<div class="bbWrapper">İnsanlar tek başlarına yel değirmenleriyle savaşamayacakları için, aynı amaçlarla ve ihtiyaçlarla, birlikte hareket edecek ve birlikten doğan bir kuvvet oluşturarak hantal, ağır ve isteksiz devleti (veya kurumları) harekete zorlayacak yapılar icat edilmiştir. Demokratik ülkelerde bunlara "Sivil Toplum Kuruluşları" (STK) deniyor ve dernekler, sendikalar, meslek odaları ile bunların oluşturduğu federasyonlar, konfederasyonlar bu işe yarıyor.<br />
<br />
Karavancıların da bir "Ulusal Kamp ve Karavan Federasyonu" var. Ben bağlı derneklerden herhangi birine üye değilim. Çünkü hayatım boyunca üyesi olduğum derneklerin, meslek odalarının, varoluş amaçlarının dışında işlerle uğraşıp varlık nedenlerinin tamamen gözardı edilerek ya kişisel çıkarların, ya da ruhsal tatminlerin bir aracı haline getirildiklerini, yönetim kurullarına üyelik için anlamsız ve yararsız kavgaların asıl toplu amaç için değil, kişisel tatmin (maddi veya manevi) için yapılıp durduğunu çok yakından görüp, acıyla izledim. Ülkede "Sivil Toplum Kuruluşları" o kadar acıklı hale geldi ki, sonunda dini tarikatlara bile STK denmeye başladı.<br />
<br />
Yukarıda TSE ve TÜV özelinde şikayetle ve yılgınlıkla bahsedilen konu ve bu konu benzeri onlarcası, tek tek muhatap kişileri ikna etmeye çalışarak çözümlenmez elbette. İşte STK denen demokratik oluşumlara tam burada ihtiyaç var. "Ulusal Kamp ve Karavan Federasyonu" bu işlerle uğraşmalı. Bu işlerin çözüm oluşumu olmalı. Karavan yapımında sorunla karşılaşan biri, sorununu Federasyona başvurarak çözebilmeli veya çözülmesini istemeli. O da, çözebilmeli veya çözülmesi için sorumlu resmi kuruluşlara baskı yapmalı, gerekirse dava açmalı, kanun değişikliği için siyasal partilerle görüşmeli, kanun taslakları, yönetmelikler hazırlamalı, bakanlıklara onaylatmalı...<br />
<br />
Federasyonumuz bunları yapma yolunda ne kadar adım atmış bulunuyor acaba? CİMER'e dilekçe yazmak çok basit bir iş. Kişisel olarak bile yapılabiliyor ama ne kadar etkili olunabiliyor? Önemli olan, baskı oluşturabilmek, bir birlikteliğin ve o birlikteliğin gücünü karşıya hissettirebilmek. Federasyonun Sayın Yönetim Kurulu üyeleri, üyeliğe talip olduklarında acaba bu niyet ve azimle mi oldular, yoksa daha naif, insani, hoş, keyifli duygularla mı yönetime seçilmeye uğraştılar? Kamplar, etkinlikler düzenlemek elbette güzel şeyler ama o etkinliklere gelen her bir karavancının yüreğinde ağırlık yapan bir sürü yasal olmayan ya da yasal olup olmadığı belirsiz, ya da gereksiz masraflara neden olan, ya da hayati risklerle birlikte katlanılan onlarca sorunu etkinlik boyunca ve sonrasında yok sayarak görmezden gelmek bir "iş" yapmak anlamını taşımıyor olsa gerek.<br />
<br />
Bu yazdıklarımla kızdırdığım veya kalbini kırdığım, ya da kendini haksızlığa uğramış hisseden kişiler olabilir. Kusura bakılmasın. Kimseyi tanıyarak ya da bilerek hedef alarak yazmış değilim. Zaten "Ulusal Kamp ve Karavan Federasyonu"nu da hedef almak için yazmadım. Bu sorun, ülkemizde STK denen kurumların genel hali ve biz de bununla yaşayıp gidiyoruz işte.<br />
<br />
Çok "ekmek yememiz" lazım. Ya da zaten ekmeği çok yediğimizden mi oluyor?</div>