Gideriz yolumuza
Dönüp arkamıza bakmayız
Yeni anlar
Yeni yaşamlar
Keşfetmek için/emin
KİÇAĞAÇ//GEÇMİŞİN İZİNDE -1
Akşam gün batıyor eriyor zaman tepeden bakıyoruz aşağıda misli ovası tabak gibi uzanıyor. Köy ve kasabaların ışıkları gecenin içinde parlıyor. Çamardı ya giden eski kervan yolunun geçtiği Endivit vadisini meyve bahçeleri ve bağlar kaplamış. Eşsiz manzarayı seyrederken yorgunluğumuzu gideriyoruz.
Baştan başlarsak gündüz kiçağaç dayız eski ismi Nakroedi (Dimitri Kastakas a göre) Başka bir kaynağa göre Kindis Ya da kinidis , Tarihi çok eski zamanlara ulaşan yerleşimi anlamaya dünden kalan tarihi buluntuları gün yüzüne çıkartmak için. Köyün dar sokaklarını arşınlıyoruz.
Hala ayakta kalmış geç Osmanlı (19.yy) Evleri var evlerin bir kısmı çok odalı üst katları oturum için, alt katları Ahır samanlık ve kiler için ayrılmış tek katlı evler ise kemer sistemi ile yapılmış. Yer yer kemerleri hala ayakta kalmış ama diğer kısımları yıkılmış konutlara rastlıyoruz. Mimaride birkaç bin yıldır kullanılan kemer teknolojisi kiçağaç’da yakın zamana kadar kullanılmış, Ama gerek bakımsızlık gerekse konutların yapımında kullanılan andaval taşının zayıflığı nedeni ile bu tip yapılardan kalan örnek çok az.
Üsteki fotoğrafta böyle bir örneği görüyoruz. Fotoğraf Abidin ÖZKAYMAK
Kiliseye giderken büyük ve iki katlı bir ev dikkatimizi çekiyor. Papazın evi imiş üst kat kapı girişinde yer alan bitki motifleri ilginç olan ev rivayete göre yer altı tüneli ile kiliseye bağlanıyormuş.Başka bir evde aşağıda görülüyor örnek çok. Bitki motifleri Hüdaventhatun Türbesindekileri andırıyor.
Evler evler
Tandırında çörek
Evler evler
çektiğimiz hayadında koştuğumuz
damında kar kürediğimiz evler
EMİN
Fotoğraflar Abidin ÖZKAYMAK
Kiliseye doğru yol aldık.Bina 19 yy yapısı.Karamanlıca olan kitabesi çalındığı için yapım tarihini öğrenemedik.19 yy.lın ikinci yarısında yapıldığını tahmin ediyoruz.
Aslında bu bölgede Kutsal mekanların Sayısı oldukca fazla. Bu şekilde bina Olarak yapılanların dışında da kayalar oyularak yapılmış mekanlar var. Özelliklede yüksek tepelere manastırlar yapılmış kutsal kişiler azizler adına. Mübadele sırasında azizlerin naaşlarının götürüldüğünü biliyoruz.
Andaval taşından yapılan kilise dikdörtgen plana sahip olup 8sütun üzerine oturmuş kemerlerin taşıdığı tavan geçme taşlardan oluşmaktadır.Kilisenin etrafı doğal olarak mezarlık isede bu gün kilise içindeki mezar taşından başka bir buluntuya ulaşamadık.
Yukarda karamanlıca mezar taşı gözüküyor.fot:Abidin ÖZKAYMAK
Kilise bu gün maalesef samanlık olarak kullanılıyor.Kilisenin içindeki bitki motiflerinden oluşan süsler ve tavanın ortasında yer alan HZ İsa ve havarilerini gösteren fresk dikkat çekiyor.Yan duvarlarda yer alan freskler ise tahrip olmuş.
Fotoğraf: emin selamoğlu
Köydeki başka bir tarihsel anıtta eski camiydi.Kapısını açamadık ama minaresiyle dikkat çekiyordu.
Caminin minaresinde bulunan taştan hilal ilginç ayrıntı olarak kameramıza takılmış.Fotr:Abidin Özkaymak.
19 yy’la 20 yy’ın ilk çeğreğinde gelişen köy Müslüman ve Hıristiyan Türklerden oluşan nufusuyla görkemli mimamirisiyle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerdeki kabzımallarıyla ünlüydü.
Köyün kurulduğu arazi yapısıyla dikkat çekiyor.Yeraltı şehri olması kuvvetle muhtemel.Nitekim kısa bir uğraşla yer altı şehrinin girişini buluyoruz,ama içine girmemiz mümkün olmuyor.Ana galeri molozlarla kapanmış yan galeride ise sahte giriş var
Ana girişin yan tarafında sürgü taşını buluyoruz.Girişi kapatmakta kullanılan bu taşalar horasan taşı diye bilinir.
fotoğraf.çekim:Emin selamoğlu
Göçler benzer başka yerleşmelerin başına gelen kaderi köyünde paylaşmasına neden olmuş.1924 de mübadeleyle Ortodoks nüfus Yunanistan’a gittikden gayrı,köyden kentlere göç
köyün belini bükmüş.
Köydeki gezimize devam ediyoruz.Çamardı yolu üzerinde bulunan tepede kaleye rastlıyoruz.Dağcı arkadaşların Aladağlar’a gitmek için kullandıkları karayolunun hemen bitişiğinde yer alan kalenin sur kalıntılarını fotoğraflıyoruz.Geçit noktasında bulunması nedeniyle daha çok karakolu (derbent) andıran kale kalıntıları tepenin tamamını kaplıyor.
Kalenin üstünden çevreyi gözlüyoruz.Yanda sur kalıntısı görülüyor.Her gözlemimizde farklı bulgulara ulaşmak bizi heyecanlandırıyor.
Fotr çekim:Emin Selamoğlu
Çevrede onlarca kaya mezarı yer alıyor.Kalenin altındada kutsal mekanlar olduğunu düşündüğümüz kaya oyun
tularından bol miktarda mevcut.Arazi çok geniş a ma yorulduğumuza değiyor.Her adımımızda tarih fışkırıyor.
Kalenin etrafındaki yamaç insan elinden çıkmış değişik oyuntularla dolu.Ayrıca elimizde bulgu olmamakla birlikte bu çevredede yer altı şehri olabilir.Vadinin yamacındaki kaya mezarları Hitit,Frig,Kapadokya ve Erken Roma dönemine tarihleniyor.Mezarların bir kısmı kapalı açık olanlarda var.Girişlerindeki kundaklanmış bebeklere benzettiğimiz figürler herhalde mezarlarda yatan kişileri betimliyor.
Başka desen veya figüre rastlamadığımız mezarlar Karatlı’daki örneklere nazaran daha sade.Yerin altında da rastlanan mezarların bir örneğine Herhalde kaçak kazıcılar sayesinde ulaşabildik.Sadece Bu vadi boyunca değil çevrede benzer mezarlara rastlanıyor.
Ö Fethi Gürer’in aktardığına göre’’ Kiçiağaç köyü ile ilgili Dr Georgıos Nakracas Kitabında-'Kırçağaç köyü: burada Türkçe konuşan 30 Rum aile ile 30 Türk aile vardı. diye yazıyor. Rott köydeki H.Nikolaos ve H.Haralambos adında iki kilisenin 1900 yılı civarı yıkıldığını H.Georgios adanan bir diğer kilisenin yeni yapıldığından söz ediyor. Niğde Müzesinde Kiçağaçtan geldiği belirtilen beş satırlık bir kitabe bulunduğuda biliniyor. Kiçiağaçtaki H.Haralambos Kilisesi'nin Konya Metropoliti Kyrillos döneminde 1850'de inşa edildiği yazılı olduğu saptanmış bu kitabe yıkılan ve mucize yarattığı varsayılan eski kilise kitabesi olduğu düşünülüyor.’’
BU ÇALIŞMA ABİDİN ÖZKAYMAK VE EMİN SELAMOĞLU TARAFINDAN BİRLİKTE HAZIRLANMIŞTIR.
Dönüp arkamıza bakmayız
Yeni anlar
Yeni yaşamlar
Keşfetmek için/emin
KİÇAĞAÇ//GEÇMİŞİN İZİNDE -1
Akşam gün batıyor eriyor zaman tepeden bakıyoruz aşağıda misli ovası tabak gibi uzanıyor. Köy ve kasabaların ışıkları gecenin içinde parlıyor. Çamardı ya giden eski kervan yolunun geçtiği Endivit vadisini meyve bahçeleri ve bağlar kaplamış. Eşsiz manzarayı seyrederken yorgunluğumuzu gideriyoruz.
Baştan başlarsak gündüz kiçağaç dayız eski ismi Nakroedi (Dimitri Kastakas a göre) Başka bir kaynağa göre Kindis Ya da kinidis , Tarihi çok eski zamanlara ulaşan yerleşimi anlamaya dünden kalan tarihi buluntuları gün yüzüne çıkartmak için. Köyün dar sokaklarını arşınlıyoruz.
Hala ayakta kalmış geç Osmanlı (19.yy) Evleri var evlerin bir kısmı çok odalı üst katları oturum için, alt katları Ahır samanlık ve kiler için ayrılmış tek katlı evler ise kemer sistemi ile yapılmış. Yer yer kemerleri hala ayakta kalmış ama diğer kısımları yıkılmış konutlara rastlıyoruz. Mimaride birkaç bin yıldır kullanılan kemer teknolojisi kiçağaç’da yakın zamana kadar kullanılmış, Ama gerek bakımsızlık gerekse konutların yapımında kullanılan andaval taşının zayıflığı nedeni ile bu tip yapılardan kalan örnek çok az.
Üsteki fotoğrafta böyle bir örneği görüyoruz. Fotoğraf Abidin ÖZKAYMAK
Kiliseye giderken büyük ve iki katlı bir ev dikkatimizi çekiyor. Papazın evi imiş üst kat kapı girişinde yer alan bitki motifleri ilginç olan ev rivayete göre yer altı tüneli ile kiliseye bağlanıyormuş.Başka bir evde aşağıda görülüyor örnek çok. Bitki motifleri Hüdaventhatun Türbesindekileri andırıyor.
Evler evler
Tandırında çörek
Evler evler
çektiğimiz hayadında koştuğumuz
damında kar kürediğimiz evler
EMİN
Fotoğraflar Abidin ÖZKAYMAK
Kiliseye doğru yol aldık.Bina 19 yy yapısı.Karamanlıca olan kitabesi çalındığı için yapım tarihini öğrenemedik.19 yy.lın ikinci yarısında yapıldığını tahmin ediyoruz.
Aslında bu bölgede Kutsal mekanların Sayısı oldukca fazla. Bu şekilde bina Olarak yapılanların dışında da kayalar oyularak yapılmış mekanlar var. Özelliklede yüksek tepelere manastırlar yapılmış kutsal kişiler azizler adına. Mübadele sırasında azizlerin naaşlarının götürüldüğünü biliyoruz.
Andaval taşından yapılan kilise dikdörtgen plana sahip olup 8sütun üzerine oturmuş kemerlerin taşıdığı tavan geçme taşlardan oluşmaktadır.Kilisenin etrafı doğal olarak mezarlık isede bu gün kilise içindeki mezar taşından başka bir buluntuya ulaşamadık.
Yukarda karamanlıca mezar taşı gözüküyor.fot:Abidin ÖZKAYMAK
Kilise bu gün maalesef samanlık olarak kullanılıyor.Kilisenin içindeki bitki motiflerinden oluşan süsler ve tavanın ortasında yer alan HZ İsa ve havarilerini gösteren fresk dikkat çekiyor.Yan duvarlarda yer alan freskler ise tahrip olmuş.
Fotoğraf: emin selamoğlu
Köydeki başka bir tarihsel anıtta eski camiydi.Kapısını açamadık ama minaresiyle dikkat çekiyordu.
Caminin minaresinde bulunan taştan hilal ilginç ayrıntı olarak kameramıza takılmış.Fotr:Abidin Özkaymak.
19 yy’la 20 yy’ın ilk çeğreğinde gelişen köy Müslüman ve Hıristiyan Türklerden oluşan nufusuyla görkemli mimamirisiyle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerdeki kabzımallarıyla ünlüydü.
Köyün kurulduğu arazi yapısıyla dikkat çekiyor.Yeraltı şehri olması kuvvetle muhtemel.Nitekim kısa bir uğraşla yer altı şehrinin girişini buluyoruz,ama içine girmemiz mümkün olmuyor.Ana galeri molozlarla kapanmış yan galeride ise sahte giriş var
Ana girişin yan tarafında sürgü taşını buluyoruz.Girişi kapatmakta kullanılan bu taşalar horasan taşı diye bilinir.
fotoğraf.çekim:Emin selamoğlu
Göçler benzer başka yerleşmelerin başına gelen kaderi köyünde paylaşmasına neden olmuş.1924 de mübadeleyle Ortodoks nüfus Yunanistan’a gittikden gayrı,köyden kentlere göç
köyün belini bükmüş.
Köydeki gezimize devam ediyoruz.Çamardı yolu üzerinde bulunan tepede kaleye rastlıyoruz.Dağcı arkadaşların Aladağlar’a gitmek için kullandıkları karayolunun hemen bitişiğinde yer alan kalenin sur kalıntılarını fotoğraflıyoruz.Geçit noktasında bulunması nedeniyle daha çok karakolu (derbent) andıran kale kalıntıları tepenin tamamını kaplıyor.
Kalenin üstünden çevreyi gözlüyoruz.Yanda sur kalıntısı görülüyor.Her gözlemimizde farklı bulgulara ulaşmak bizi heyecanlandırıyor.
Fotr çekim:Emin Selamoğlu
Çevrede onlarca kaya mezarı yer alıyor.Kalenin altındada kutsal mekanlar olduğunu düşündüğümüz kaya oyun
tularından bol miktarda mevcut.Arazi çok geniş a ma yorulduğumuza değiyor.Her adımımızda tarih fışkırıyor.
Kalenin etrafındaki yamaç insan elinden çıkmış değişik oyuntularla dolu.Ayrıca elimizde bulgu olmamakla birlikte bu çevredede yer altı şehri olabilir.Vadinin yamacındaki kaya mezarları Hitit,Frig,Kapadokya ve Erken Roma dönemine tarihleniyor.Mezarların bir kısmı kapalı açık olanlarda var.Girişlerindeki kundaklanmış bebeklere benzettiğimiz figürler herhalde mezarlarda yatan kişileri betimliyor.
Başka desen veya figüre rastlamadığımız mezarlar Karatlı’daki örneklere nazaran daha sade.Yerin altında da rastlanan mezarların bir örneğine Herhalde kaçak kazıcılar sayesinde ulaşabildik.Sadece Bu vadi boyunca değil çevrede benzer mezarlara rastlanıyor.
Ö Fethi Gürer’in aktardığına göre’’ Kiçiağaç köyü ile ilgili Dr Georgıos Nakracas Kitabında-'Kırçağaç köyü: burada Türkçe konuşan 30 Rum aile ile 30 Türk aile vardı. diye yazıyor. Rott köydeki H.Nikolaos ve H.Haralambos adında iki kilisenin 1900 yılı civarı yıkıldığını H.Georgios adanan bir diğer kilisenin yeni yapıldığından söz ediyor. Niğde Müzesinde Kiçağaçtan geldiği belirtilen beş satırlık bir kitabe bulunduğuda biliniyor. Kiçiağaçtaki H.Haralambos Kilisesi'nin Konya Metropoliti Kyrillos döneminde 1850'de inşa edildiği yazılı olduğu saptanmış bu kitabe yıkılan ve mucize yarattığı varsayılan eski kilise kitabesi olduğu düşünülüyor.’’
BU ÇALIŞMA ABİDİN ÖZKAYMAK VE EMİN SELAMOĞLU TARAFINDAN BİRLİKTE HAZIRLANMIŞTIR.

