<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Yeniden Anadolu Parsı</b><br />
<br />
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde 1647 yılındaki Şebinkarahisar ziyaretinde gördüklerini şöyle yazmıştır.<br />
<br />
" Şebinkarahisar kalesinin şehre bakan iç yüzünde kapı üzerinde bir arslanın derisini doldurmuşlar,gözlerine iri boncuklar koymuşlar,ağzını yedi başlı ejder gibi açıp dilinin yerine kırmızı keçe parçası koymuşlar.İri dişleri varki herbiri Türkmen hançeri gibi,burnundan kuyruğunun bitimine kadar 45 karıştır.Bu arslan pek asiymiş,yedi sene bu dağlarda yaşayıp koyun ,keçi ve sığırların kökünü kesmiş ve yiye yiye Hiyeli-Mahmudi gibi şişmiş ara sıra köylerede saldırıp eşek,sığır ve insanda kaçırmaya başlamış.Sonunda kolu kuvvetli adamın birisi çatal kurşun ile bu arslanı kellesinden vurup öldürmüş,derisini yüzüp Taban Ahmet Ağaya getirmişler o da ibret olsun diye tahterevan üzerine koyup çarşının iç yüzüne asmıştır.Amma Tanrı şahit onu gören sağ zanneder.4 ayağı direğe benzer,pençeleri erivani deve tabanına benzer,kellesi hürevani küp gibi ,lakin bu arslan Bağdat,Halle,Cevariz ve Korne arslanları gibi sevimli değil,sarı renkli olup tüyleri Ankara keçisi gibi birer karış uzun ,burma burma sarkmış,korkunç bir mahlüktur.Bu dağlarda bu kıyafette arslan hiç görülmemiştir.Onun için hayvandan anlayanlar buna çölden azma dediler.Bu Karahisarın dağlarında kaplan,tavşan,yaban koyunu,yaban sığırı,sıtlan,kurt,andık kurdu,karakurt,tilki,çakal gayet çoktur.Hatta bir keresinde Karadenizden çıkıp çapulculuk için bu dağlara tırmanan Kazakları kaplan ve kurtlar tamamen parçalamış ,haydutlar av avlayalım derken yırtıcı hayvanlara av olmaktan canlarını kurtaramamışlardır."</div>