Hikayeler

  • Konuyu Başlatan: Konuyu başlatan Nursel Tarih:
  • Başlangıç tarihi Yazılan Cevaplar:
  • Cevaplar 808
  • Okunma Sayısı: Görüntüleme 155,242
<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> yazarlarımızın ellerine sağlık kimileri duygu yüklü ,kimileri hasihat , kimleri düşündürücü kimileri faklı bir oksijen kaynağı hep ağlatmayın arada bir tebessüm de hakkımız değilmi.<br /> hikayeler bölümü iyiki var tşkler s.n nursel hanım</div>
 

Etiketler
<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite87" alt=":D" title="Big Grin :D" loading="lazy" data-shortname=":D" /></div>
 

<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> Peki,gülümseten bir konu...<br /> <br /> Mühendis - I <br /> <br /> <br /> <br /> Bir Makine Mühendisi, bir elektrik mühendisi ve bir bilgisayar mühendisi bir gün eski bir araba ile yola çıkmışlar. <br /> <br /> Issız bir otobandan geçerken, araba aniden durmuş, baktılar çalışmıyor, Makine Mühendisi <br /> <br /> - &quot;Ben şimdi hallederim!&quot; diyerek atılmış, önce arabanın altına yatmış, kaputu açmış, bir kaç girişi sıkıştırıp, bir kaç yere çekiçle filan vurmuş ama tık yok! <br /> <br /> Başı eğik arabaya geri dönmüş. Bunun üzerine elektrik mühendisi atılmış hemen, o da elektrik girişlerini, sigortaları kontrol etmiş, kablolarla oynamış ama hareket yok! <br /> <br /> Bunun üzerine ikisi birden dönüp, bilgisayar mühendisine bakmışlar. Sıranın kendisine geldiğini anlayan bilgisayarcı, <br /> <br /> &quot;Eeee şey, arabadan bir çıkıp tekrar girsek?&quot; <br /> <br /> <br /> <br /> <br /> (Bilgisayar mı sandın!!!. Resetleyip tekrar girince araba çalışsın <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite80" alt=":smiley:" title="Smile :smiley:" loading="lazy" data-shortname=":smiley:" />)</div>
 


<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> <blockquote data-attributes="" data-quote="goncaty" data-source="" class="bbCodeBlock bbCodeBlock--expandable bbCodeBlock--quote js-expandWatch"> <div class="bbCodeBlock-title"> goncaty' Alıntı: </div> <div class="bbCodeBlock-content"> <div class="bbCodeBlock-expandContent js-expandContent "> Küçük bir zenci çocuk şehrin lunaparkında dolaşırken bir satıcının elindeki balonları seyre dalmıştı.Her renkten ve her biçimden balonlar ışıl ışıl parlıyordu.<br /> Derken,birdenbire kırmızı bir balon kazara bağlandığı yerden kurtularak havada uçtu,uçtu,uçtu ve nihayet aşagıdan seçilmeyecek kadar yükseldikten sonra gözden kayboldu.Bu manzarayı seyretmek için öyle bir insan kalabalığı toplanmıştı ki, satıcı bir tane daha bırakmanın iyi bir reklam olucağını düşünerek havaya parlak sarı renkte bir balon daha bıraktı.Arkasından bir tanede beyazını çözdü.<br /> Küçük zenci olduğu yerden büyük bir hayranlık içinde ardı ardına uçan rengarenk seyrettikten sonra :<br /> <br /> &quot;Baloncu amca&quot; dedi.&quot;Acaba bir tanede siyah renkte balon bıraksanız,ötekiler kadar yükselirmi?&quot;<br /> <br /> Baloncu adam, anlayışlı bir bakışla çocuğa tebessüm ederek,siyah renkli bir balon çözdü.Parmaklarını gevşetip onuda boşluğa bırakırken:<br /> <br /> &quot;Yavrum&quot; dedi, &quot;Bizi yükselten dışımızdaki renk değil, içimizdeki cevherdir.&quot; </div> <div class="bbCodeBlock-expandLink js-expandLink"><a role="button" tabindex="0">Genişletmek için tıkla ...</a></div> </div> </blockquote>Çok doğru söylemiş baloncu amca <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite80" alt=":smiley:" title="Smile :smiley:" loading="lazy" data-shortname=":smiley:" /></div>
 

<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> <br /> SAVARONA <br /> <br /> Atatürk&#039; ün İstanbul&#039; daki mutluluklarından biri Florya&#039; yı keşfetmesi oldu. Birkaç gidip gelmeden sonra buradaki plajı canlandırmaya karar verdi. Deniz köşkü, alaturka deniz hamamı gibi birşeydi. Atatürk denize o kadar ihtiraslı bağlanmıştı ki yıllarca yaz aylarını adeta su içinde geçirdi. Yüzme ve kürek idmanları yapar ve burada da halktan ayrılmazdı. İlk projeye göre Atatürk Köşkü kumsalın sonundaki bir tepecik üstüne yapılacaktı, aşağıda da bir banyo yeri hazırlanacaktı. Kalabalıktan uzaklaşmayı istemedi. Yine ilk projeye göre demir yolu geriye alınacaktı: <br /> <br /> Canım, dedi. Ankara&#039; da dağ başında yaşıyorum, İstanbul&#039; da Saraya hapsoluyorum; bırakın burada gelenleri gidenleri, hiç olmassa tren gürültüsü duyayım. <br /> <br /> Son zamanlarda Şile&#039; yi görmüş, pek sevmişti yaşasaydı orasını da canlandıracaktı.<br /> <br /> Büyükçe tekne olarak emrinde Ertuğrul Yatı vardı. Marmara için yapılmış bu yatla bir defa Karadeniz&#039; e çıkmıştı. Sert bir havada yat az daha batıyordu. Memleket kıyılarını dolaşmak üzere İstanbul&#039; dan uzaklaşınca Denizyolları&#039; nın bir yolcu gemisini seferden alıkoymak gerekiyordu. İşte Atatürk&#039; e yeni bir yat alınması bu gereksinimden doğmuştu. <br /> <br /> Amerikalı bir milyoner kadının yaptırmış olduğu Savarona, ileri sürülen bir düşünceye göre Amerika&#039; ya sokulmadığı için, ucuza almıştı. Planlarını görmüş ve yatı çok beğenmişti. Ne yazık ki yat geldği zaman Atatürk&#039;ün ölümcül bir hastalığı vardı. Pek sevdiği bu yatta çok zamanı yatakta geçirdi. Bir gün şöyle dedi:<br /> <br /> -Bir çocuk oyuncağını bekler gibi bu yatı beklemiştim. Mezarım mı olacak bu tekne benim? Atatürk&#039; ü ölüm yatağına Savarona&#039; daki kamarasından bir koltuğun içinde ancak götürebildiler. Yat Dolmabahçe Sarayı önünde boynunu bükerek Atatürk&#039;ü boşuna bekledi.</div>
 

<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> <br /> YENİLSEYDİK SORUMLU BEN OLACAKTIM <br /> <br /> Bir aralık konu İstiklâl Savaşı&#039;na geldi. Dikkat ettim, Binbaşılar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini, nerede bulunduğunu, -bir gün önce olmuş gibi- hatırlıyordu. O savaş ki araç, gereç, personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi. Tümenlere binbaşılar, Kolordulara yarbaylar komuta ediyordu! Fakat, bu kadro canını dişine takmış bir ekipti. Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı. 30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi. Böyle bir dramı, hem yazarı, hem baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu. O anılar Ata&#039;yı coşturdukça coşturuyordu. Anlatmalarında abartma yoktu. Ama bu anlatış öylesine canlı, öylesine plastikti ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk. Anlatışlarını şöyle bağladı: <br /> - İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir. Şerefler de ortaktır. <br /> <br /> Bu alçakgönüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk. Bu arada Atatürk bir duraklama yaptı. Sonra içine dönük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti: <br /> - Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı. <br /> <br /> Bu belagat karşısında gözyaşımı tutamadım. Tarihin, zaferleri kendine maleden, yenilgileri ise maiyetine yükleyen sahte kahramanlarını hatırladım. <br /> <br /> Ord. Prof. Sadi IRMAK <br /> <br /> Kaynak: Sadi Irmak, Ord Prof. - Atatürk&#039;ten Anılar, 1978</div>
 

<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> <br /> Cumhuriyet&#039;in ilanından sonra İstanbul&#039;da bir resepsiyon verilir. Tüm dünya ülkelerinin de elçileri ve ateşeleri davetlidir. <br /> Davet güzel bir şekilde devam etmektedir. Fakat İngiliz ateşesi binbaşının bakışları Mustafa Kemal&#039;in gözünden kaçmaz. Bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir. <br /> Ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir. Yaver, Mustafa Kemal&#039;e şöyle der:<br /> - Paşam, kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum. O da bana Mustafa Kemal&#039;in babasını Çanakkale&#039;de öldürdüğünü söyledi.<br /> Bunun üzerine Mustafa Kemal yaverine:<br /> - Git sor bakalım, babasının Çanakkale&#039;de ne işi varmış.<br /> <br /> Kaynak:İlknur Güntürkün Kalıpçı/Esprileriyle İçimizden Biri Atatürk <br /> <br /> <br /> Atatürk&#039;e göre espriyi yapabilmek ve anlayabilmek de bir zeka işidir.Böylesine bir dehayı kaybetmenin acılığını bir kez daha anlıyoruz bunları okuyunca.</div>
 



<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> Nukteler...<br /> <br /> <br /> ALDIGIMIZ FIYATA<br /> Kececizade&#039;nin Rusya&#039;da bulundugu siralarda Rus Cari, Kececizade Fuad<br /> Pasa&#039;ya takilir:<br /> - Pasa su Girit&#039;i satsaniz!<br /> - Hay hay, satalim ekselans<br /> - Kaca satarsiniz?<br /> - Aldigimiz fiyata<br /> Girit&#039;in yirmi seneyi askin bir zamanda ve binlerce sehitle alindigini<br /> bilen Car sararir.<br /> <br /> BIZ DE ONLARA YAKLASIYORUZ<br /> Sulltan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarinda ilerlerken, kesfe gonderdigi askerlerden biri huzuruna gelip telasla:<br /> - 300 bin kisilik dusman ordusu bize dogru yaklasiyor, der.<br /> Alparslan hic onemsemeyerek soyle der:<br /> - Biz de onlara yaklasiyoruz.<br /> <br /> ACLIK<br /> Fatih, hocasi Aksemseddin&#039; e sorar:- Insan acliga ne kadar dayanabilir?<br /> Aksemsettin cevap verir:- Olunceye kadar<br /> <br /> ADAMA GORE ADAM<br /> Incili Cavus, Osmanli elcisi olarak Fransa Kralina gonderildiginde, elbiselerinin bazi yerlerinde yama varmis.<br /> Kral, bunlari gorunce dayanamayip:<br /> - Bana senden baska gonderecek adam bulamadilar mi? diye sorunca, Incili Cavus:<br /> - Osmanlilar, adama gore adam gonderirler, cevabini vermis. Beni de sana gondermelerinin hikmeti bu olsa gerek.<br /> <br /> AHMET MUSADE ETMEZ<br /> Sadrazam Kececizade Fuad Pasa&#039;ya yetmislik bir kadinin otuz yasinda bir gencle evlenmek istediginden bahsetmisler. Pasa hemen:<br /> - Ahmet musaade etmez, demis. Sormuslar<br /> - Hangi Ahmet<br /> - Karaca Ahmet.<br /> <br /> AK SAKALLI<br /> Varna Savasi&#039;nda muharebe meydaninda gezen II. Murad, dusman askerlerinin hep genc oldugunu gorur. Komutanlarindan birine sorar.<br /> &quot;Garip degil mi? Bu kadar olunun icinde hic ak sakalli gormedim. Hepsi genc, hepsi taze!&quot; Komutan su cevabi verir:<br /> - Padisahim! Iclerinde bir ak sakalli olsaydi, baslarina bu felaket gelir miydi?<br /> <br /> AKIL VERGISI<br /> Dostlarinda biri, Fransiz krali 15. Lui&#039; ye:<br /> - Majesteleri, demis. Akil vergisi almayi hic dusundunuz mu? Hic kimse<br /> budalaligi kabul etmeyecegine gore, herkes boyle bir vergiyi seve seve oder.<br /> Kral, alayli alayli gulerek:<br /> - Hakikatten enteresan bir fikir, cevabini vermis. Bu bulusunuza karsilik, sizi akil vergisinden muaf tutuyorum.<br /> <br /> BILMEK ICIN OGRENMEK<br /> Tarih biyografisi ve monografi sahalarinda erisilmesi cok guc bilgisiyle, dunya capinda bir sahsiyet olan Ibnulemin Mahmud Kemal (Inal) a sormuslar:<br /> - &quot;Sizdeki bilginin cok azina sahib olmalarina ragmen sizden cok daha fazla taninanlar var. Bunun sebebi nedir?&quot;<br /> Soyle cevap vermis:<br /> - Ben bilmek icin ogrendim, onlarsa bilinmek icin!<br /> <br /> BIZ HAZIRIZ<br /> Gunlerden birgun Italyan buyukelcisi Ata ile gorusmek ister ve huzura davet edilir. O gunun muhtelif ekonomik-siyasi konulari hakkinda<br /> konusulduktan sonra buyukelci: <br /> <br /> - &quot;Ekselans dun Roma ile yaptigim bir gorusmede hukumetimizin Hatay&#039;i almak istedigi kararini size iletmem soylendi.&quot; der. Odada bir an sessizlik olur. Ata buyukelciye birseyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile basbasa birakir. Dondugunde ayaginda cizmeleri, uzerinde maresal uniformasi ve belinde tabancasi vardir. Dogru masasina gider, manyetolu telefondan Maresal Fevzi Cakmak&#039;in baglanmasini ister ve Cakmak&#039;a: <br /> <br /> -&quot;Pasa Italyan dostlarimiz Hatay&#039;a gelmek istiyorlar hazir miyiz?&quot; der. Fevzi Cakmak durumu anlar ve &quot; Biz haziriz Pasam. &quot; diye yanitlar. Ata buyukelciye<br /> doner ve: &quot; Biz hazirmisiz, hukumetinize soyleyin isterlerse Hatay&#039;i gelip alabilirler. &quot;<br /> <br /> BOYLE KORUNUR<br /> Cok degerli olan kutuphanesini millete vakfeden Koca Ragip Pasa, onlarin bakimi icin tanidiklar indan birini memur tayin eder. Bir gun ansizin kutuphanesini ziyarete giden Pasa, etrafi ve kitaplari toz, toprak icinde bulunca cani cok sikilir ve belli etmemeye calisarak:<br /> <br /> -Seni tebrik ederim yavrum, der. Gercekten de gercekten de emniyetli bir adammissin. Teslim edilen seylere hic el surmemissin, aferin!<br /> <br /> CAIZE<br /> Sair Ebu Dellame ile Halife Mehdi arasinda soyle bir vakia gecmistir: <br /> <br /> Ebu Dellame, Abbasi hukumdarlarina bir kaside takdim eder. Halife kasideyi pek begenir:<br /> - Sana bu kasiden icin ne caize vereyim?<br /> - Efendimiz bendeniz bir av kopegi isterim.<br /> - Bu kadar guzel bir kasidenin caizesi bir av kopegi olur mu?<br /> - Efendim kulunuz boyle istiyor.<br /> Halife Mehdi ise sasar, ama sairi de kirmak istemez:<br /> - Peki, istedigin gibi sana bir av kopegi versinler.<br /> - Fakat Efendim bendeniz ava ne ile gidecegim?<br /> - Hakkin var bir de at versinler.<br /> - A ta nasil binecegim?<br /> - Dogru, guzel bir eger takimi da versinler.<br /> - Efendimiz ata kim bakacak?<br /> - Haklisin, bir de kole versinler.<br /> - Ama Efendim ben ati nerede barindiracagim?<br /> - Bir de ahir versinler.<br /> - Koleyi nerede yatirayim?<br /> - Bir ev versinler.<br /> - Bu kadar halki ne ile doyuracagim?<br /> - Bin altin da haclik versinler.<br /> - Efendim.<br /> Halife Mehdi sairin sozunu kesmis:<br /> Eger masrafi idare etmeye bir kethuda, hesaplari tutmaya bir katip<br /> istersen kopegi geri alirim ha!..<br /> <br /> DERDIN DEVASIZI.<br /> Ibn-i Sina ya:<br /> - Dunyada devasi olmayan bir dert var midir? diye sorduklarinda:<br /> - Derdin devasizi, iyinin ko tuye muhtac olmasidir, cevabini vermis.<br /> <br /> DERS ALABILMEK<br /> Lokman Hekim&#039;e:<br /> - &quot;Bilgeligini kimlerden aldin?&quot; diye sorduklarinda:<br /> - Korlerden, cevabini vermis. Cunku onlar, yoklamadan adim atmazlar.<br /> <br /> FATIH NIYE USTUN<br /> Napolyon, S. Helen adasinda surgun bulundugu sirada &#039;Fatih mi yoksa siz mi buyuksunuz? Sorusunu soranlara soyle cevap vermisti:<br /> Buyuklukte ben onun ciragi bile olamam. Cunku ben, kilicla zaptettigim yerleri henuz hayattayken geri vermis bir bedbahtim. O ise; fethettigi<br /> yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sirrina ermis bir bahtiyardir.<br /> <br /> GENC FATIH<br /> Bir genc, &quot;Fatih Sultan Mehmed&#039;in resmini neden hep yasli bir insan suretinde ciziyorlar&quot; diye sorunca, bir yazarimiz soyle cevap vermis:<br /> - Yaptigi isler o kadar buyuk ki, bunlari genc bir insanin yapacagini hayallerine sigdiramiyorlar<br /> <br /> GONLUMU FETHETTIGI ICIN<br /> Fatihe sorarlar:<br /> -Istanbulu nicin fethettin?<br /> Cevap verir:<br /> -Once o benim gonlumu fethettigi icin!<br /> <br /> GUNLUK<br /> Bir Hristiyan, Ahmed Vefik Pasa ya:<br /> -Camilerinizde nicin gunluk (bir cesit koku) yak miyor sunuz? diye sordugunda,ondan su cevabi almis:<br /> -Bizimkiler abdestlidirler. Yellenmezler. Onun icin gunluk yakmiyoruz.<br /> <br /> HANGI BORC<br /> III. Mustafa&#039;nin veziri Koca Ragip Pasa&#039;nin konaginda bir Ramazan gunu oruc uzerine sohbet yapiliyordu. Ragip Pasa, orada bulunanlardan Sair<br /> Hasmet&#039;e:<br /> - Hasmet! Senin de borcun var mi? diye sorunca, Hasmet:<br /> - Evet efendim! diye cevap verdi. Mahalle bakkalina bin kurus, kasaba bes yuz kurus.<br /> Ragip Pasa gulerek:<br /> - Onu sormuyorum yahu, dedi. Oruc borcun var mi, sen onu soyle. Sair Hasmet su cevabi verdi:<br /> - Pasam, oruc borcunu Allah sorar. Sizin soracaginiz, kul borcudur.<br /> <br /> HERSEYINI ALDIM AMA.<br /> Halet Efendi, kendisine dalkavukluk etmeyen Morali Osman Efendiyi bir takim basit islerle Anadolu&#039;da dolastirir. Ama onun birgun kendisini<br /> gormek icin geldigini duyunca, sofaya kosarak karsilar ve gidecegi zaman da merdiven basina kadar ugurlar. Olaya sahit olan Izzet Molla:<br /> - Efendim! der. Bu adama etmediginiz kotuluk kalmadi. Simdi bu kadar iltifat edisinizin hikmeti nedir?<br /> Halet Efendi cevap verir:<br /> - Evet, ben bu adamin herseyini aldim. Ama uzerinde bir &quot;efendilik&quot; var ki, onu bir turlu alamiyorum. Onu gorunce de saygi duymak zorunda kaliyorum<br /> <br /> FATIH SULTAN<br /> Fatih Sultan Mehmet, adamlari ile gezerken, yanina sokulan dilenciye bir altin vermis. Dilenci parayi alinca:<br /> -Aman Sultanim, demis. Koskoca bir padisah, kardesine bu kadar para verir mi?<br /> Fatih Sultan Mehmet, nereden kardes oldugunu sorunca, dilenci:<br /> -Ikimiz de Hazreti Ademin cocuklari degil miyiz? demis. Elbette kardesiz.<br /> Sultan Fatih:<br /> -Bu kesfini sakin baskasina soyleme, diye gulumsemis. Diger<br /> kardeslerimiz de pay isterse, sana zirnik bile dusmez.<br /> <br /> IFTIHAR<br /> Seyh Sa mil, carlik idaresi tarafindan yakalanip esir edildiginde, Car II. Aleksandir:<br /> - Sizin gibi buyuk bir insani misafir etmekle iftihar ederim deyince, Seyh Samil in cevabi su olmus:<br /> - Siz benim misafirim olsaydiniz, ben daha cok iftihar ederdim.<br /> <br /> IYI BIR COBAN<br /> Eski Roma&#039;da eyalet valilerinden biri, Kayser Tiberius&#039;a vergilerin artirilmasini teklif edince, su cevabi almis:<br /> - Iyi bir coban, koyunlarinin yununu kirpar ama derisini yuzmez.<br /> <br /> KADER<br /> Fatih Sultan Mehmet, cocuklugunda biraz yaramazlik yapinca, babasi olan 2. Murat Han:<br /> -&quot;Ne kadar yaramaz bir cocuksun, senden adam olmaz&quot; diye cikisir. Orada bulunan ve velayet sirriyla kalp gozu acik olan Aksemseddin<br /> Hazretleri, hafifce gulumseyerek soyle der:<br /> -Peder ne der, kader ne der.<br /> <br /> KADERIN ICABI<br /> Kenan Rifai ye sormuslar:<br /> - Madem ki neticede kaderin dedigi oluyor. O halde nicin calisiyoruz?<br /> Su cevabi vermis:<br /> - Calismak da kaderin icabi oldugu icin!<br /> <br /> KARINCA<br /> Kanuni Sultan Suleyman, sarayin bahcesindeki armut agaclarini kurutan karincalarin oldurulmesi icin Seyhul Islam Ebussud Efendi&#039;den su<br /> beyitle fetva istemis: <br /> Dirahta ger ziyan etse karinca Zarari var midir ani kirinca (Urunlere zarar veren karincalarin oldurulmesinde dinen bir zarar var midir?) Ebussud Efendi bir beyitle cevap vermis:<br /> Yarin Hakkin divanina varinca Suleyman&#039;dan hakkin alir karinca<br /> <br /> LA HAVLE VE LA KUVVETE<br /> Meshur Cimri Pasa atlarinin arpa yemesi gerektigini soyleyen seyislerine kizar ve her seferinde &quot;La Havle&quot; (ya sabir!) cekermis. Bir gun arabasinin atlari dermansizliktan yigilip kalinca, hiddetle sormus.<br /> - Atlarima ne oldu?<br /> Seyis, cevabi yapistirmis:<br /> - Ne olacak efendim &quot;La Havle&quot; yiye yiye &quot;Ve la kuvvete&quot; (kuvvetsiz) oldular.<br /> <br /> MESELE GETIRME DE.<br /> Rusya sefiri meshur Ignatiyef memleketine giderken veda icin geldigi Yusuf Kamil Pasa&#039;ya:<br /> -&#039;Efendimize Rusya&#039;dan ne getireyim?&#039; demesiyle Pasa:<br /> -&#039;Bir mesele getirme de, ben hicbir sey istemem&#039; dedi.<br /> <br /> MUJDE<br /> Harun Resid in vezirlerinden biri, Behlul Dana ya latife yollu takilarak:<br /> - &quot;Mujde sana ey Behlul, Sultanimiz seni, domuzlarla maymunlara coban tayin etti&quot; dediginde, Behlul su cevabi vermis:<br /> - Oyle ise kulaklarini ac da emirlerimi yerine getirmeye hazirlan.<br /> <br /> NE ISABET!<br /> Harun Resid, bir av sirasinda hedefini iskalayinca, yaninda bulunana <br /> Behlul Dana Hazretleri:<br /> - Isabet oldu efendim, demis. Buyuk isabet oldu. Ve Halifenin saskin bakislari arasinda devam etmis:<br /> - Yani kusun hayati acisindan isabet oldu<br /> <br /> NE ISI VARMIS<br /> Cumhuriyet&#039;in ilanindan sonra, Istanbul&#039;da bir resepsiyon verilir.Tum dunya ulkelerinin elcileri ve ataseleri de davet edilir. Davet guzel<br /> bir sekilde devam etmektedir, fakat Ingiliz atasesi olan Binbasinin bakislari Mustafa Kemal&#039;in gozunden kacmaz. Butun davet boyunca<br /> kendisine dik dik bakmistir ve bakmaya devam etmektedir. Ne oldugunu ogrenmek icin yaverini gonderir. Yaver Mustafa Kemal&#039;e soyle der:<br /> - Pasam; kendisine neden ters bir tavir takindigini sordum, o da bana Mustafa Kemal&#039;in Canakkale&#039;de babasini oldurdugunu soyledi.<br /> Bunun uzerine Mustafa Kemal soyle der:<br /> - GIT SOR BAKALIM BABASININ CANAKKALE&#039;DE NE ISI VARMIS ?<br /> <br /> NE YEDIRELIM?<br /> Lokman Hekim&#039;e:<br /> -Hastalarimiza ne yedirelim?diye sorduklarinda, s u cevabi vermis:<br /> -Aci soz yedirmeyin de,ne yedirirseniz olur.<br /> <br /> SIGORTA<br /> Ingiliz Buyukelcisi, eski Turk evlerinin dis duvarlarina asilan &quot;Ya Hafiz&quot; (Muhafaza Eden Rabbimiz) levhalarini gorunce dayanamamis ve<br /> Kececizade Fuad Pasaya bunlarin ne oldugunu sormus. Fuad Pasa Ingiliz&#039;in tam anlayacagi dille cevap vermis.<br /> - O gordukleriniz, Osmanli Sigorta Sirketinin levhalaridir.<br /> <br /> SIR<br /> Yavuz Sultan Selim, bircok Osmanli padisahi gibi sefere cikacagi yerleri gizli tutarmis. Bir sefer hazirliginda, vezirlerinden biri<br /> israrla seferin yapilacagi ulkeyi sorunca, Yavuz ona: <br /> - Sen sir saklamayi bilir misin? diye sormus.<br /> Vezir:<br /> - Evet hunkarim, bilirim dediginde, Yavuz cevabi yapistirmis:<br /> - Iyi, ben de bilirim.<br /> <br /> USAKLIK<br /> Ingiliz krali VIII. Edward Istanbul&#039;a Atatuk&#039;u ziyarete geldigi zaman, Ataturk kendisine bir aksam ziyafeti vermisti. Ziyafetten once, -&quot;Bana<br /> Ingiltere sarayinda verilen ziyafetler ne sekilde olur, onu bilen birisini, yahut bir asci bulunuz !.dedi. Ve nihayet bu sofra merasimini bilen bir zattan ogrenerek sofrayi o sekilde duzene koydular. Aksam kral sofraya oturunca kendisini kral sarayinda zannederek memnun oldu. Ataturk&#039;e donerek:<br /> <br /> <br /> - &quot;Sizi tebrik eder ve tesekkur ederim. Kendimi Ingiltere&#039;de zannettim&quot; diyerek memnuniyetini bildirdi. Sofraya hep Turk garsonlar<br /> hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki buyuk bir tabakla birdenbire yere yuvarlandi. Yemekler de halilara<br /> dagildi. Misafirler utanclarindan kipkirmizi kesildiler. Fakat Ataturk Kral&#039;a :<br /> - &quot;Bu millete her seyi ogrettim, fakat usaklig i ogretemedim! &quot; dedi. Butun sofradakiler Ataturk&#039;un bu sozlerine hayran oldular. Ataturk<br /> garsona da &quot;vazifene devam et&quot; emrini verdi.<br /> <br /> YUZUK<br /> Sultan III. Ahmed Han kendisine hediye edilen cok kiymetli zumrut yuzugu, bir gun, divan toplantisinda vezirlere gostererek:<br /> -&#039;Acaba bundan daha kiymetlisi var midir?&#039; diye sordu. Hazirыn: <br /> <br /> -&#039;Hayir Efendim, sihhat ve afiyetle takiniz. Bundan daha degerli bir sey olamaz&#039;cevabi ni verdikleri halde yalniz Nevsehirli Ibrahim Pasa<br /> itiraz etti:<br /> -&#039;Bundan daha kiymetli sey vardir padisahim!&#039; dedi. Padisah beklemedigi cevap karsisinda sordu:<br /> -&#039;Nedir?&#039;<br /> -&#039;O yuzugun takildigi parmak Efendim&#039; diye cevap verdi.<br /> <br /> <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite80" alt=":smiley:" title="Smile :smiley:" loading="lazy" data-shortname=":smiley:" /><br /> <br /> (alıntı)</div>
 

<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> <br /> Ferdane Hanım,Fatoş Hanım ve Nursel Hanım hepsi birbirinden anlamlı hikayeler.Paylaşımlarınız için teşekkürler. <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite80" alt=":smiley:" title="Smile :smiley:" loading="lazy" data-shortname=":smiley:" /></div>
 

<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> <br /> MARANGOZ<br /> <br /> Yaşlı bir marangozun emeklilik zamanı gelmişti. Patronu olan mutahhide, artık işten ayrılmak istediğinden bahsetti. Mutahaid bu iyi adamın ayrılmasına çok üzüldü. Ve ondan son bir ev daha inşa ettikten sonra işi bırakmasını rica etti. Marangoz kabul etti ve işe başladı ama çok isteksizdi. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzemeler kullandı. Evi bitirdikten sonra eve bakmaya gelen patronu dış kapının anahtarını marangoza uzattı. Ve “Artık bu ev senin” dedi. “sana benden hediye”<br /> Marangoz öylesine şaşırmış ve utanmıştı ki…. İçinden, “keşke yaptığım evin kendi evim olduğunu bilseydim! Diye geçiriyordu. <br /> <br /> “Hayat bir kendin yap tasarımıdır” demiş biri. Bu günkü davranış ve seçimlerimiz yarın yaşayacağımız evi kurar.</div>
 

<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> Çok güzel bir ders Gonca Hanım <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite80" alt=":smiley:" title="Smile :smiley:" loading="lazy" data-shortname=":smiley:" />... Anlayana... <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite81" alt=";)" title="Wink ;)" loading="lazy" data-shortname=";)" /></div>
 

<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayeler</b><br /> <br /> gerçektende anlayana ne güzel dersler ne örnekler varmış<br /> tşkler</div>
 


Gezenbilir bilgi kaynağını daha iyi bir dizin haline getirebilmek için birkaç rica;
- Arandığında bilgiye kolay ulaşabilmek için farklı bir çok konuyu tek bir başlık altında tartışmak yerine veya konu başlığıyla alakalı olmayan sorularınızla ilgili yeni konu başlıkları açınız.
- Yeni bir konu açarken başlığın konu içeriğiyle ilgili açık ve net bilgi vermesine dikkat ediniz. "Acil Yardım", "Lütfen Bakar mısınız" gibi konu içeriğiyle ilgili bilgi vermeyen başlıklar geç cevap almanıza neden olacağı gibi bilgiye ulaşmayı da zorlaştıracaktır.
- Sorularınızı ve cevaplarınızı, kısaca bildiklerinizi özel mesajla değil tüm forumla paylaşınız. Bildiklerinizi özel mesajla paylaşmak forum genelinde paylaşımda bulunan diğer üyelere haksızlık olduğu gibi forum kültürünün kolektif yapısına da aykırıdır.
- Sadece video veya blog bağlantısı verilerek açılan konuların can sıkıcı olduğunu ve üyeler tarafından hoş karşılanmadığını belirtelim. Lütfen paylaştığınız video veya blogun bağlantısının altına kısa da olsa konu başlığıyla alakalı bilgiler veriniz.

Hep birlikte keyifli forumlar dileriz.

GEZENBİLİR TV

Abone Olun

GEZENBİLİR'İ TAKİP EDİN

Forum istatistikleri

Konular
105,211
Mesajlar
1,535,093
Kayıtlı Üye Sayımız
167,078
Kaydolan Son Üyemiz
SPOWER ENERGY

Çevrimiçi üyeler

Şu anda çevrimiçi üye yok.
Geri
Üst