<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Kaçkar Dağı Büyük Buzul Rotası</b><br />
<br />
Ben bu efsane King of Kackar Mehmet Ali Amca'yı tanımadım ama, Çaymakçur'da bir Osman abi tanıdım, Allah ondan razı olsun. <br />
<br />
Efendim, hikaye şöyle:<br />
<br />
Bi arkadaşla arabamızı Ayder'de bıraktık ve Yukarı Kavron, Naletleme Geçidi, Olgunlar üzerinden zirve yaptık. Epey amatörüz tabii, sırtımızdaki çantalar nereden baksanız 40'ar kilo. Zirve'den indik ve akşam Olgunlar'a vardık, kendimizi bir pansiyona attık. Ertesi sabah Ayder'e dönmemiz lazım ama bütün o yolu geri yürümek aklımızın ucundan dahi geçmiyor. Yusufeli'ne inip oradan dolmuşlarla Ayder'e geçmemiz lazım ama dağda parayı ne yapcaz deyip küçük bir miktar dışında hepsini arabada bırakmış durumdayız. Akılsız başın ceremesini ayaklar çeker sözü gerçek oldu ve ben ayağı da sakatlanmış olan arkadaşı orada bırakıp geri dönüş yoluna çıktım. Naletleme geçidinden aşağıya, Büyükdeniz Gölü'ne inince, Kavron'a yürüyüp orada araç bekleyeceğime, Çaymakçur üzerinden Ayder'e yürürüm dedim. Kaybolma tehlikesi altında Çaymakçur'u buldum ve araç yoluna çıktım. Lakin ayaklarım artık bedenimi taşımaz bir hale geldi. <br />
<br />
Uzunca bir yürüyüşün ardından nihayet arkadan bir araba geldi. El kaldırdım, durdu, bindim. Tabii sürücü ve yanındaki arkadaşı başladılar dalga geçmeye, "hem yürüyüşe çıkmışsın, hem de otostop çekiyosun" filan gibi. Zirveden geldiğimi söyledim ama hiç acımadılar. Nerelisin, ne iş yaparsın filan derken, Ankara'da yaptığım işi öğrendi ve tavrı tamamen değişti. Ye kürküm ye dünyası. O civarda ailecek piknik yapıyorlarmış. Önce beni piknik yerine götürdü, açlıktan geberiyorum tabii. Önüme bir tepsi baklava ve kola koydular. Tepsinin tamamını yiyebilirdim ama utandığım için bir kaç dilimle yetindim. Sağolsunlar, beni Ayder'e kadar bırakmak konusunda da son derece ısrarcı oldular. İyi ki olmuşlar, belki 10 kilometre daha yürümek zorunda kalacaktım, o da dayanabilirsem. Yol boyunca enteresan kolleksiyon hikayeleri dinledim. Mesela bölgedeki çiçeklerin envanterini çıkarıyormuş, şimdilik yanlızca iki çiçek toplamış. Kelebeklerin de envanterini çıkaracakmış vs. Ayder'e kadar getirdiler beni. Telefonlarımı filan aldılar ama ne yazık ki sonradan aramadılar. Hakkında tek bildiğim Çaymakçurlu Osman Abi olduğu. O baklavayı unutmam mümkün değil.<br />
<br />
Sabah 7'de Olgunlardan çıkmıştım, akşam 5 gibi Ayder'e vardım. Girişteki kahvede arka arkaya 5 bardak filan çay içtim. Haşimoğlu'na bıraktığım arabayı aldım ve aynı gün, tüm o yorgunluğun üzerine Artvin Yusufeli yolundan Olgunlar'a çıktım. Yaylaya vardığımda saat gece 12'ydi ve arkadaşım tüm yayla sakinleriyle muhabbet kurmuş durumdaydı. (Ayağı gerçekten sakatlanmış mıydı, hala şüphelerim var)<br />
<br />
Bu arada Ayder'de Haşimoğlu tesislerinin sahipleri Osman Haşimoğlu ve kardeşleri de güzel insanlar. Özellikle Yusufeli'nin en güzel otelinde bize ayarladıkları oda jestini asla unutamam. <br />
<br />
Bir efsane de Ayder'in Kaçkar tarafındaki girişindeki Kemal Sunal'dır. On yıl kadar önce yol kenarında mıhlama ve alabalık satarak işe başlamıştı. Şimdi kocaman bir tesis sahibi olmuş. Hiç ama hiç benzemiyor ama, Kemal Sunal'a benzediğini iddia ediyor ve tesisin adı da bu ismi taşıyor. Hayattaysa ve karşılaşırsanız Kemal Sunal'a benzediğini söyleyip gönlünü alın lütfen...<br />
<br />
Gülmeyin lütfen. Valla amatördük...</div>