DOĞA SPORLARI OFF-ROAD KARAVAN DÜNYASI İKİ TEKER NAVİGASYON VE HABERLEŞME FOTOĞRAFÇILIK GEZGİNİN DÜNYASI GENEL KONULAR YARDIM İLETİŞİM

Pino Karavan'la Yaşadığımız Tecrübe (firma Politikası Üzerine)

'ÇEKME KARAVAN' forumunda barbha tarafından 15 Eylül 2019 tarihinde açılan konu 470 kişi tarafından okunmuş, 3 cevap yazılmıştır

  1. barbha

    barbha Yeni Üye

    Mesaj:
    16
    Alınan Beğeni:
    8
    Merhabalar,
    2016 yılında ikinci el Pino 325 sahibi olmuş, memnuniyetle kullanıp 2019 yılında bu karavanı satmaya karar vermiş bir karavancı olarak, bu süreçte yaşadığım ve Pino’nun şirket politikasını açık şekilde gösterdiğini düşündüğüm deneyimlerimi (biraz uzunca bir yazı ile) sizlerle paylaşmak istedim. Uzun yazılar genelde şikâyet konusu oluyor, yazının tamamını okumak istemeyenler için özet: Pino Karavan şirketi ile yaşadığım tüm deneyimin bana öğrettiği bir şey var: Şirket kendi önceki dönem üretim karavanlarını kötüleyerek yeni ürün satma politikası benimsemiş ve bu nedenle muhtemel alıcılarda tereddüt yaratıyor, ikinci elde neredeyse ölü fiyatlara gidiyor.

    Pino 325 karavan sahibiyim. Karavanımı 2016 yılında ilk sahibinden teslim aldım ve 2019 yılında, biraz büyütmek biraz da daha dolu ve daha yeni, tercihen ithal karavan sahibi olmak için satmaya karar verdim.

    Sanırım önce, karavanı alma aşamasında yaşadıklarımı anlatmam gerekiyor. Pino 325 karavanı sahibinden.com üzerinde görünce, önce pek çok araştırma yaptım. Elbette, Pino’nun uzun süre başını ağrıtan, gezenbilir’deki meşhur forum yazısı ( Hikayenin Sonu (pino Karavan Bizi Nasıl Delirtti!) ) kafamı ciddi şekilde karıştırmıştı, ancak yerli alternatifler arasında Pino halen en güvendiğim marka idi. Özellikle, sıfır değil güvenilir bir kullanıcıdan ikinci el almanın, kullanılmış, denenmiş bir Pino almanın daha önemli olduğuna karar vermiştim.

    Karavanı seçince Pino Karavan’ı aradım, Faruk Bey ile görüştüm. Bana Pino 325’in yerleşiminin o kadar da iyi olmadığını, Cachalote modelini tercih etmem halinde çocuğumuzla birlikte daha rahat tatil yapabileceğimizi, elinde yeni bir Cachalote bulunduğunu ve normalde sıfır ücreti yüksek olmasına rağmen sipariş fazlası karavanı makul rakamla verebileceğini belirtti. Yine de o rakamlara çıkmamız mümkün görünmüyordu, teşekkür edip kapattım. Ama Cachalote önerisi tabi aklımı çelmeyi başardı, üreticinin kendi yorumu da olunca. Bunun üzerine Cachalote ikinci el karavanlara bakmaya başladım.

    “Sahibinden”de iyi bir Cachalote buldum. (Belki sahibi bu yazıyı okur. Trakya’da idi ve yanında bir de elektrikli scooter hediye ediyordu.) Bunun üstüne Pino’yu bir kez daha aradım. Her ne kadar Cachalote bizim için iyi bir model olsa da, eski modellerde kullanılan malzeme ve üretim kalitesinin o kadar da iyi olmadığını, yeni üretimleri tercih etmem gerektiğini söyledi ve elindeki karavanı önerdi tekrar.

    Ama dediğim gibi, ben Pino alacak isem, (biraz da gezenbilir’deki yazıdan hareketle) iyi kullanılmış, yıpranmamış ama mutlaka denenmiş bir karavan almam gerektiğini düşünüyordum ve bütçem de buna yetiyordu, yukarıda bahsettiğim Pino 325 karavanı satın aldım. Memnuniyetle kullandım, hiçbir sorun yaşamadım. En ufak bir su sızdırma, yol güvenliğine ilişkin şikayet vb olmadı. Karavanı aldığım kişi, tip onay belgesinde yazılı 800 Kg. şartına rağmen ruhsatsız olarak satın almıştı ve karavanı 750 kg altı sanıyordu. (Sizce de firmaların 750 kg’yi ham haliyle dahi aşan karavanları ruhsatsız olarak satması yasak olmamalı mı?)

    Pino karavanımdan o kadar memnundum ki, forumdaki şikayet yazısı yüzünden etkilenen pek çok kişiyi Pino almaya ikna etmiş olmalıyım. Bu sene ise, yıllardır karavan almak isteyen bir arkadaşımı Pino’ya yönlendirdim ve (Ben ikinci el Cachalote önersem de) ikinci el bir Pi2010 aldı. Kendi ihtiyacını bu şekilde görüyordu ve gördüğüm kadarıyla memnun. Fakat arkadaşım gittiğinde kendisine eski değil yeni Cachalote şiddetle önerildi elbette.

    Hemen iki hafta kadar sonra, bir başka arkadaşım karavana heveslendi, yine kendisini Pino markaya yönlendirdim. Olumlu deneyimi aktarmak her zaman iyidir. Ona da ikinci el bir Cachalote bulduk, bu süreçte şirkete takas için gelen bir Cachalote olup olmadığını öğrenmek için Pino’yu aradılar ve elbette, eski Cachalote modellerinin yalıtımının kötü olduğunu, yenilerin çok daha kaliteli olduğunu, alttan su almasını engellemek için alt bölüme iyi bir yalıtım yaptıklarını vb uzun uzun anlattı. Arkadaşlarım nihayetinde ilk buldukları ikinci el Cachalote’u aldılar ve bildiğim kadarıyla oldukça memnunlar.

    Sonra sıra benim macerama geldi. Dedeağaç’ta kampta iken gördüğüm yabancı karavanlar ciddi şekilde ilgimi çekti. 3 yıldır her yaz karavan tatili yapan bir aile olarak, kampinglerden bağımsız, ortam ve su ısıtma donanımı olan, biraz daha büyük ve daha yeni bir model karavana sahip olmaya karar verdik. Aydos Karavan’dan satılan, güzel bir Adria 370 DD karavan buldum. Elimdeki karavanla takas yapabilir miyim diye Aydos’u aradım, takası kabul ettiklerini ancak marka ayırt etmeksizin, prensip olarak yerli karavan kabul etmediklerini öğrendim. Sebeplerini anlattı ama o sebeplere burada değinmemin, iki kişi arasındaki görüşmeyi alenileştirme gibi olacağını düşünüyorum. Sebebi tahmin edebiliyorsunuzdur. Sonrasında, karavanım Pino olduğundan, Pino’nun da ikinci el satışı yaptığını bildiğimden Pino’yu aradım. Pino kendi ürettiği karavanı satın almak istemedi. Sadece takas için kabul edeceklerini belirttiler. Bunu bir şirket politikası olarak makul görebiliriz elbette. Ama yine, eski Pino’ların yalıtımlarının ne kadar kötü olduğunu, malzeme kalitesinin yeni modellerde ne kadar harika olduğunu, eğer karavanımı değiştireceksem mutlaka yeni model bir Pino almam gerektiğini, kaldı ki yabancı karavanların hiçbirinin Türkiye’de servisi bulunmadığını ve bu karavanların şikayet halinde ehil ellerde bakımlarının yapılamadığını, kendi karavanların bu karavanlardan hem daha iyi olduğunu hem de firma olarak her zaman servis verdiklerini uzun uzun anlattı. Yabancı karavanlara karşı kendi karavanlarını övmesini haklı buluyorum, zaten hiç kimse sektöre daha iyi, daha üstün bir katkı sağlamadığını düşünmeden üretime başlamamalı. Ama bir Pino klasiği olarak kendilerinin bir iki yıl önce ürettiği karavanları kötüleme davranışından uzaklaşmadıklarını gördüm.

    Takas yapamayacağımı ve Pino’ya geri satamayacağımı anlayınca karavanımı “sahibinden” üzerinde satışa çıkardım. Üçte bir fiyat teklifleri, motosikletle takas teklifleri arasında ara ara ciddi teklifler de geldi, bir alıcı ile (oldukça da makul fiyata) anlaşma sağladım. Halihazırda çadır tatili tercih eden, nazik bir aile karavanıma talip oldu. Sanırım biraz da bütçelerinin üzerinde kaldı, bir kısmını sonradan tamamlayarak bana kaparo gönderdiler.
    Bu aileyle anlaştığımız gün, malum olacağı üzere iki kişi daha (benim anlaştığımdan daha iyi rakamlara) alım talebinde bulundular, ben ilk alıcıya söz verdiğim için bu alıcıları geri çevirdim. Bir yandan da alıcı ile gün içinde yeni karavan tecrübesi için muhtelif soru-cevaplar içeren, deneyim aktarımı amaçlı pek çok görüşme yaptık. Son görüşmemizde bana karavanı teslim almaya gelirken uzatma ayna almaları gerekip gerekmediğini sordu, ilk sefer için tavsiye edebileceğimi, sonraki seferlerde kendisinin takdir edeceğini belirttim. Aynı gün akşam anlaştığım alıcı beni aradı, sanırım ayna kullanımı ve karavan hakkında başka bilgiler için Pino’yu aramış. Pino, her zaman olduğu gibi önceki üretimlerinden olan benim karavanımı kötülemiş. Eski modellerdeki sorunları anlatıp yeni üretimlerinin ne kadar iyi olduğundan, yalıtım farkından vb. bahsedip (şansa bakın ki benim 2016 yılında aradığımda aldığım aynı teklifle) ellerinde sipariş fazlası bir Cachalote olduğunu, bunu piyasa fiyatının oldukça altına (KDV hariç fiyatın 3.000 TL altına, KDV dahil olarak) verebileceklerini belirtmiş. Aynı zamanda yıllardır kendisine müşteri yönlendirdiğim için beni tanıdıklarını, daha yeni iki kişinin benim sayemde Pino sahibi olduğunu da anlatmış. Yani tanışıyoruz, görüşüyoruz ve karavanı satmak üzere anlaşan kişi olarak beni biliyor, tanıyorlar. Alıcının mali güce ilişkin beyanlarını da “vade yaparız, sonra ödersiniz” gibi tekliflerle boşa çıkarıp neredeyse ikna etmiş. Pino, tanıdığı, bildiği bir müşterisi olan benim satma konusunda mutabık kaldığım karavanı kötüleyerek, benim anlaşmamı bozmaya, kendisi ürün satmaya çalışıyordu. Ben aynı muameleyi daha önce yaşamış biri olarak alıcı beni arayıp “ben bugün bir de Pino’yu aradım, Faruk Bey ile görüştüm” dediğinde, daha konuşmanın gerisi gelmeden başıma neyin gelmekte olduğunu fark etmiştim.

    Nihayetinde alıcı bana güvendi ve benim karavanımı satın aldı. Umarım memnun da kalır. Ben Pino 325 ile üç yıl boyunca çok keyifli karavan tatilleri yaptım. Şimdi bir Adria 400PS sahibiyim, karavancılığa devam edeceğim.

    Bütün bu yaşananlardan sonra, Pino ile yaşadığım bu tecrübeyi karavan sahibi ya da karavan almayı düşünen kişilerle paylaşmaya karar verdim. Bu davranış etik bir davranış değildir. Ben Pino karavanımı en ufak bir şikâyetim olmadan kullandım, çok da memnundum. Estetik algısı, tasarımı hep hoşuma gitmiştir. Elbette, hitap ettiği alıcı kitlesi nedeniyle maliyetten kaçtıkları boyutlar da var, örneğin (Tüm yerli karavanlarda karşılaşabileceğiniz şekilde) tavan hekilerinde karavan tipi heki değil midibüs/otobüs tipi heki, sürgülü camlarda minibüs camları tercih etmişlerdi (bu yüzden tavan hekisinde kalıcı sineklik kullanamazsınız, her açışınızda yeniden sineklik teli monte etmeniz gerekir), elektrik aksamı yanmaz kablo değildi, su deposunun temizlenmesi oldukça zordu, mutfak ledi yanmamaya başladığında ve değiştirmeye karar verdiğimde şerit ledin tomar yapılarak lambanın içine yerleştirildiğini gördüm (bu hatayı düzelttirdim.) vb. Nitekim, yerli karavan alınca bu açılardan kriterleri biraz daha esnetmek gerekiyor. Bir başka sorun, bugün internetten aldığınız, örneğin 1997 model Hobby ya da 2001 model Hymer marka bir karavan için tüm planı ve ölçüleri, kullanılan malzemeyi ve teknik verileri ya üreticinin internet sitesinde, ya da açık diğer kaynaklarda bulabilirsiniz. Ancak ben 2014 yılı üretimi karavan için 2017 yılında şirketi arayıp kapı kilit ölçüsünü sorduğumda, “gelin bakalım” dendi. Bugün, daha 3-4 yıl önce üretilen modelin boyut bilgisine dahi üretişi sitesinde ulaşamıyorsunuz. (Muhtemelen yabancı ülkelerdeki satışlarda bu tür veriler talep edildiği için, güncel modellerde İngilizce olarak plan boyut bilgisi veriliyor.)

    Fakat en önemlisi, firmanın etik yaklaşımı ve anlayışı. Ben Pino’yu tasarım olarak halen seviyorum ve belki bir gün yeniden Pino sahibi olabilir(d)im, ama şuna artık emin oldum: Sahibi olduğum Pino’yu, en son model üretimden sıfır olarak satın alsam dahi, elden çıkarmaya karar verdiğimde, Pino benim karavanımı kötüleyecek ve o gün yeni üretimleri hangisi ise, mutlaka o yeni karavanın alınması gerektiğini, piyasadaki ikinci el Pino’ların üretiminin kötü olduğunu uzun uzun anlatacak. Bizler karavanı ticaret amaçlı almıyoruz, ikinci el değerlerine bir araba alıcısı kadar dikkat etmiyoruz, ama satın aldığımız karavanın kendi üreticisi tarafından kötülenmesi etik dışı değil mi?

    Ben her ne kadar Pino karavanları sevsem ve sahip olduğu süreçte keyifle kullanmış olsam da, sırf bu anlattığım sebeple, bir daha asla Pino karavan almayacağımı söyleyebilirim.
     
    alienc, umerto, udisa ve 1 kişi daha bunu beğendi.

  2. pasolvon

    pasolvon Hayat bir gün, o da bu gün!

    Mesaj:
    198
    Alınan Beğeni:
    183
    Allah çarşılarına pazar versin. Ne diyelim.

    SM-N935F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
     

  3. AKMühendis

    AKMühendis Torunum; ŞANSım

    Mesaj:
    847
    Alınan Beğeni:
    486
    Şehir:
    İzmir
    Web Sitesi:
    http://www.frigo-tek.com
    Merhaba.
    Yeni güzel karavanınız 400 PSyi iyi günlerde kullanın..

    Eski karavanınızı, doğal bir psikoloji ile,
    gereksiz methetmişsiniz.
    Yatak pencereleri lumboz ayarında,
    ön yatağı berbat sıkıntılı, duvar dibinde yatanın,
    ani kalkışlarda kafasını tavana vurduğu bir karavan.

    Dekaratör , ama karavan konusunda dünyanın bir numarası,
    Üstada göre ise (Eski modelleri hariç :smiley:) ... ( nasıl komik ve esnaflıkta ayıp bir iddia ise..)
    dünyanın bir numaralı karavanı PİNO dur..:smirk:

    Karşılklı görüşmelerde, iyi sabretmiş ve
    makinalı tüfek misali anlatımlarında çatlamamışsınız, kocaman bir bravo..
    Ben 3-4 sene evvel 2 kere aradım;
    ikisinde de (Yaşıtım olduğu ve hakettiği için) biraz dışladım.
    Soluksuz konuşuyor ve kendinden başka bütün yerli karavanları yerin dibine sokuyor..
    Sık lafını kesince de bozuldu;
    " Bana hiç konuşma fırsatı vermiyorsunuz" deyince güldüm..

    Bütün yerli karavanları, 3-5 ay sonra tamire ona getiriyorlarmış..
    Bilmeyen de inanacak bu safsataya.:mad:

    Pinonun tosbağa tipleri,
    alanın mecburen methettiği,
    hem başka karavan tanımadığı, hem de aldığı için övdüğü karavanlar maalesef..

    Yalnız, binip kullanan görmedim ama,
    yeni yaptığı Agila modelleri,
    bayağı güzel görünüyor..
    Tabii sağlamlıkları yine çok şüphe götürür.

    Ustaya sorsan, muazzamdır... :smiley:
    Bu Agila'lardan alan varsa ve ilk bindiği karavan değilse,
    halk deyimiyle " Kargadan başka kuş tanımayan" sınıfından değilse,
    deneyimlerini öğrenmeyi arzu ederim

    Siz de şimdi , kargadan başka kuş tanıdınız... :smiley:
    Tekrar, güle güle, ferah ferah kullanın..
     
    Son düzenleme: 16 Eylül 2019
    umerto, udisa, ince999 ve 3 kişi daha bunu beğendi.

  4. barbha

    barbha Yeni Üye

    Mesaj:
    16
    Alınan Beğeni:
    8
    Çok teşekkür ederim. Şimdiden ve henüz kamp tecrübemiz olmamışken, çok memnunuz:smiley:
     

Forumdaki Benzer Konular

Yükleniyor...