GDO'ya (Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar) Hayır!

  • Konuyu Başlatan: Konuyu başlatan özlem Tarih:
  • Başlangıç tarihi Yazılan Cevaplar:
  • Cevaplar 0
  • Okunma Sayısı: Görüntüleme 2,951

özlem

Kamp III
Mesajlar
825
Tepkime Puanı
21
<div class="bbWrapper"><b>GDO&#039;YA Hayır<br /> <br /> GDO&#039;ya (Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar) Hayır!</b><br /> <br /> <script class="js-extraPhrases" type="application/json"> { "lightbox_close": "Close", "lightbox_next": "Next", "lightbox_previous": "Previous", "lightbox_error": "The requested content cannot be loaded. Please try again later.", "lightbox_start_slideshow": "Start slideshow", "lightbox_stop_slideshow": "Stop slideshow", "lightbox_full_screen": "Full screen", "lightbox_thumbnails": "Thumbnails", "lightbox_download": "Download", "lightbox_share": "Share", "lightbox_zoom": "Zoom", "lightbox_new_window": "New window", "lightbox_toggle_sidebar": "Toggle sidebar" } </script> <div class="bbImageWrapper js-lbImage" title="outdoorhaberresim_resim_bv_big.aspx" data-src="/forum/proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.outdoororacle.com%2Foutdoorhaberresim_resim_bv_big.aspx%3Fkey%3D270&amp;hash=cf79f871ee23d4dd9e19ea7e59e31cc7" data-type="image" data-lb-sidebar-href="" data-lb-caption-extra-html="" data-single-image="1"> <img src="" data-url="http://www.outdoororacle.com/outdoorhaberresim_resim_bv_big.aspx?key=270" class="bbImage" data-zoom-target="1" style="" alt="outdoorhaberresim_resim_bv_big.aspx" title="" width="" height="" /> </div><br /> <br /> Biyoteknoloji, doğal kaynaklar giderek kısıtlanırken, mevsimsel, ekolojik ve diğer konular açısından herhangi bir kaynak kısıtı sorunu yaşamayan ender bir üretim şekli olarak yeni potansiyel kaynaklar yaratmakta bir kurtarıcı olarak algılandı. Bir canlıya genellikle farklı türlerden olmak üzere bir veya daha çok genin aktarımı ve eklenmesiyle elde edilen yeni canlı, &quot;Genetiği Değiştirilmiş (modifiye) Organizma&quot; (GDO) olarak tanımlanıyor. Bu uygulamalarla elde edilen ürüne ise &quot;Genetik Olarak Değiştirilmiş (modifiye) Ürün&quot; veya &quot;transgenik organizma/ürün&quot; adı veriliyor. Genetik olarak değiştirilmiş (transgenik) ürünlerin kültüre alındığı alanların 1996-2001 arasındaki dönemde 1,7 milyon hektardan 52,6 milyon hektara kadar genişlediği tahmin ediliyor. 2001/2002 yıllarında Endonezya ve Hindistan pamuk, Brezilya ise soya (herbisitlere tolerant) ekiminde GDO kullanmaya başladı.<br /> <br /> Tarımda ise son birkaç yıldır GDO tohumların üretimleri sürüyor. Genetik değiştirme çalışmaları halen mısır, pamuk, patates vb. ürünlerde zararlılara dayanıklılık; soya, pamuk, mısır, kolza, çeltik vb. ürünlerde yabani ot ilaçlarına dayanıklılık; patates, çeltik, mısırda viral bitki hastalıklarına dayanıklılık; ayçiçeği, soya, yerfıstığı vb. ürünlerde bitkisel yağ kalitesinin artırılması; domates, çilek vb. ürünlerde olgunlaşmanın geciktirilmesi (raf ömrünün uzatılması), domateste aromanın artırılmasına yönelik olarak kullanılıyor. Ayrıca genetik değiştirme çalışmaları ineklerde süt üretimini yüzde 10-15 oranında artıran bir doğal hormonun bir formunu üretmekte, yüzde 60 daha sert peynir yapımını sağlayacak peynir mayası için gıda enzimlerinin üretiminde, besin değeri yüksek gıda üretimi (örneğin A vitamini ve demir içeriği yüksek çeltik üretiminde) gibi alanlarda da sürdürülüyor. Genetiği değiştirilmiş hayvanların gıda amaçlı kullanımında, et verimlerinin arttırılması (balık dışında), büyüme hormonu üretimini teşvik eden genin aktarımı, koyunların yün verimini artırmak üzere &quot;keratin geni&quot; kullanımı gibi konular üzerinde çalışılıyor.<br /> <br /> Ayrıca sazan, kedi balığı, somon, kiremit balığı başta olmak üzere yaklaşık 20 çeşit balıkta büyüme artışı ya da soğuk koşullara dayanıklılığı artışı sağlayan genlerin aktarımı çalışmaları yapılıyor.<br /> <br /> Boyutları tahmin edilemeyen riskler<br /> <br /> Bugün bitkisel (mera, otlak ve ormanlar), hayvansal (balık ve diğer su ürünleri) ve bakteriler, mayalar, küfler, mantarlar, toprak canlıları, tozlaşmayı teşvik edenler ve kemirgenleri de içinde alan gıda ve tarım amaçlı genetik kaynaklar yaşamın sürdürülebilirliği açısından çok büyük önem taşıyor.<br /> <br /> Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) veya ürün tekniğinde biyolojik yapıya (organele) ait bir transferin (aktarma) gerçekleştirilmesi söz konusu. Böylece gelecek nesillerde henüz bütün boyutlarıyla bilinmeyen bir yansımadan da söz edilebiliyor.<br /> <br /> Günümüzde biyoteknoloji ve genetik mühendisliği alanlarındaki çalışmaların ortaklaşması ve GDO üretiminin ticari boyutlarda hızla artan uygulamaya aktarılmasına bağlı olarak biyolojik zenginliğin güvenliği (biyogüvenlik) ile insan ve diğer canlıların sağlığına ilişkin kaygılar gündeme geldi.<br /> <br /> Ayrıca tüketici ve ürün güvence risklerinin boyutlarını, ek olarak da daha ürkütücü gerçeklikleri zorluyor. GDO&#039;ların insan ve hayvan sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve çevre üzerinde oluşturduğu risklerin yanında sosyo-ekonomik yapı üzerinde de çeşidi riskleri bulunuyor.<br /> <br /> GDO&#039;ların insan ve hayvan sağlığı üzerinde,<br /> <br /> Antibiyotiklere dayanıklılık, <br /> Transfer edilen genlerin insan veya hayvan bünyesindeki bakterilerle birleşme ihtimali, <br /> Olası toksik etkiler ve alerjik etkileri bulunuyor.<br /> Genetiği değiştirilmiş ürünlerin sağlık üzerinde, özellikle uzun dönemde yaratabilecekleri etkiler üzerinde henüz tam bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle GDO&#039;ların sağlık açısından riskleri göz önüne alınarak etiketleme yoluyla tüketicilerin bilgi edinme hakkı ve seçme hakkının sağlanması gerekiyor.<br /> <br /> GDO&#039;ların yetiştirildiği bölgelerden rüzgâr, su, arılar vb. etkilerle meydana gelen gen kaçışları başka türleri de etkileyerek biyolojik çeşitlilik kaybı ve ekolojik fakirleşmeye yönelik zararlara yol açabiliyor; toprak mikroorganizma yapısını etkileyebiliyor ve zararlıları etkisiz kılmak için aktarılmış Bt&#039;li çeşitlerin hedef olmayan diğer yararlı kuş, böcek vb. türleri etkilemesine neden olabilir. Virüs kaynaklı genlerin dayanıklılık geninin diğer (istenmeyen) virüslere transfer etme ihtimali de bulunuyor.<br /> <br /> FAO&#039;nun Biyolojik Çeşitlilik Uzlaşma Komitesi bünyesindeki ilgili tarafların kararlarında &quot;Tarımsal açıdan oluşabilecek biyo çeşitliliğin gelecekte özgün doğal yapıyı çok etkileyebileceği,&quot; açıklanıyor.<br /> <br /> Gen kaçışlarının insanlar arasındaki etkileşimi ise halen çok iyi bilinmiyor. Eğer bir kez gen kaçışı başlamışsa değişmiş materyalin genetiği değiştirilmemiş popülasyonlara bulaşması ileriki nesillere de aktarılacağından önlenemez hale geliyor.<br /> <br /> Bu sonucun, genetiği değiştirilmiş veya değiştirilmemiş popülasyonlar arasında da gelişerek, ileriki nesillerde devam edecek çapraz bulaşışla döllenmelerle, verimlilik de yüksek olduğundan daha hızlı yaygınlaşmaya yol açmasından endişe duyuluyor. Böylece hasarlı olan türevler de dâhil olmak üzere aynı şekilde yayılarak, orijinal çeşitler tamamen yitirilecek. Bu durum özellikle gelişmekte olan ülkelerde en çok dikkat edilmesi gereken noktaların başında geliyor.<br /> <br /> Modern biyoteknoloji özellikle genetiği değiştirilmiş bitkilerle ülkelerin geleneksel tarım ekonomilerini derinden etkileyebilecek bir noktaya geldi. Bugün Türkiye&#039;ye ithal edilen mısır, soya gibi ürünlerde GDO kuşkusu yaşanan, Türkiye&#039;de birkaç yıl içinde genetiği değiştirilmiş hayvanlar konusu gündeme gelecek.<br /> <br /> Biyo çeşitliliği korumak ve sürdürülebilirliğini sağlamak zorundayız. GDO uygulamalarının gelişmiş ülkelerde çiftçilik ve pazarlama düzeyinde yaygınlaşması, gelişmemiş ve üçüncü dünya ülkelerinde tüketim düzeyinde büyük sorunlar yaratabiliyor. Bu nedenle tüketiciyi uyarma ve bilgilendirme zorunluluğunun yanında yerel çeşitlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması da çok önem kazanıyor. Biyo çeşitlilik bugün çeşitli bakış açılarıyla tarımsal, sosyal, ekolojik, etik, tıbbi ve hukuksal yansımalarıyla çok boyutlu tartışma ve ortaklaşmaları kapsıyor. Örneğin, genetiği değiştirilmiş kısır tohumlar tarımda sürekli bir dışa bağımlılık ve yüksek tohumluk fiyatlarının ödenmesi zorunluluğu gibi sakıncaları beraberinde getiriyor. Ayrıca üretimde yatay gen kaçışlarından doğabilecek hukuksal sorunlar da (patent vb) GDO&#039;ların sosyo ekonomik yapı üzerindeki olası risklerini ortaya koyuyor. Gen aktarımının çevresel yayılımı sonucunda hedef bitki ile sınırlı olmadığı biliniyor. Komşu çiftlikler vasıtasıyla gelişebilecek, ekosistem ve tarımsal karakteristiklerin değişimlerine yönelen ve doğal kıtlık veya felaketlere varabilen sonuçlar doğurabileceği ileri sürülüyor. Konuyla ilgili tartışmalar henüz açıklık kazanmadığından genetik değişim açısından bunun ne kadar sürede &quot;tehlike&quot; sınırında olabileceği konusunda kesin bilgiler verilemiyor.<br /> <br /> Öte yandan bazı genetiği değiştirilmiş bitki zararlıları ve hayvan virüslerinin barışçı olmayan amaçlarla kullanılma ihtimali de göz ardı edilmemesi gereken bir tehlike olarak karşımıza çıkıyor.<br /> <br /> Bugün genetiği değiştirilmiş bitki ve hayvansal ürünler doğrudan kullanılmakla birlikte, genetiği değiştirilmiş mikroorganizmalar (bakteriler, maya, küler) ekmek, bira, peynir, bağcılık ürünleri vb. çeşitli üretimlerde, enzim üretmek veya gıda katkı maddesi olarak aminoasit elde etmek için kullanılıyor.<br /> <br /> Avrupa Birliği yönetmelikleri herhangi bir gıda ürününün &quot;geleneksel&quot; benzerinden farklılaştığı anda, transgenik kökenli olduğunun etiketlenmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Dünya Çevre Koruma Ajansı (EPA) gıda güvenliği açısından biyogenetik dönüşüm ürünlerine karşı tüketicilerin korunmasına özel önem verilmesi gerektiği belirtirken, Amerikan Tıp Birliği bu ürünlerin etiketlenmesinin zorunlu olmasını ve genetiği değiştirilmiş gıdaların tüketici güvenliğinin henüz açık olmadığının deklare edilmesi gereğini savunuyor.<br /> <br /> Türkiye&#039;de ise, AB ülkelerinin de aralarında bulunduğu 100 ülkeyle birlikte imzaladığı Cartagena Biyogüvenlik Protokolü&#039;nin gereğini yerine getirmek amacıyla ve TÜBA ile TÜBİTAK&#039;ın oluşturduğu &quot;Biyoteknoloji/Gen Mühendisliği Çalışmalarında Düzenleyici Kuralların Belirlenmesi konulu çalışma grubunun önerisiyle kurulan Ulusal Biyogüvenlik Komitesi, halen ulusal biyogüvenlik mevzuatlarının AB mevzuatları ile uyumlulaştırılarak yürürlüğe girmesi yolunda Acil Eylem Planı hazırlık çalışmalarını sürdürüyor.<br /> <br /> Henüz her türlü GDO analizi ve biyoteknoloji ve biyogüvenlik risk değerlendirmesi araştırmaları için gerekli laboratuar altyapı çalışmaları ise devam ediyor. Gerek tüketicinin korunması, gerekse biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliği için mevcut yasal yapılanma güncel gereksinimlere göre yeniden düzenlenmeli, sağlık, turizm, endüstriyel ve sosyal güvence açısından uluslararası modeller esas alınarak özgün kontrol mekanizması ve laboratuvarlar geliştirilmeli, yetişmiş eleman ve alt yapı girişimleri sağlanmalı, konuyla ilgili ulusal politikalar geliştirilmeli ve kararlılıkla izlenmeli. Bugün genetiği değiştirilmiş pamuk, mısır ve patates için Tarım Araştırma Enstitüleri&#039;nde alan denemeleri yapılmasına izin verilen Türkiye&#039;ye, genetiği değiştirilmiş tohum girişi kanunla yasaklanmış durumda. Ancak ithalatçı firmalardan herhangi bir yasal belge istenmeyip beyana dayalı ithalat yapılması ve bu tohumların girişinde herhangi bir denetim olmaması nedeniyle özellikle Arjantin ve Amerika&#039;dan gelen mısır ve soya ürünlerine şüpheli yaklaşılıyor. Biyogüvenlik konusunda herhangi bir norm, kural, yönetmelik bulunmayışı ve mevcut yasal boşluk Türkiye&#039;de çok önemli bir sorun olmaya devam ediyor.<br /> <br /> Hindistan ve Çin&#039;de yapılan araştırmalar: Bt gen transfer çalışmalarının pirinçte verimliliği azaltmasına karşın, parazitlere dayanıklılığı arttırdığını, pamuk ve pirinç tarımında kimyasal kullanımını azalttığını ancak, pirincin A vitamini sentezlemesini azalttığından tüketicilerde &quot;Beriberi&quot; (gece körlüğü) vakalarının hızla arttığını göstermiştir.<br /> <br /> <br /> --------------------------------------------------------------------------------<br /> <b><span style="font-size: 11px">Kaynak : GDO </span> </b></div>
 

Etiketler
Gezenbilir bilgi kaynağını daha iyi bir dizin haline getirebilmek için birkaç rica;
- Arandığında bilgiye kolay ulaşabilmek için farklı bir çok konuyu tek bir başlık altında tartışmak yerine veya konu başlığıyla alakalı olmayan sorularınızla ilgili yeni konu başlıkları açınız.
- Yeni bir konu açarken başlığın konu içeriğiyle ilgili açık ve net bilgi vermesine dikkat ediniz. "Acil Yardım", "Lütfen Bakar mısınız" gibi konu içeriğiyle ilgili bilgi vermeyen başlıklar geç cevap almanıza neden olacağı gibi bilgiye ulaşmayı da zorlaştıracaktır.
- Sorularınızı ve cevaplarınızı, kısaca bildiklerinizi özel mesajla değil tüm forumla paylaşınız. Bildiklerinizi özel mesajla paylaşmak forum genelinde paylaşımda bulunan diğer üyelere haksızlık olduğu gibi forum kültürünün kolektif yapısına da aykırıdır.
- Sadece video veya blog bağlantısı verilerek açılan konuların can sıkıcı olduğunu ve üyeler tarafından hoş karşılanmadığını belirtelim. Lütfen paylaştığınız video veya blogun bağlantısının altına kısa da olsa konu başlığıyla alakalı bilgiler veriniz.

Hep birlikte keyifli forumlar dileriz.

GEZENBİLİR TV

Abone Olun

GEZENBİLİR'İ TAKİP EDİN

Forum istatistikleri

Konular
105,211
Mesajlar
1,535,093
Kayıtlı Üye Sayımız
167,077
Kaydolan Son Üyemiz
onder4159

Çevrimiçi üyeler

Şu anda çevrimiçi üye yok.
Geri
Üst