. yüzyılda Beylerbeyi Mehmed Paşa’nın burada bulunan köşkünden kaynaklanmaktadır.

    Çeşitli dönemlerde padişahların ilgisini çeken Beylerbeyi, yaptırılan kimi köşk ve kasırlarla yazlık olarak kullanılan bir niteliğe kavuşmuş, 1829 yılında Sultan II. Mahmud’un yaptırdığı ahşap Sahil Sarayı ile yeni bir hareket kazanmıştır.

    Bugünkü Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından II. Mahmud’un ahşap Sahil Sarayı yıktırılarak 1861-1865 yılları arasında, dönemin tanınmış mimarı Serkis Balyan’a yaptırılmıştır. Saray genellikle yaz aylarında, özellikle de yabancı devlet başkalarının ağırlanmasında kullanılmıştır. Sırp Prensi, Karadağ Kralı, İran Şahı, Fransız İmparatoriçesi Eugenie bunlardan bazılarıdır. Sultan II. Abdülhamid de 1918 yılında, ömrünün son altı yılını geçirdiği bu sarayda ölmüştür.

    Çeşitli Batı üsluplarının Doğu üsluplarıyla kaynaştırıldığı sarayın iç mimarlığı, kullanım özellikleri açısından bir orta sofaya açılan köşe odalarından oluşan geleneksel Türk evi planına benzerlikler gösterir. Harem ve Selâmlık olarak iki ana bölümden oluşan sarayda Selâmlık, donatım ve süsleme açısından Harem’den daha zengin tutulmuştur. Bodrum katı mutfak ve depo olarak kullanılan bir bölümü üç katlı olan sarayda 3 giriş, 6 salon ve 26 oda bulunmaktadır. Rutubete ve sıcağa karşı döşemeleri, orjinalleri Mısır’dan getirtilen hasırlarla kaplanmıştır. Çoğunluğu Hereke yapımı büyük boyutlu halı ve kilimleri, Bohemya kristal avizeleri, Fransız saatleri, Çin, Japon, Fransız Yıldız vazoları görülmeye değer sanat yapılarının yalnızca bir bölümüdür.

    Boğaziçi’nin Anadolu kıyısında özel konumuyla dikkati çeken Beylerbeyi Sarayı’nı son dönem Osmanlı Sarayları’ndan ayıran yönlerinden birini de, yamaçlara doğru setler biçiminde yükselen ve bu yüzden “Set Bahçeleri” adıyla anılan bahçeleri, bu bahçelerde bulunan köşkler ve eski saraylardan kalan büyük havuz oluşturmaktadır. Üst set bahçesinde bulunan havuzun çevresinde yer alan Sarı Köşk, saltanat atlarının barındığı devrinin en ilginç örneğini yaşatan Ahır Köşk ve eski saraydan kalan selsebilli Mermer Köşk, Osmanlı saray mimarlığının günümüze gelen önemli yapılarını oluşturmaktadır.

    Batı ile ilişkilerin güçlendiği bir dönemde yapılan Beylerbeyi Sarayı’nın en ilginç yanı, Set Bahçeleri’nin altından geçen tarihsel Tünel’dir. Tünelin ortasında yer alan çeşmenin yazıtında, Sultan II. Mahmud’un adı geçmekte ve yapının tarihlendirilmesinde önemli bir ip ucu oluşturmaktadır. Üst set bahçesindeki büyük havuz ve Mermer Köşk gibi II. Mahmud Dönemi’nden (1808-1839) kalan bu tünel, kıyı yolunun işlevini sürdürmesini sağlarken, aynı zamanda yüksek duvarların ötesi ile bahçelerin bağlantısını da kurmaktadır.

    Yapılan onarımlarla birlikte Beylerbeyi Sarayı, döneminin özgün bir yazlık sarayı olarak “Boğaziçi Kültürü” içinde yerini almış durumdadır. Bahçelerinde ve tarihsel Tünel içinde oluşturulan kafeterya ve satış reyonlarıyla müze-saray olarak konuklara çağdaş düzeyde hizmetler sunulmakta, bu reyonlarda Kültür-Tanıtım Merkezi’nce hazırlanan tanıtıcı nitelikte kitap, kartpostal ve poster gibi yayınların yanısıra çeşitli türde hediyelik eşya satışı yapılmaktadır. Öte yandan önceden belirlenen ve alınan izinlere bağlı olarak saray ulusal ve uluslararası nitelikte resepsiyonlar düzenlenebilmekte, böylelikle geleneksel saray atmosferinin günümüz insanının tanıtabildiği bir ortam oluşmaktadır.

    Saray; kompleksin ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, sarayın deniz tarafındaki duvarının her bir köşesinde yer alan biri haremlik, diğeri selamlık deniz köşkleri, arka bahçede yer alan Mermer Köşk, Sarı Köşk ve Hasahır’dan oluşur. Bunlardan deniz köşkleri ve Beylerbeyi Sarayı Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. Diğer yapılar ise daha önce burada bulunan saraya aittir. Sarayın ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, yüksek bir bodrum üzerine, kagir ve iki katlı bir binadır. Boğaz’a paralel olarak yerleştirilen sarayın uzunluğu 65 m.dir.Üç yönden basamaklarla çıkılan sarayda, 6 salon ve 24 oda bulunmaktadır. Özellikle üst kattaki Havuzlu Salon ve ismini sütunlarının renginden alan Mavi Salon, sarayın en görkemli mekanlarıdır. Ayrıca setler biçiminde düzenlenmiş bahçesi de sarayın bir başka özel yönüdür. 1984 yılında müze olarak ziyaretlere açılmıştır.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün; 01 Ekim-28 Şubat arasında 09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
    Ücret: Tam: 3 YTL., Öğrenci: 0.75.-TL.
     


  14. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler

    [​IMG]


    BÜYÜK SARAY MOZAİKLERİ MÜZESİ


    Telefon:0212 528 45 00
    Fax: (0212) 512 54 74
    E-mail: ayasofyamuzesi@hotmail.com
    İlçe: Sultanahmet
    Adres: Arasta Çarşısı, Sultanahmet-Eminönü İstanbul


    Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, Sultanahmet Camii`nin güneyinde, caminin külliyesi olan arasta içerisinde yer almaktadır. Müze, Bizans İmparatorluğu Büyük Sarayı`nın revaklı avlusunun kuzeydoğu bölümünde kısmen sağlam kalmış mozaik döşemeyi içine alacak şekilde yapılmıştır.

    M.S. 450-550 yılları arasına tarihlenen Büyük Saray Mozaikleri eşsiz bir ustalıkla işlenmiştir. Fonu teşkil eden beyaz zemin balık pulu tarzında işlenmiştir. Mozaiklerde dini konulara rastlanmaz. Konular günlük hayattan ve doğadan alınmıştır. Bunlar arasında kertenkele yiyen grifon, fil ve aslan mücadelesi, bir kısrağın tayını emzirmesi, kaz güden çocuklar, keçi sağan adam, eşeğine yem veren çocuk, testi taşıyan genç kız, elma yiyen ayılar ve avcı kaplan mücadelesini betimleyen sahneler yer almaktadır.

    Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, 1953 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri`ne bağlı olarak açılmış, 1979 yılında Ayasofya Müzesi`ne bağlanmıştır.
    1982 yılında Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Avusturya Bilimler Akademisi arasında yapılan bir protokol çerçevesinde hazırlanan proje uyarınca, mozaiklerin restorasyonu ve konservasyonu çalışmalarına başlanmış, bu çalışmalar 1997 tarihinde tamamlanmıştır.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Çarşamba dışında her gün 09.30-17.00 saatlerinde gezilebilir.

    Giriş Ücreti: 5 YTL.
     


  15. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler

    CUMHURİYET EĞİTİM MÜZESİ


    İlçe: Sultanahmet
    Adres: Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi, Tarihi Kılıçhane Binası, Sultanahmet

    Cumhuriyet Eğitim Müzesi, Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi bahçesinde bulunan Tarihi Kılıçhane binasında, 1998 yılında hizmete açılmıştır. Müzenin bulunduğu Tarihi Kılıçhane binasının asıl adı dımışkıhane olup, Osmanlı İmparatorluğu`nun kılıç imalatının yapıldığı ve kılıç yapımının öğretildiği okuldur.

    İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa`nın girişimi ile 1454’te bir kılıç imalathanesi kurulmuştur. I. Mahmut döneminde (1730-1754) Sadrazam Yeğen Mehmet Paşa buradaki kılıç imalatını durdurarak binayı Yeniçeri askerlerinin elbiselerinin dikiminin yapıldığı (dikimhane) haline getirmiştir. Kılıçhane III. Selim döneminde (1789-1807) yeniden canlandırılarak 1868 yılına kadar varlığını sürdürmüştür. Mithat Paşa`nın girişimiyle 1868 yılında Kılıçhane binası ve çevresinde bulunan ek binalarda Sanayi Mektebi açılmasıyla Kılıçhane kapanmıştır.

    Müzede Atatürk`ün Türk harflerini ilk kez yazdığı karatahta, Cumhuriyet öncesiyle ilgili resimler, okul künye defterleri, çeşitli dönemlere ait diplomalar, karne ve sicil defterleri, öğretmen okulu diplomaları, okullarla ilgili belgeler, gazete kupürleri, madalyalar ve eğitim araçları sergilenmektedir.

    Ziyaret Gün ve Saatleri:pazar dışında her gün 10.00-17.30 saatleri arasında açıktır.
     


  16. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler

    DENİZ MÜZESİ


    [​IMG]


    Telefon:0212 327 43 45 - 327 43 46
    Fax: 212 236 68 93
    E-mail: NavalMuseumTurk@Superonline.com
    Web: www.dzkk.tsk.mil.tr
    İlçe: Beşiktaş
    Adres: Barbaros Hayrettin İskelesi Sok. Beşiktaş İstanbul


    1897`de Bahriye Nazırı Bozcaadalı Hüseyin Hüsnü Paşa`nın emri ile Amiral Arif Hikmet Paşa ve Yüzbaşı Süleyman Nutkî Bey tarafından Taşkızak Tersanesi`nde (eski mayın deposunun üst katı) Deniz Müzesi ve Kütüphanesi adıyla kuruldu. İlk objeler denizcilikle ilgili kişi ve kurumlardan hibe yahut satın alma yoluyla elde edildi. 1914`te Bahriye Nazırı Cemal Paşa zamanında ressam Ali Sami Boyar`ın gayretleriyle genişletilip modernleştirildi. I. Dünya Savaşı sırasında (1914-1918) ve sonrasında Bahriye Müzesi Müdürlüğü adıyla Tersane içinde iki kez yeri değiştirildi. 1939`da II. Dünya Savaşı`nın başlamasıyla müzedeki eserler Konya`ya taşındı ve ziyarete kapalı tutuldu. Savaş sonrasında eserler İstanbul Kasımpaşa`daki Divanhane (bugünkü Kuzey Deniz Saha Komutanlığı) binasının bir bölümüne taşınarak depolandı.

    27 Eylül 1948`de Dolmabahçe Camii, sarayın garaj ve kayıkhanesi ile havuzunda Deniz Müzesi adıyla teşhire açıldı. 1956`da Dolmabahçe Caddesi`nin genişletilmesi sırasında kayıkhane ve garaj yıkılınca buradaki eserler eski Dolmabahçe Sahil Sarayı`nın Arabacılar Dairesi`ne taşındı. Bu taşınma sırasında Deniz Kuvvetleri`ne ait arşiv belgeleri Ağalar Dairesi`nde, kayıklar ve kadırga da Devlet Malzeme Ofisi`nin Beşiktaş`taki binasında depolandı. Dört yıl boyunca bir kısım malzemeleri Dolmabahçe Camii`nde halkın ziyaretine açık bulundurulan müze, 1960`ta halen bulunduğu Beşiktaş Vergi Dairesi`ne (eski Maliye binası) taşındı ve kütüphane ile birlikte hizmete sunuldu.

    1970`te Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu`nun gayretleriyle müze binalarına ilaveten bir Kayıklar Galerisi yaptırılarak tarihi kayıklar ve kadırga da sergi kapsamına alındı. Aynı yıl müzenin arşiv kısmı Lalahan`a (Ankara) taşınmışsa da çok geçmeden İstanbul`a getirildi ve halen bulunduğu binada (Dolmabahçe Sarayı Arabacılar Dairesi) faaliyete geçti.

    Müze bünyesinde halen bir kütüphane ile Tarihi Deniz Arşivi bulunmaktadır. Tarihi kayıklar galerisi, denizcilikle ilgili çeşitli objeleri içermesi bakımından müzenin en ilginç bölümünü oluşturur. Dünyada bir benzeri olmayan Osmanlı saltanat kayıkları, bu galeride tamamen orijinal şekilleriyle korunup sergilenmektedir. Buradaki en değerli eser ise 1648-1687 yılları arasında padişah olan IV. Mehmed`e ait tenezzüh kadırgasıdır. 40 m. boyunda, 5,90 m. eninde, 140 ton ağırlığında ve her küreği üç kişi tarafından çekilen (toplam 144 kürekçi) 24 çifte ve oturakla donatılmış bu orijinal kadırganın köşk kısmı da Türk el sanatlarının zarif bir örneğidir. Müzenin bahçesi de açık teşhir alanı olarak düzenlenmiştir.

    Burada Piri Reis haritasının mozayik röprodüksiyonu ile Osmanlı egemenlik sınırlarını gösteren üç duvar haritası, ayrıca ünlü Türk denizcilerinin büstleri, hava şartlarından etkilenmeyen diğer objeler ve orijinal mayınlar, torpidolar, deniz topları, denizcilikle ilgili kurumlara ait eski kitabeler vb. sergilenir. Deniz Müzesi`nde halen 3.742 eser bulunmaktadır. Kütüphanede bazıları yazma olmak üzere 20.000`i aşkın kitap mevcuttur. Tarihi Deniz Arşivi`nde Bahriye Nezareti dönemine ait 25.000.000 civarında tarihi eski yazılı belge yer alır.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Yılbaşı ve dini bayramların ilk günü ile, Pazartesi- Salı günleri dışında her gün 09.00 - 12.30 ile 13.30 - 17.00 saatleri arası ziyarete açıktır.
     


  17. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler

    DEPO MÜZE


    [​IMG]


    Telefon:0212 – 236 90 00 / 1339
    Fax: (0212) 236 90 00 / 1804
    İlçe: Beşiktaş
    Adres: Dolmabahçe Caddesi Beşiktaş İstanbul (Eski Dolmabahçe Kültür Merkezi Binası)

    Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli mimari eserleri arasında yer alan saraylar, köşkler ve kasırlar, Cumhuriyetin ilanından sonra, içlerindeki her türlü eşyayla birlikte, TBMM’nin korumasına devredilerek “Millî Saraylar” adıyla kurumsallaşmış; başta Dolmabahçe Sarayı olmak üzere, Beylerbeyi Sarayı ve Yıldız Sarayı-Şale, Küçüksu, Ihlamur, Aynalıkavak ve Maslak Kasırları ile Florya ve Yalova’daki Atatürk Köşklerini bünyesinde toplamıştır. Beykoz Kasrı ve Filizi Köşk de daha sonradan Millî Saraylar korumasına bırakılmıştır.

    Millî Saraylar bünyesindeki bu yapılar birer müze halinde tasarlanmış, müze içeriğine göre dekore edilmiş ve sürekli olarak ziyarete açık duruma getirilmişlerdir. Ne var ki, bu yapıların müzelere dönüştürülmeleri sürecinde önemli sorunlar ortaya çıkmış; kullanıldıkları dönemlerde, gerek günlük yaşam içinde, gerek özel günlerde işlevlerini yerine getiren kimi eşyalar, yeni tasarımlarında ve dekorasyonlarda kendilerine yer bulamamış ve farklı mekanlardaki depolara yerleştirilmişlerdir. Örneğin: Pek çok sayıda porselen, cam, kristal ve gümüş sofra takımı, gözden uzak depolarda beklemek zorunda kalmıştır. Benzer biçimde, farklı zaman dilimlerinde yenilenme gereksinimi olan ipekli perdeler, tüller, havlu ve peçete takımları, izleyiciye kapalı mekanlarda koruma altında tutulmuşlardır. Ayrıca, sarayların teknolojik gelişmelere paralel olarak, havagazı, elektrik ve merkezi ısıtma sistemlerini kullanmaya başlamasıyla birlikte işlevini yitiren gümüş şamdanlar, gaz lambaları, kandiller; ısıtma araçlarından mangallar, muhtelif döküm ve çini sobalar, odunluk ve maşa takımları, depolarda saklanarak görülebilme olanaklarından yoksun kalmışlardır.

    Dolmabahçe Sarayının bodrum katları ile tavan aralarında yer alan mekanlarda depolanabilen ve onbinlerle ifade edilen sayıdaki birçok objenin, olası deprem riskleri yanında, içerisinde bulundukları tarihi binanın iklimlendirme koşullarının yetersizliği ve günümüz müzecilik kriterlerine uygun koşullarda sergileme olanaklarından yoksun oluşu, Millî Saraylar Daire Başkanlığının tarihi kültür varlıklarının uygun koşullarda korunarak gelecek kuşaklara ulaştırılması misyonu doğrultusunda, TBMM Başkanlık Divanının 15 Aralık 2004 tarihli kararıyla, daha önce kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan Dolmabahçe Kültür Merkezi’nin (Dolmabahçe Sarayı Matbah-ı Amire) Tahsis Yönetmeliği değiştirilerek, TBMM Başkanlığının onayıyla Depo Müze olarak düzenlenebilmesine olanak sağlanmış ve 23/11/2005 tarih ve 8561 sayılı TBMM Başkanlığı onayıyla projeye start verilmiştir. Depo Müze projesi, yaklaşık 2000 m2 alanın modern koşullarda bir koruma mekanına dünüştürülmesi anlamını taşıdığı gibi, buradaki eserlerin izleyiciye açılma olanağını da sunuyor. Isı ve nem miktarlarını sabitleyen, yangın sezim ve uyarılarına sahip ve güvenlik kameralarıyla izlenen sistemlerle donatılmak üzere projeleri hazırlanan bu mekan, depolama ve sergileme olarak iki bölüm içeriyor. Depo Müze’nin depolama bölümünde, ağır ve hafif yük raflarına yerleştirilmiş mobilyalar, ısıtma ve aydınlatma elemanları; olası deprem riskleri dikkate alınarak tasarlanmış kilitlenebilir ve mühürlenebilir kutularda, özel ambalajlanmış porselen, cam ve kristal objeler; özel boyutlandırılmış çelik çekmece ve kompakt dolap sistemlerinde, tekstil, perde ve muhtelif metal objeler, özel koruma koşullarında yer alıyor.

    Sergileme bölümünde ise, özel tasarlanmış kapalı vitrin sistemleri ve açık sergileme standlarında, depolanan eserler arasından seçilen kristal-cam ve metal sofra takımlarına ait objeler, silahlar, muhtelif yazı takımları, porselenler, eski telefonlar, sinema makineleri, mutfak gereçleri, ısıtma araçları, perde kornişleri, ipek dokumalar ve minderler teşhir ediliyor. Müze’ye bağlı Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde ise, dönemsel sergilere yer verilmekte olup, Dolmabahçe Sarayının 150 nci Yıl Kutlama Etkinlikleri kapsamında “Osmanlı Sarayında Oryantalistler” isimli sergi, 07 – 10 Eylül 2006 tarihleri arasında ziyarete açılmış; 30 Ekim – 15 Aralık 2006 tarihleri arasında ise, Millî Saraylar koleksiyonuna ait eserlerden oluşan “Sandıklarda Saklı Saray Yaşamı” isimli sergi ziyarete açılacaktır.

    TBMM Başkanı Sayın Bülent ARINÇ tarafından 07 Temmuz 2006 tarihinde ziyarete açılan Depo Müze’nin en önemli özelliği, sergileme bölümünün yanında, depolama koşullarının da ziyaretçiye açık olmasıdır. Türkiye’de ilk kez uygulanan bu yöntemin, dünyada çok az örneği bulunuyor ve müze depolarının izlenebilir kılınması, koleksiyondaki eserlerin depolama koşullarının şeffaflaşmasını da sağlıyor. Müzenin giriş kısmında idari ofisler ve modern bir kafeterya da yer almaktadır.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi günleri hariç, her gün saat 09.00 – 17.00
    Bilet Fiyatı: Tam: 2 YTL - İndirimli: 1 YTL - Öğrenci: 1 YTL.
    Fotoğraf Tam: 6 YTL - İndirimli: 3 YTL
    Video Çekim Tam: 15 YTl - İndirimli: 7.5 YTl.
     


  18. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler

    DİVAN EDEBİYATI MÜZESİ (Galata Mevlevihanesi)


    [​IMG]


    Telefon:0212 245 41 41
    Fax: (0212) 243 50 45
    İlçe: Beyoğlu
    Adres: Galip Dede Caddesi No:15 Tünel Beyoğlu İstanbul


    1975 yılında müze olarak hizmete açılmış olan Galata Mevlevihanesi diğer adıyla Kulekapı Mevlevihanesi devrinin kültürünü ve sanatını yansıtan kurumlardan biridir. Yüzyıllar boyunca musiki ile bilimi bir arada kaynaştıran mevlevihanelerin Türk kültürüne etkileri büyük olmuştur. Mevlevihanelerin çevresinde toplanan pek çok kişi güzel sanatların pek çok dalında öğrenim görmüş ve bilimsel alanda kendilerinden uzun uzun söz ettirmişlerdir. Beyoğlu semtinde Yüksekkaldırım`a inen yokuşun başında yer alan mevlevihane, İstanbul`un en eski mevlevihanesidir.

    II. Sultan Beyazıd`ın beylerbeyi olan İskender Paşa`nın av çiftliği üzerine 1491 yılında inşa edilmiştir. İlk şeyhi de Mehmed Semâ-i Çelebi`dir. Mevlevihane Sultan III. Mustafa zamanında (1766) yangın geçirmiş, aynı sultan zamanında bugün ayakta olan mevlevihane yaptırılmıştır. Bina daha sonraki yıllarda Sultan III.Selim, II. Mahmud ve Abdülmecid zamanlarında onarım görmüştür. Faaliyetini 1925 yılına kadar sürdüren mevlevihane 1967-1972 yılları arasında tekrar onarılmıştır. Külliye halinde inşa edilmiş olan mevlevihane; semahane, derviş hücreleri, şeyh dairesi ve hünkar mahfeli, bacılar kısmı, kütüphane, sebil, muvakkithane, mutfak, türbeler ve hazineden oluşmaktadır.

    Semahane
    Müze olarak kullanılmakta olan bu ahşap kısmın giriş kapısı üzerinde Sultan Abdülmecid`in tamir kitabesi yer almaktadır ve 1853 tarihini taşımaktadır. Bina sekizgen planlıdır ve 18. yüzyıl Barok üslubunun güzel örneklerinden biridir. Bu bölümde Türk musiki aletleri ile, Mevlevi kültürüne ait eserler sergilenmektedir. Ahşap kafeslerle ayrılmış olan üst kısmında ise kronolojik sıra ile divan şairlerinin divanları ile mevlevihanede yetişmiş olan Şeyh Galib, İsmail Ankaravî, Esrar ve Fasih Dedeler ile Şair Leylâ Hanım`a ait el yazması eserler yer almaktadır. Şeyh dairesi ve Hünkar mahfeli üst kattadır.

    Derviş Hücreleri
    Kâgirdir ve yan yana dizilmiş odalardan meydana gelmiştir.

    Türbeler
    Şeyh Galib Türbesi; 19.yüzyıl başlarında Halet Said Efendi tarafından yaptırılmıştır. Kare planlıdır. İçinde mevlevihanede şeyhlik yapmış olan Mehmed Ruhi, Hüseyin, İsa Selim Efendiler ile Mesneviyi ilk şerh eden Şarih-i İsmail Ankaravî ve Şeyh Galib Efendi gömülüdür.
    Halet Said Efendi Türbesi; diğer türbe ile aynı tarihte yapılmıştır. Kare planlıdır. İçinde Şeyh Kudretullah, Ataullah efendiler ile Halet Said Efendi ve Ubeydullah Efendi`nin eşi Emine Esma Hanım gömülüdür.

    Sebil ve Muvakkithane
    Girişin sağında yer almaktadır. Kâgir olan yapı 19.yüzyıl başlarında inşa edilmiştir.

    Kütüphane
    Halet Said Efendi tarafından yaptırılmıştır. Muvakkithane`nin üst katında yer alır. İçinde 3455 cilt kitap bulunmaktadır.

    Hâzire (Mezarlık)
    Mevlevihanede şeyhlik yapmış olanlarla, eşleri, kudumzenler, neyzenler, divan sahibi şairler gömülüdür. Ayrıca Humbaracı Ahmed Paşa`nın, Türkiye`de ilk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika`nın, ünlü bestekâr Vardakosta Seyyid Ahmed Ağa`nın, Nayi Osman Dede`nin ve Tepedelenli Ali Paşa`nın aile efradının mezarları bulunmaktadır. Mezar taşları yazı ve süslemeler açısından da çok değerlidir.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi hariç 09.30 - 17.00 saatleri arasında.
    Giriş Ücreti: Tam: 1 YTL. Öğrenci: Ücretsiz
     


  19. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler






    DOĞANÇAY MÜZESİ



    [​IMG]


    Telefon:0212 244 77 70-71
    E-mail: info@dogancaymuseum.org
    Web: www.dogancaymuseum.org
    İlçe: Beyoğlu
    Adres: Balo Sokak No.42 34435 Beyoğlu / İstanbul


    Türkiye`nin ilk Kişisel Modern Sanat Müzesi olan DOĞANÇAY MÜZESİ, kapılarını sanatseverlere Ekim 2004 itibariyle açtı. Müze, İstanbul`un kültür ve sanat merkezi olan Beyoğlu`ndaki 150 yıllık 5 katlı bir tarihi bina içinde yer alıyor. 1999`da Burhan Doğançay tarafından satın alındığında harap halde olan bina, dört yıl süren yenileme çalışmalarından sonra eski görkemine kavuştu. İç mekanı müze standartlarına uygun şekilde dizayn edilen müzede, sanatçının babası Adil Doğançay`a ayrılmış katın dışında müzenin kurucusu ve Türkiye`nin önde gelen sanatçısı Burhan Doğançay`a ait eserler sergilenmektedir.

    ADİL DOĞANÇAY; 1900 yılında doğan Adil Doğançay, Türk ordusunda harita subayı olmasının yanı sıra iyi bir ressamdı. Genellikle izlenimci tarzda çalıştığı eserleri, hayatının çoğu zamanını doğada geçirmesi sebebiyle kır ve deniz manzaralarıdır. Müzede sergilenen eserlerinin çoğu 1940 ile öldüğü yıl olan 1990 yılları arasında yapılmıştır.

    BURHAN DOĞANÇAY; sanat eğitimini ilk olarak babasından ve tanınmış ressam Arif Kaptan`dan aldı. İyi çizimin önemini küçük yaşlarda kavramıştı. 1950`li yılların başlarında öğrenci olarak Paris`e giden Doğançay, bu yıllarının önemli bir bölümünü Paris Académie de la Grande Chaumière’de sanat okuyarak geçirdi. Bir yandan da, Paris Üniversitesi`nde daha sonra doktora diploması aldığı hukuk ve ekonomi okuyordu. Bu dönemde düzenli olarak resim yaptı ve bir kaç karma sergiye katıldı. Türkiye`ye dönüşünden kısa süre sonra Ankara Sanat Sevenler Kulübü`nde babasıyla "baba-oğul" sergileri açtı. Doğançay, 1962`de devlet görevi nedeniyle New York`a gitti. Kısa süren memuriyet hizmetinden sonra 1964`de kendisini tamamen sanata adamaya ve New York`ta kalmaya karar verdi. Bundan 40 yıl kadar sonra doğduğu kent İstanbul`a dönmesi ve kendi müzesini açması hayatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

    Burhan Doğançay, büyülendiği kent duvarlarının etkisini yansıttığı eserleriyle tanınır. 40 yılı aşan bir süre içinde yaptığı resimler, grafikler, Aubusson duvar halıları, heykelleri ve fotoğraflarında 114 ülkeye yaptığı yolculuklarının izlerini görmek mümkündür. Kent duvarlarının Doğançay için özel bir anlamı vardır; toplumsal, siyasal ve ekonomik değişimde yansıyan zamanın geçtiğini gösterirler. Ayrıca, hava koşullarının saldırılarına ve insanların bıraktığı izlere de tanıklık ederler. Doğançay`a göre kent duvarlarını insan deneyimi için anıt yapan budur.

    Doğançay Müzesi, halen teşhirde olan 150`den fazla eserle, erken figüratif yapıtlarından duvar esinli yapıtlarına kadar, Doğançay`ın eserlerinin evrimini çarpıcı bir görsel araştırmayla sunuyor bizlere.

    Ziyaret Saatleri
    Müze & Cafe Delight Salı - Pazar 11:00 - 18:00. Müze Pazartesi günleri kapalıdır.
    Giriş ücretsizdir.
     


  20. behicefe

    behicefe Zirve

    Mesaj:
    1.395
    Alınan Beğeniler:
    0
    Şehir:
    aydın-koçarlı
    Ynt: İstanbul'daki Müzeler

    DOLMABAHÇE SARAYI MÜZESİ


    [​IMG]


    Telefon:0212 236 90 00 (20 hat)
    Fax: (0212) 259 32 92
    İlçe: Beşiktaş
    Adres: Dolmabahçe, Beşiktaş İstanbul


    Sarayın bulunduğu yöre, 17. yüzyıla kadar Boğaziçi’nin koylarından biriydi. Bu bölgenin Altın Post`u aramaya çıkan Argonotlar`ın efsanevi gemisi Argos’un demirlediği, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi sırasında Haliç’e indirmek üzere gemilerini karaya çıkardığı yer olduğu ileri sürülür.
    Osmanlılar Dönemi`nde kaptan paşaların donanmayı demirledikleri, geleneksel denizcilik törenlerinin yapılageldiği doğal bir liman görünümünde olan bu koy, 17. yüzyıldan başlayarak dönem dönem doldurulmuş ve Dolmabahçe adıyla padişahların Boğaziçi’ndeki has bahçelerinden biri konumuna getirilmiştir.

    Tarihsel süreç içinde çeşitli padişahlar tarafından yaptırılan köşk ve kasırlarla donatılan Dolmabahçe; zamanla "Beşiktaş Sahil Sarayı" adıyla anılan bir saray görünümü kazanmıştır. Beşiktaş Sahil Sarayı, Sultan Abdülmecid Döneminde (1839-1861) ahşap ve kullanışsız olduğu gerekçesiyle 1843 yılından başlayarak yıktırılmış ve aynı yerde günümüze dek gelen Dolmabahçe Sarayı’nın temelleri atılmıştır.

    Yapımı, çevre duvarlarıyla birlikte 1856 yılında bitirilen Dolmabahçe Sarayı 110.000 m2’yi aşan bir alan üstüne kurulmuş ve ana yapısı dışında onaltı ayrı bölümden oluşmuştur. Bunlar saray ahırlarından değirmenlere, eczanelerden mutfaklara, kuşluklara, camhane, dökümhane, tatlıhane gibi işliklere uzanan bir dizi içinde, çeşitli amaçlara ayrılmış yapılardır. Bu yapılar arasına Sultan II. Abdülhamid Döneminde (1876-1909) Saat Kulesi ve Veliahd Dairesi arka bahçesindeki Hareket Köşkleri eklenmiştir.

    Dönemin önde gelen Osmanlı mimarları Karabet ve Nikogos Balyan tarafından yapılan sarayın ana yapısı; Mabeyn-i Hümâyûn (Selâmlık), Muayede Salonu (Tören Salonu) ve Harem-i Hümâyûn adlarını taşıyan üç bölümden oluşur. Mabeyn-i Hümâyûn; devletin yönetim işleri, Harem-i Hümâyûn; padişah ve ailesinin özel yaşamı, bu iki bölümün arasında yer alan Muayede Salonu ise; padişahın devlet ileri gelenleriyle bayramlaşması ve kimi önemli devlet törenleri için ayrılmıştır.

    Tüm yapı, bodrumla birlikte üç katlıdır. Biçimde, ayrıntılarda ve süslemelerde gözlenen belirgin batı etkilerine karşılık bu saray, bu etkilerin Osmanlı ustalarca yorumlanmış bir uygulamasıdır. Öte yandan, gerek kuruluş gerekse oda ve salon ilişkileri açısından geleneksel Türk evi plan tipinin çok büyük boyutlarda uygulandığı bir yapı bütünüdür. Beden duvarları taştan, iç duvarları tuğladan, döşemeleri ahşaptan yapılmıştır. Çağın teknolojisine açık olan saraya, 1910-12 yıllarında elektrik ve kalorifer sistemi eklenmiştir. 45.000 m2’lik kullanılır döşeme alanı, 285 odası, 46 salonu, 6 hamamı ve 68 tuvaleti vardır. Döşemelerin ince işçilikli parkelerinin üstünde, önce sarayın dokumevinde, sonra da Hereke’de dokunmuş 4454 m2 halı serilidir.

    Padişahın devlet işlerini yürüttüğü Mabeyn; işlevi ve görkemiyle Dolmabahçe Sarayı’nın en önemli bölümüdür. Girişte karşılaşılan Medhal Salon, üst katla bağlantıyı sağlayan Kristal Merdiven, elçilerin ağırlandığı Süfera Salonu ve padişahın huzuruna çıktıkları Kırmızı Oda; imparatorluğun tarihsel görkemini vurgulayacak biçimde süslenmiş ve döşenmiştir. Üst katta yer alan Zülvecheyn Salonu; padişahın Mabeyn’de kendine özel olarak ayrılmış dairesine bir tür geçiş mekanı oluşturmaktadır. Bu özel dairede, padişah için mermerleri Mısır’dan getirilmiş görkemli bir hamam, çalışabileceği oda ve salonlar bulunmaktadır.

    Harem ve Mabeyn bölümleri arasında yer alan Muayede Salonu; Dolmabahçe Sarayı’nın en yüksek ve en görkemli parçasıdır. 2000 m2’yi aşan alanı, 56 sütunu, yüksekliği 36 m.yi bulan kubbesi ve bu kubbeye bağlı yaklaşık 4,5 tonluk İngiliz yapımı avizesiyle bu salon, sarayın diğer bölümlerinden belirgin bir biçimde ayrılmaktadır. Salon, bodrumdaki tesislerden elde edilen sıcak havanın sütun diplerinden içeri verilmesiyle ısıtılmakta, böylelikle soğuk mevsimlere rastlayan törenler daha sıcak bir atmosferde yapılabilmekteydi. Geleneksel bayramlaşma töreni günlerinde, Topkapı Sarayı’nda bulunan altın taht bu salona getirilerek kurulur ve padişah bu tahtta devlet ileri gelenleriyle bayramlaşırdı. Galeriler ise elçilik görevlilerine, Saray Orkestrası’na, bay ve bayan konuklara ayrılmıştı.

    Dolmabahçe Sarayı’nın Batı etkileri altında, Avrupa saraylarından örnek alınarak yapılmış bir saray olmasına karşılık, işlevsel kuruluşu ve iç mekan yapısında "Harem"in eskisi kadar kesin çizgilerle olmasa da ayrı bir bölüm olarak kurulmasına özen gösterilmiştir. Ancak Topkapı Sarayı’nın tersine, Harem, artık saraydan ayrı tutulmuş bir yapı ya da yapılar topluluğu değildir; aynı çatı altında, aynı yapı bütünlüğü içinde yerleştirilmiş özel bir yaşama birimidir.

    Dolmabahçe Sarayı’nın yaklaşık üçte ikisini oluşturan Harem Bölümü`ne, Mabeyn ve Muayede Salonu’ndan geleneksel ayrımı vurgulayan demir ve ahşap kapılarla kesilmiş koridorlarla geçilmektedir. Bu bölümde Boğaziçi’nin yansımalarıyla aydınlanan salonlar, sofalar boyunca padişahların, padişah eşlerinin, çeşitli görevleri olan kadınların, şehzade ve sultanların yatak odaları, çalışma ve dinlenme odaları sıralanmaktadır. Valide Sultan Dairesi, Mavi ve Pembe Salonlar, Abdülmecid, Abdülaziz ve Reşad tarafından kullanılan odalar, Cariyeler Bölümü, Kadınefendi odaları, Atatürk’ün çalışma ve yatak odası, sayısız değerli eşya, halı, levha, vazo, avize, tablo gibi sanat yapıtları Harem’in ilginç ve etkileyici parçalarını oluşturmaktadır.

    Günümüzde Dolmabahçe Sarayı’nın bütün birimleri restore edilmiş ve ziyarete açılmış bulunmaktadır. Saray’ın değerli eşyalarının sergilendiği iki “Değerli Eşyalar Sergi Salonu”, Milli Saraylar Yıldız Porselenleri Koleksiyonu’ndan örneklerin yer aldığı “İç Hazine Sergi Binası”, genellikle Milli Saraylar Tablo Koleksiyonu’nun bölüm bölüm ve uzun süreli sergiler biçiminde izleyicilere sunulduğu “Sanat Galerisi”, bu galerinin alt katında sarayın çeşitli objeleri ve mimari süslemelerinden alınmış kuş motiflerinin fotoğraflarından oluşan sürekli serginin bulunduğu tarihsel koridor, Mabeyn Bölümü’ndeki Abdülmecid Efendi Kütüphanesi, Dolmabahçe Sarayı’nın başlıca sergileme birimlerini oluşturmaktadır.

    Sarayın hemen girişinde bulunan eski Mefruşat Dairesi’nde Kültür-Tanıtım Merkezi yer almakta ve Milli Saraylar’ın çeşitli yerlerinde sürdürülen bilimsel çalışmalarla tanıtım etkinlikleri bu merkezden yönlendirilmektedir. Öte yandan, yine bu merkezde çoğunluğunu 19. yüzyıla yönelik yayınların oluşturduğu bir kitaplık kurularak araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.

    Saat Kulesi, Mefruşat Dairesi, Kuşluk, Harem ve Veliahd Dairesi bahçelerinde ziyaretçilere yönelik kafeterya hizmetleri veren bölümler ve hediyelik eşya satış reyonları oluşturulmuş, bu reyonlarda Kültür-Tanıtım Merkezi’nce hazırlanan ve milli sarayları tanıtıcı bilimsel nitelikte kitaplar, çeşitli kartpostallar ve Milli Saraylar Tablo Koleksiyonu’ndan seçilmiş ürünlerin tıpkı basımları satışa sunulmuştur. Öte yandan Muayede Salonu ve bahçeler ise ulusal/uluslararası resepsiyonlara ayrılmış, yeni düzenlemelerle saray, müze içinde müze birimlerine, sanat ve kültür etkinliklerine kavuşturulmuştur.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat arasında 09.00-15.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
    Ücret: Tam: 10 YTL.(Haremlik), 8 YTL, Öğrenci: 1 YTL.
     


Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş