<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Nükleere Hayır !</b><br />
<br />
Arkadaşlar enerji üretim yöntemleri günümüz şartlarında fantastik sayılabiilecek çözümler dışında maalesef bunlar.Bu şunun gibi işletme bazında düşünürsek kullandığınız makinelerin her sene daha yenisi daha az enerji ile daha adetli ürün imal edenleri yapılmaktadır.Ama insanlar optimum düzeyde fayda zarar ilişkisi ve bütçe durumuna göre yatırım yapıyor. Kullandığımız araçlar içinde. Benzin-mazot çevreyi kirletiyor ve pahalı diye kaçımız kullandığımız araçları hibrid olanları ile değiştirdik. <br />
<br />
Mesela Barajların Olumlu ve Olumsuz yönleri... (Alıntıdır)<br />
<br />
BARAJLARIN ÇEVRECİ YÖNÜ<br />
<br />
Elektrik üretimi, taşkın kontrolü ve sulamanın yanı sıra, barajların bilinen en çevreci yönleri, çeşitli kuş türleri için barınak olmaları ve ayrıca ekonomik getiri de sağlayan tatlı su balıkçılığına imkân vermeleridir. Oluşan göl sunî de olsa kuşlar için tabiî bir mekân olagelmekte ve kısa sürede bölgede yeni kuş türleri görülmeye başlanmaktadır. Ayrıca baraj çevreleri, bölge insanına yaz ve kış mesire (rekreasyon) yerleri olduğu gibi. baraj gölü de çeşitli su sporları için ideal bir ortam hazırlamaktadır.<br />
<br />
Bunların yanı sıra enerji ihtiyacını hidroelektrik santrallerden karşılamak hava kirliliğini azaltıcı rol oynar. Çünkü ihtiyaç duyduğumuz enerji, kömür, petrol veya tabiî gaz gibi fosil yakıtlar kullanan termik santrallerde üretildiğinde atmosfer milyonlarca ton kül, partikül, karbondioksit, azotoksit ve kükürt-dioksit ile kirletildiğinden (1 Kwh elektrik enerjisi, kömürle çalışan bir termik santralde üretildiğinde 1.000 g. doğal gazlı bir santralde üretildiğinde 600 g karbondioksit açığa çıkmasına sebep olmaktadır), aynı miktar enerjinin tabiatta en çok bulunan ve en yenilenebilir bir enerji kaynağı olan su kullanılarak üretilmesi, atmosfer dostu bir metot olarak karşımıza çıkmaktadır.<br />
<br />
ÇEVREYE VERDİKLERİ ZARARLAR<br />
<br />
Barajlar muazzam bir su kütlesi depoladıklarından yer kabuğu üzerinde çok büyük bir gerilme oluştururlar. Bu gerilme mevcut tektonik gerilmelere eklenip, deprem için belli bir eşik gerilme değerinin aşılmasına ve bölgenin sismik olarak aktif hâle gelmesine yol açabilmektedir. Bu yüzden baraj yerinin seçiminde jeofizik incelemelerin önemi büyüktür. Örneğin. 1970'li yıllarda yapılan Keban Barajı için seçilen yer tektonik olarak aktiftir ve bölgedeki sismik aktivite ile baraj su seviyesi arasındaki ilişkiyi incelemek üzere DSİ ve Kandilli Rasathanesi arasında ortak bir proje yürütülmektedir. Jeofizik etütler sadece barajın deprem güvenliği için yapılmamaktadır elbette; baraj inşa etmekle hedeflenen sunî bir göl oluşturmak olduğuna göre göl tabanı su kaçırmamalıdır. Bu da tamamen göl tabanı jeolojisiyle ilgilidir. Aksi takdirde yapılan bütün yatırım boşa gideceği gibi, çevreye verilen zarar da yanına kâr(!) kalacaktır. Buna ülkemizden tipik bir örnek 1950'li yıllarda yapılan Konya May Barajı'dır. Bu baraj tam bir mühendislik fiyaskosudur. Baraj her şeyiyle tamamlanmış, ancak su tutmak mümkün olamamıştır. Baraj, göl tabanında bulunan ve yer altında devam eden, fakat üstü alüvyon ile dolduğu için hemen fark edilemeyen düden şeklindeki büyük boşluklar üzerine inşa edildiği için oluşan su basıncına dayanamayarak çöken bu boşluklar gölde birikmeye başlayan bütün suyu âdeta içip bitirmiştir. Teknik fizibilite aşamasında tespit edilmesi gereken bu boşluklar, pahalı bir fatura karşılığında ancak baraj inşaatı tamamlandıktan sonra öğrenilebilmiştir.<br />
<br />
Ayrıca barajlar yer altı sularının tuzlanmasına sebep olduklarından su kalitesini olumsuz yönde etkilemektedirler. Barajların çevreye verdikleri telâfisi zor zararlardan birisi de baraj gölünün kapladığı arazi üzerinde yaptığı etkilerdir. Ekilebilir topraklar ve kimi zaman da yaşlı dünyamızın akciğerleri ormanlarımız su altında kalarak kullanılmaz hâle gelmektedir.<br />
<br />
Baraj gölünden temin edilen su ile ekili arazilerin sulanması ürün miktarını artırsa da beraberinde zaman içinde ortaya çıkan önemli bir sorun da getirmektedir. Özellikle kurak iklimlerde tarım alanlarının sulanması, drenaj sisteminin olmaması durumunda, toprağın giderek tuzlulaşıp çoraklaşmasına sebep olmaktadır. Ayrıca bilinçsiz ve aşırı sulama benzer problemler ortaya çıkardığı gibi. fazla su kullanımı aynı nehirden faydalanan komşu ülkeleri rahatsız ettiğinden diplomatik sıkıntılar yaşanmasına sebep olmakladır.<br />
<br />
Baraj yapıları menba (nehir akış yönüne göre baraj yukarısı) ve mansap (aşağısı) eko-sistemini tamamen değiştirir. Balıkların tabiî yetişme alanlarını tahrip eder, nehirdeki tabiî geçişlerine engel olur ve bilhassa göçmen balık türlerinin azalmasına hattâ nesillerinin tükenmesine yol açar; meselâ, Çin'de inşa edilen ve dünyada hâlen yürütülen en büyük inşaat olan "Three Georges" barajı 300 balık türünün yarısını etkilemiştir.<br />
<br />
Nehirlerin denize döküldüğü yerlerde oluşan deltalar pek çok yaban hayvanının, özellikle kuşların göç alanlarıdır. Nehir sularını dizginleyen barajlar mansap tarafındaki akış rejimini tamamen değiştirdiğinden ve tuzluluk oranını artırdığından bu deltalar tahrip olmakta ve kıyı ekolojisi değişmekte, hattâ bazı hayvan türlerinin yok olmasına sebep olmaktadır.<br />
<br />
Büyük barajlar dolaylı olarak çevre ve insan üzerinde bir başka potansiyel tehlikeye de yol açabilmektedirler. Kimi zaman barajlar, balıklar gibi suda yaşayan organizmalarda cıva seviyesinin yükselmesine sebep olmaktadır.<br />
<br />
Taşkınlar sırasında toprak ve kayalarda bulunan inorganik cıva suyu karışmakta ve neticede göl tabanında birikmektedir. Burada metilasyon denilen bir süreç sonunda, inorganik cıva, (büyük oranda mikroorganizmalar ile) suda çözünebilen organik metilcıvaya dönüşür. Suda yaşayan canlılar tarafından alınan metilcıva biyolojik canlılar için gayet zehirli bir madde olup, bu maddeyi bünyelerine almış balıkları yiyen insanlar için de ciddi bir sağlık sorunu oluşturmaktadır.<br />
<br />
Barajların sebep olduğu bir başka sağlık problemi ise özellikle tropik barajlarda, sinekler için uygun üreme yeri oluşturup sıtma gibi salgın hastalıkların yayılmasına zemin hazırlamalarıdır.<br />
<br />
Yukarıda barajların yararlarından bahsederken karbondioksit üretimi açısından temiz enerji kaynağı olduğunu söylemiştik. Ancak özellikle tropik bölgelerdeki geniş yüzey alanlı ve sığ baraj gölleri canlı kütlenin çürümesi sonucu atmosfere önemli miktarda sera gazı (çoğunlukla metan) yayarlar. Sera gazı kirlenmesi olarak bilinen bu olay son yılların Önemli çevre sorunlarından birisi olan küresel ısınmaya yol açmaktadır.<br />
<br />
Buraya kadar söylediklerimiz barajların kaçınılmaz ya da gerekli önlem alınmazsa ortaya çıkabilecek bazı çevresel zararlarıdır. Pekâla, bu yapılar sulama ve elektrik ihtiyacımızı kaç yıl karşılayabilirler sizce? 100 yıl? 150 yıl? Maalesef bu kadar yüksek rakamlar yok elimizde. Özellikle baraj gölü çevresi ağaçlandırılarak erozyon kontrolü yapılmadığı durumlarda (Türkiye'de bu konuya gereken önem verilmemektedir) göl tabanında biriken toprak, rezervuarın aktif hacminin azalmasına sebep olmakta ve suyla taşınan malzeme, miktarına bağlı olarak 30-35 yıl içinde baraj, çevresinde piknik yapılan küçük bir göl hâline gelmektedir.<br />
<br />
Tüm sisitemlerin (+) ve (-)mevcut.<br />
<br />
Ayrıca Greenpeace ve benzeri her türlü dernek ve kuruluşta tabanda emek veren insanların hakkaniyetle işlerini yapan insanlar olduklarına inanıyorum. Hiçbir insanın yerlerde süründürülesi ve tekmelenesi olduğunu düşünmüyorum.Ben bu örgüt ve kuruluşların en tepedeki kadro ve yöneticilerinin iyiniyetinden şüpheliyim. Karşı olduğumuzu ve Greenpeace’e inanmadığımızı belirttiğimiz için bizlerin insanların yerlerde sürüklenip tekmelenmesinden hoşlanan insanlar olduğumuzu düşünen zihniyet acaba bizden daha mı az önyargısızdır?<br />
<br />
<br />
Örnek bir Greenpeace eylemi (Alıntıdır)<br />
<br />
Greenpeace Üyeleri, Adana`nın Yumurtalık İlçesi`ndeki İsken Sugözü Enerji Santrali`ne İthal Kömür Taşıyan Geminin Yanaştığı Platforma Çıkıp Kömür Yükleme İşlemini Durdurdu. <br />
<br />
Greenpeace üyeleri, Adana`nın Yumurtalık İlçesi`ndeki İsken Sugözü Enerji Santrali`ne ithal kömür taşıyan geminin yanaştığı platforma çıkıp kömür yükleme işlemini durdurdu. <br />
Yeni termik santrallere ruhsat verilmesini protesto için Greenpeace aktivistleri Greenpeace`nin `Rainbow Warrior` (Gökkuşağı Savaşçısı) gemisi ile Yumurtalık açıklarına geldi. Gemiden 4 tırmanışçı, botla, dünyadaki en geniş kömür yükleme platformlarından biri olan İsken`e ait platforma çıktı. Greenpeace eylemcileri platformun en üst bölümüne çıkarak kendilerini iple aşağıya doğru astı. Ellerindeki, Türkçe ve İngilizce yazılı `Kömürü Terk Et İklimi Kurtar`, `Kömür ölüm` pankartları açtı. Eylem üzerine Sahil Güvenliğe ait biri hücumbot 2 bot, çevrede geniş güvenlik önlemi alarak Greenpeace üyelerinin platforma yaklaşmasına engel oldular. 11 saat platformda asılı kalan tırmanışçı eylemciler bu süre içinde kömür yükleme işlemlerini durdurdu. 4 Greenpeace eylemcisi gözaltına alındı.</div>