Ynt: Ulusal Kamp ve Karavan Federasyonu Yeni Yönetim Kadrosu
supergezgin' Alıntı:
Merhabalar,
Sitenize her ne kadar yazı yazmasam da devamlı takip eden biri olarak yeni UKKF Yönetim seçimini satırlarınıza taşıdığınız için öncelikle teşekkür ederim.
Buraya yazı yazan arkadaşlarımız iki sayfa önce sanırım gerçek durumu tam bilmeden bazı kinayeli yazılar yazdı, polemik olmaması için daha önceki benzer yazılara olduğu gibi buna da cevap vermemiştim, ancak kısa bir bilgi vermek istiyorum.
Oğuz bey kısaca tarihçemizi sitemizden buraya aktarmış, teşekkür ederim. Görüldüğü gibi geçmişimizi inkar etmiyor her zaman buna sahip çıkıyoruz, ama burada yazan arkadaşlarımızın bir çoğu bu kadarcık bilgiyi bile araştırmadan kinayeli bazı sözcükleri daha önceleride kullanmışlardı. Gezenbilir karavan gurubunun çoğu üyeleri bu camia ile yeni tanıştılar, bir çoğu karavancılığa ve kampçılığa daha yeni başlıyorlar, çoğunun karavanı bile henüz yok karar aşamasındalar. UKKF sitesinde ve Karavan Turk sitesinde yazan arkadaşlarımızın bir çoğu en az 25-30 senelik karavancı, 30-40 senelik kampçı arkadaşlardır. Ben de 22 yıllık bir karavancı 42 yıllık bir kampçıyım. Sizin henüz tanıştığınız sorunlarla biz yıllar önce tanıştık ama bugünkü dağınıklığımız ne yazık ki her zaman oldu ve bir araya gelerek bir güç oluşturamadık. Çoğunlukla "bana ne, ben gezmeme bakarım, Dernek bana göre değil" dedik. Bir avuç insan bu konuda yeterli destek olmadan istese de bir şey yapamadı ve bu gün karşılaştığımız sorunlar büyüyerek önümüze çıktı, şimdi ne yapacağız diyoruz. Örnek ÖTV sorunu için birlikte hareket edelim diye toplantı yaptık, çağrılan 70 ÖTV zededen 1 kişi geldi, herkes itirazsız binlerce lira ceza ödedi, şimdi yakınıyoruz.
Millet olarak STK'lara sıcak bakmıyor ve" benden sonrası tufan" demeyi seviyoruz. Ben her zaman birlikteliği savundum savunmaya devam edeceği. Ta ki bir gün sanal ortamdan çıkıp karşılaşırsak belki siz beni ikna eder, bende sizler gibi bu işlerden bana ne der gezmeme bakarım, yada ben sizi ikna eder dernek ve Federasyon çatısı altında birlikte oluruz. STK’lar arkasındaki üye gücü ile hak elde ederler, yoksa kimse parçalanmış küçük guruplarla ilgilenmez.
Gözel sözlerimiz vardır,” tek çubuk ve deste çubuk” örneği yada “tek elin nesi iki elin sesi var” gibi.
Bizler elimizden geldiği kadar bu camiaya bir şeyler kazandırmaya gayret edeceğiz, bazı kazanımlar alehinize bir çoğu sizlerin de lehine olacaktır. Tenkitlerden çekinmem ve kazanımlar çıkarmaya çalışırım, tabii ki kişiselleştirilmedikçe.
Fazla zamanınız almak istemiyorum, yazılarınızı eskiden de okuyordum, okumaya devam edeceğim. Umarım birliktelik sinerjisini yakalamayı başabiliriz.
Saygılarımla
Erdal Ötügen
UKKF Yönetim Kurulu Başkanı
Sn. Erdal bey,
Öncelikle yeni görevinizde başarılar dilerim. Kişisel karavancılık geçmişim henüz çok yeni sayılsa da gerek UKKF, gerekse eski TKKD forumlarından takip edebildiğim kadarıyla ölçülü, dürüst ve pozitif yaklaşımlarınızı her zaman takdir etmişimdir. Başkanlığınızın federasyon, dernekler ve tüm camiaya pozitif enerji getireceğine yürekten inanıyor ve bu gelişmeyi olumlu değerlendiriyorum.
Konuyu çok fazla kişiselleştirmemeye çalışacağım ama burada yazan (bir çoğu henüz çok yeni ama bir o kadar da hevesli ve enerji dolu) karavancılar olarak eski yönetimden ne yazık ki pozitif enerji alamadık...
Kişiselleştirmemeye çalışacağım dedim ama bazı sorunların adını koymazsak ne yazık ki çözüm bulamayız. Bu konuyu dile getirmeye çalıştığımızda eski karavancı abilerimiz bilerek ya da bilmeyerek konuyu geçiştirmeye, üzerini kapatmaya çalıştılar... Onlara ve dahi sizlere de hak vermemek mümkün değil çünkü biliyoruz ki geçmişiniz, abi-kardeş, yol-yoldaş, arkadaşlık-dostluk ilişkileriniz çok eskilere dayanıyor ve yüz yüze bakıyorsunuz... Ancak eski federasyon başkanımız Hayati Kaplan'ın bu foruma yazdığı tepeden inme bazı yazılar yenilir yutulur cinsten değildi... Doğal olarak da büyük bir antipati yarattı.
Bizler saygı sınırlarını hiç bir zaman zorlamadık. "Büyüğümüzdür, iyi niyetlidir, öğüt veriyordur, haklı olduğu yönler vardır, yakından tanısak belki anlaşabiliriz, belki yalnızca yazım üslubu yerinde değildir" deyip geçiştirdik... Eleştirilerimizi de yine üstü kapalı olarak saygı sınırlarını zorlamadan yapmaya çalıştık. Belki bunun yeri forumlar değildi... Son olarak UKKF forumuna yazdığım bu yöndeki üstü kapalı bir eleştirime UKKD. Bşk. Sn. Erdinç Bağcıgil çok güzel bir cevap vermişti; "Şikayet etmek ve forumlarda yazı yazmakla olmaz, o halde yönetime katılın ve beğenmediğiniz yöneticileri değiştirin" dedi...
Bizler örgütlülüğe karşı olan insanlar değiliz... Aksine bunu savunur ve "neden örgütlenemediğimiz konusunda" sık sık kendimizi eleştiririz.. Ancak örgütlenme söz konusu olduğunda liderler ve yönetim kadroları çok önemlidir. "Yönetim kadrosunu örgütün tabanı oluşturur" diyeceksiniz.. Doğru ancak bu "ilk örgütlenme zamanlarında" geçerlidir. Aradan uzun yıllar geçip, kitle genişlemeden kalır, yönetim kadroları da kemikleşirse tabanı üzerinde tahakküm kurar.. Gelişime, değişime kapalı kalır, muhaliflere aldırış etmez ise artık "tavan" tabanı şekillendirmeye başlamıştır... Kalıplara hapsolmak istemeyenler için "bölünme ve ayrışma" zamanı gelmiştir. Yönetim kadrosunun "içselleştiremediği ve tabanın dışında olarak değerlendirdiği" potansiyel diğerleri için de "yeni örgütlenmelerin" başlangıcı bu zamana denk gelir.
Tam da bu zamanda "var olan yapıya destek olup beğenmediğimiz yönetimi değiştirmek mi?" yoksa "yeni bir oluşuma gitmek mi?" sorusu gündeme gelir... Yeni bir oluşumu şekillendirmek "var olanın yıllar içerisinde kat ettiği yolu" sil baştan almak anlamına gelebilir. Ama bazen de "var olan oluşumu yeniden şekillendirmek" bu yoldan daha uzundur... Ön yargıları silmek ve kadroları yeniden şekillendirmek sanıldığı kadar kolay değildir.
İşte bizler şu anda tam da bu noktadayız..
Türkiye değişiyor, dünya değişiyor, teknoloji gelişiyor... Türkiye'de 20 - 30 yıl öncesinin karavancılığı ile şu andaki bir değil. İnternet yaşantımızın çok önemli bir parçası. Bilgiye çok kolay ulaşıyoruz. Fikirlerimizi her türlü platformda paylaşma imkanımız var. Aynı zamanda kitlelere ulaşıyor, sosyalleşme imkanı yaratıyoruz... İnternet aracılığı ile oluşturulan sosyal paylaşımın "sanal" olduğu fikrine artık kesinlikle katılmıyorum... Oluşturduğumuz gerçek dostluklar ve gerçekleştirdiğimiz geziler bunun "kanlı canlı" örneğidir...
Hepsinden önemlisi ne biliyor musunuz? Arkadan tahminlerinizi çok ötesinde geniş bir "genç kitle" geliyor.. Bu kitle enerji dolu. Hepsinin geçmişinde dağcılık, trekking, kampçılık gibi doğa sporları, off-road, fotoğrafçılık gibi hobiler var... Eğitimliler ve 20 - 30 yıl öncesine göre görece zenginler. Lütfen yıkıcı eleştiri olarak algılamayın. Ard niyetsiz olarak, kendi çizgim doğrultusunda "naçizane" yapıcı olmak, yön gösterebilmek adına yazıyorum;
Bu insanlar dernekte federasyonda yapılan yemekli toplantıları, resmi yazışmaları değil, internetten bizim renkli fotoğraflarımızı, sohbetlerimizi ve paylaştığımız teknik bilgileri takip ediyorlar.
Bu kitle, emekli olup karavan sahibi olan, internetten, forumlardan bi-haber bilgisayarı açıp kapatmayı bilmeyen karavancılardan çok farklı bir kitle. (Emekli ve yaşı bizden büyük olup burada bizleri takip eden ağabeylerimiz üzerine alınmasın. Ne kadar yetersiz olduğunu düşünseler bile onların bilgisayar ve internet kullanma becerilerini çok takdir ediyorum.)
İnanıyorum ki bu kitle sayesinde, ama şimdi, ama 10 yıl sonra Türkiye'de karavancılık çok büyük bir patlama yaşayacak. O çok özendiğimiz Avrupalı karavancılar gibi olacağız biz de...
Göz ardı edilmemesi gereken diğer bir kitle de ülkemizin malum ortalama gelir seviyesi, çalışma ve emeklilik koşulları nedeniyle çok arzu ettikleri halde karavan hayaline kavuşamamış ya da hasbel-kader "bir çoklarının karavan olarak tanımlayamayacağı" araçlarla bu hobisini tatmin etmeye çalışan "ama yine bir çok karavancıya göre çok daha fazla gezen, yollarda olan" kimseler ve yine ekonomik yetersizlikler nedeniyle "kendi karavanlarını yapmaya çalışanlardır."
Hangisi gerçek karavancıdır, hangisi değildir tartışmasına girmeyeceğim. Bu konuları yeterince uzun tartıştık. Katılımcılardan da ricam, kimilerince vicdan sömürüsüne, kimilerince aşağılamaya kadar uzanan bu konuyu fazla uzatmamalarıdır... Unutulmaması gereken konu, o çok özendiğimiz ve örnek aldığımız Avrupalı karavacılara da "Hymer karavanlarının gökten zembille düşmediği" konusudur. Onlar da evlerinin bahçesinde yapmaya başlamışlardı karavanlarını.. Hatta çok gerilere gidersek karavancılığın geçmişi atlı çingene arabalarına kadar uzanır. Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasındaki gelişmişlik farkından bahsederken "en az 20 yıl gerideyiz" diyebiliyorsak Türkiye yollarında dolaşan gerçek karavana benzemeyen karavanları da (can, mal güvenliğini tehlikeye atmadıkları, çevreye zarar vermedikleri ve toplumsal sorun yaratmadıkları sürece) normal karşılamak gerektiğini savunuyorum. Bu durum ülkemizin gerçeğidir.
Bahsi geçen her iki kitle için de öncelikli değer yargılarımız biçimsel görünüşlerinden ve araçlarından öte "insani erdemleri" olmalıdır.
Dernekler ve federasyon kitlelere ve yeni oluşumlara açık olmazsa "neden destek olmuyorsunuz?" diye yakınmaları lüzumsuzdur. Bu durumda parçalanma ve bölünme kaçınılmazdır. Ya da daha kapsayıcı olan yenisi gelir ve eskisinin yerini alır.
Başkanlığınızın pozitif enerji içerdiğini ve bizlere umut verdiğini tekrarlamak isterim. Bizler dernekleri ve federasyonu çok daha kapsayıcı ve yeniliklere açık olarak görmek istiyoruz. Bu mümkün olabilirse destek vermemek için hiç bir nedenimiz yok.
Sorunların çözümü için örgütlenme kesinlikle yararlı ve gereklidir. Ancak bir dip not olarak belirtmek gerekirse "yerinde ve zamanında yapılacak" bireysel girişimler, insiyatifler, arada sırada çıkacak olan farklı sesler ve korsan gösteriler de önemlidir.
Çalışmalarınızda başarılar ve kolaylıklar dilerim.
Saygılarımla...
Cem Babadağ