nrlates
GAZROVER (Nurullah Ateş)
Daha önce iki gezilerine katıldığım ve her gezisi birbirinden eğlenceli ve samimi olan Beykoz Off Road Klübü nün düzenlediği 07/082010 günü yapılan gezinin kamp alanıma Saat iki civarı vardık.
Vardığımızda arkadaşların kamp düzeni hazırdı. Sıcak bir karşılamanın ardından çadırlar kuruldu ve havanın sıcak olması nedini ile yorgunluğumuzu atmak istediğimiz karadenizin suları malesef beklediğimiz serinliği vermedi.
Biz keyifli bir Off Road sohbeti yaparken güneş kayboluyor kampa katılacak arkadaşlar biri biri ardına görünüyordu.
Güneşin batması tabiki akşam olmasına işaret ve bizimde acıktığımıza işaretti. Ekip kalabalıktı bu ekibi doyuracak bir düzen alınması gerekiyordu.
Tabiki görev Volkan kardeşime kaldı. Hemen meşhur bakır tencere ortaya çıktı ve yemek kaynamaya başladı. Volkanın tek başına bütün teşekkürleri almasına izin vermeyerek bende bol malzemeli bir dağ pilavı yaptım.
Közdeki patlıcanları da unutmamak lazım. Hanımlar si patlıcan salatası yaptılar. Bol sarmısaklı mükemmeldi.
Bu yemekleri ve soframızı ise Zafer in annesinin (isimini bilmiyorum) getirdiği mezeler inanılmaz zenginleştirdi.
Kimse çatal, bıçak, sandalye aramaksızın sofraya dalıverdi. Öyle bir girişmişizki fotoğrafları çekmek kimsenin aklına gelmemiş.
Yemekleri yedik çayları içtik. Tabi biz çay içtik Beykozcular rakıdan başka bir şey içmiyorlar.
Soluğu kumsalda aldık. Gece kumsala gaz alan tüm araçlar girdi. 70 cm yükseltmesi olan Discoyu Kapılara kadar kuma gömmeyi başardım.
Sonrasında iki araçla vinçleyerek ve birazda etrafını boşaltarak ancak kurtarabildik.
Ertesi sabah biraz geç kalkanlar 4x4 lerin kumda gezinirken çıkardığı motor sesleriyle uyandı ve buğulu gözlerle bu adamlar ne yapıyor demişlerdir.
Ama görüntüler o kadar seyirlikti kimse tek kelime konuşmadan sadece seyretti.
Pazar günü dönüş trafiğini düşünerek erken ayrıldığımız kamp alanından sonra günü erken bitirmek istemiyorduk.
İstanbula hiç girmeden doğru kayışdağına çıktık. Asıl eğlence Off Road zekide bundan sonra başladı diyebilirim.
Bu güne dair anlatacak çok şey var. Ancak sözü birazda resimlere bırakalım.
Vardığımızda arkadaşların kamp düzeni hazırdı. Sıcak bir karşılamanın ardından çadırlar kuruldu ve havanın sıcak olması nedini ile yorgunluğumuzu atmak istediğimiz karadenizin suları malesef beklediğimiz serinliği vermedi.
Biz keyifli bir Off Road sohbeti yaparken güneş kayboluyor kampa katılacak arkadaşlar biri biri ardına görünüyordu.
Güneşin batması tabiki akşam olmasına işaret ve bizimde acıktığımıza işaretti. Ekip kalabalıktı bu ekibi doyuracak bir düzen alınması gerekiyordu.
Tabiki görev Volkan kardeşime kaldı. Hemen meşhur bakır tencere ortaya çıktı ve yemek kaynamaya başladı. Volkanın tek başına bütün teşekkürleri almasına izin vermeyerek bende bol malzemeli bir dağ pilavı yaptım.
Közdeki patlıcanları da unutmamak lazım. Hanımlar si patlıcan salatası yaptılar. Bol sarmısaklı mükemmeldi.
Bu yemekleri ve soframızı ise Zafer in annesinin (isimini bilmiyorum) getirdiği mezeler inanılmaz zenginleştirdi.
Kimse çatal, bıçak, sandalye aramaksızın sofraya dalıverdi. Öyle bir girişmişizki fotoğrafları çekmek kimsenin aklına gelmemiş.
Yemekleri yedik çayları içtik. Tabi biz çay içtik Beykozcular rakıdan başka bir şey içmiyorlar.
Soluğu kumsalda aldık. Gece kumsala gaz alan tüm araçlar girdi. 70 cm yükseltmesi olan Discoyu Kapılara kadar kuma gömmeyi başardım.
Sonrasında iki araçla vinçleyerek ve birazda etrafını boşaltarak ancak kurtarabildik.
Ertesi sabah biraz geç kalkanlar 4x4 lerin kumda gezinirken çıkardığı motor sesleriyle uyandı ve buğulu gözlerle bu adamlar ne yapıyor demişlerdir.
Ama görüntüler o kadar seyirlikti kimse tek kelime konuşmadan sadece seyretti.
Pazar günü dönüş trafiğini düşünerek erken ayrıldığımız kamp alanından sonra günü erken bitirmek istemiyorduk.
İstanbula hiç girmeden doğru kayışdağına çıktık. Asıl eğlence Off Road zekide bundan sonra başladı diyebilirim.
Bu güne dair anlatacak çok şey var. Ancak sözü birazda resimlere bırakalım.

