İlk karavanımla yaptığım ikinci uzun geziydi.Aydın'dan İstanbul'a gidiyorduk. Aracımı alır almaz servise sokmuş hatırı sayılır bir bakımdan sonra tek eksiği lastikleri kalmıştı. Onlar da orta kıvamdı (bana göre) Ama nerden bileyim karavanların uzun süre yatmaktan dolayı lastiklerinin bilinenden daha çok yıprandığını? Akşam üstüne doğru Bursa'ya yaklaşıyordum. Ortalama sürati 80 km. civarında olmasına rağmen daha az önce uzun ve düz bir inişte süratim 110 km. civarına çıkmıştı ( otomobil sürücüsü mantığıyla sürünce...) Sonra bu iniş bitti ve benzeri bir çıkış başladı. Rampada sürat 50km.nin altına indi, 3. viteste tırmanıyorum. Bir anda sağ ön lastikten bir ses ve arkasından şiddetli sarsılma ve sağa çekme ile 100 m. civarında gittik. fren yapamıyorum, devrileceğiz, direksiyonu kontrol edebilmek için iki kolum var gücümle asılıyorum, ters tarafa. Neyse ki nispeten düz ve yolun sağında kalan bir yerde durabildim. Hatta sonrasında 2-3 m. daha aracı yürütüp pozisyonunu düzelttim.
Aşağı indiğimde sağ ön lastiğin parçalandığını gördüm.Araçta stepne ve 3,5 tonluk kriko var ama hayatımda böyle bir aracın lastiğini hiç değiştirmedim. Geçen bir mimibüsü durdurup civarda lastikçi var mı diye sordum. Aldığım yanıt memnun ediciydi. Hemn 500 m. ötedeki benzinlikte bir lastikçi vardı. Atladım minibüse benzinlikte indim. Sürücüsü para teklif etmeme rağmen kabul etmedi.
Lastikçiye doğru ilelerken önünde oturup gazete okuyan iki gençe gözüm takıldı. Bir tanesi gazeteden kafasını kaldırmış bana tanıdık bir ifadeyle bakıyordu. Daha ben ne olduğunu anlamadan "Haşmet abi hoş geldin, hayırdır burda ne arıyorsun?" dedi. Ben yaşadığım şoku atlatmaya çalışırken daha 15 gün önce Aydın'da bu gencin annesini muayene ve tedavi ettiğimi anımsadım. İyi de o burada ne arıyordu? Kısa bir sohbetten sonra durum anlaşıldı. Astsubay olan delikanlı yakındaki Jandarma karakolunun komutanıymış. Cumartesi olduğundan kahvesini burada içmeye gelmiş.
Ama benim lastik hala patlaktı ve eşim ve çocuklar beni yol kenarında karavanda bekliyorlardı. Lastikçiye dönüp durumu anlattım, gidip değiştirelim dedim. Ama delikanlının canı istemedi. Karakol komutanımızın devreye girip" yap!" demesi üzerine elindeki işi bitirip komutanın özel aracına malzemeleri doldurup yola koyulduk. Yarım saatlik uğraştan sonra iş bitmişti ama stepne patlayan lastikten daha da kötüydü. Bu durmda yola devam etmek akıl karı değildi. Astsubay arkadaşımıza teşekkür edip, lastikçinin el emeğini ödeyerek Bursa'ya doğru yola koyulduk. Akşam karanlığının başladığı saatlerde Bursa merkezdeydik. Kalacak yerimiz yoktu. Real alışveriş merkezinin otoparkını gözümüze kestirdik ve sakin bir köşesine yerleştik. Akşam 23 sıralarında kapımız çalındı ve güvenlik görevlisi otoparkı boşaltmamızı söyledi. Ama gidecek yerimiz yoktu, kendisine durumu izah edip kalabilmek için izin istedim. Bu dönemde bir alış veriş merkezine bombalı saldırı yapıldığı için önce kabul etmediler. Sonrasında kimliklerimizi alıp ailecek kaldığımızı ve doktor olduğumuzu öğrenince amirleriyle görüşüp özel bir izinle kalabildik.
Sabah erkenden kalkıp ilk bulduğumuz lastik satıcısından iki tane ön lastik aldık. Kötü stepneyi atıp nispeten iyi durumda olan diğer ön lastiği stepne yaptık. Yola koyulduktan sonra direksiyonun titrediğini fark ettim. Ama yaklaşık 15 km. gitmiştim. Bu kez bir rot balansçı bulup ayar yaptırdım. Halbu ki lastiği aldığım yer sözüm ona rot balans ayarı yapmıştı.
Sonunda sıkıntıları Bitirip öğleye doğru Yalova'yı geçip Topçular iskelesine girdik. Feribotu beklerken kahvaltı için çayımızı demledik ve gemiye bindiğimizde şansımızdan en sol kıyıda durduk. Artık deniz manzaralı kahvaltımız başlayabilirdi. Kısa bir kamping on board keyfinden sonra artık Gebze'deydik...
Aşağı indiğimde sağ ön lastiğin parçalandığını gördüm.Araçta stepne ve 3,5 tonluk kriko var ama hayatımda böyle bir aracın lastiğini hiç değiştirmedim. Geçen bir mimibüsü durdurup civarda lastikçi var mı diye sordum. Aldığım yanıt memnun ediciydi. Hemn 500 m. ötedeki benzinlikte bir lastikçi vardı. Atladım minibüse benzinlikte indim. Sürücüsü para teklif etmeme rağmen kabul etmedi.
Lastikçiye doğru ilelerken önünde oturup gazete okuyan iki gençe gözüm takıldı. Bir tanesi gazeteden kafasını kaldırmış bana tanıdık bir ifadeyle bakıyordu. Daha ben ne olduğunu anlamadan "Haşmet abi hoş geldin, hayırdır burda ne arıyorsun?" dedi. Ben yaşadığım şoku atlatmaya çalışırken daha 15 gün önce Aydın'da bu gencin annesini muayene ve tedavi ettiğimi anımsadım. İyi de o burada ne arıyordu? Kısa bir sohbetten sonra durum anlaşıldı. Astsubay olan delikanlı yakındaki Jandarma karakolunun komutanıymış. Cumartesi olduğundan kahvesini burada içmeye gelmiş.
Ama benim lastik hala patlaktı ve eşim ve çocuklar beni yol kenarında karavanda bekliyorlardı. Lastikçiye dönüp durumu anlattım, gidip değiştirelim dedim. Ama delikanlının canı istemedi. Karakol komutanımızın devreye girip" yap!" demesi üzerine elindeki işi bitirip komutanın özel aracına malzemeleri doldurup yola koyulduk. Yarım saatlik uğraştan sonra iş bitmişti ama stepne patlayan lastikten daha da kötüydü. Bu durmda yola devam etmek akıl karı değildi. Astsubay arkadaşımıza teşekkür edip, lastikçinin el emeğini ödeyerek Bursa'ya doğru yola koyulduk. Akşam karanlığının başladığı saatlerde Bursa merkezdeydik. Kalacak yerimiz yoktu. Real alışveriş merkezinin otoparkını gözümüze kestirdik ve sakin bir köşesine yerleştik. Akşam 23 sıralarında kapımız çalındı ve güvenlik görevlisi otoparkı boşaltmamızı söyledi. Ama gidecek yerimiz yoktu, kendisine durumu izah edip kalabilmek için izin istedim. Bu dönemde bir alış veriş merkezine bombalı saldırı yapıldığı için önce kabul etmediler. Sonrasında kimliklerimizi alıp ailecek kaldığımızı ve doktor olduğumuzu öğrenince amirleriyle görüşüp özel bir izinle kalabildik.
Sabah erkenden kalkıp ilk bulduğumuz lastik satıcısından iki tane ön lastik aldık. Kötü stepneyi atıp nispeten iyi durumda olan diğer ön lastiği stepne yaptık. Yola koyulduktan sonra direksiyonun titrediğini fark ettim. Ama yaklaşık 15 km. gitmiştim. Bu kez bir rot balansçı bulup ayar yaptırdım. Halbu ki lastiği aldığım yer sözüm ona rot balans ayarı yapmıştı.
Sonunda sıkıntıları Bitirip öğleye doğru Yalova'yı geçip Topçular iskelesine girdik. Feribotu beklerken kahvaltı için çayımızı demledik ve gemiye bindiğimizde şansımızdan en sol kıyıda durduk. Artık deniz manzaralı kahvaltımız başlayabilirdi. Kısa bir kamping on board keyfinden sonra artık Gebze'deydik...

