Gitmek, insanın doğasında var, hep bir yerlere gitmek ister, doğduğun yer deyil doyduğun yere gideceksin denir, karnı doyunca yine gitmek ister..Orta asyanın steplerindende bu hayalle buralara gelmedikmi, yemen'e, trablusgarb'a, viyana kapılarına gitmemizde hep bu sebepden..
Gençlik yıllarında gitmek istenir buralardan, ekonomik imkanlar sorun çıkarır, işe başlarsın, iş imkanları sorun çıkarır, evlenirsin, hanım sorun çıkarır, çocuklar olur, sorun çocukların okulu olur, okullar biter, hele bir evlensinler sonra denir, evlenirler, hanım çocuklar çalışyor toruna bakacağım der, gidemezsin, hadi gidelim dersin, çeşme akarken dolduralım sonra emekli olunca gideriz denir ama gidemezsin, çünkü artık tam teşekküllü bir hastaneye yakın oturman gereken zamanlar gelmiştir...Senede 15 gün tatil diye gitmekden başka türlü, hiç bir yere gidemezsin...
Güzeldir gitmenin hayali, yola çıkılmadığı sürece...Zaten gidecek olan, hiç bir şeyi düşünmeden tası tarağı toplar gider, kalanların hayali, yine bir gün gitmektir..Ne gitmekden vazgeçilir nede oralara gidilir...
Herkesin zamanı gelince gidebilmesi dileğiyle...