ahmetvargelen
Kamp II
Nisan 2010 ayinda, benim daha once esime surpriz olarak aldigim bilet ile 3 gunlugune Hollandaya gittik. Kisaca gezimiz hakkinda gozlemlerimi vermek isterim : )
Oncellikle Wizzair.com adresinden biletleri yaklasik olarak 3 ay once aldim. Havaalaninda kontrollerden gectikten sonra otobuse binerek ucagin yanina dogru ilerledik, Insanlar biraz tuhaf hareket ediyorlardi, surekli kapinin yaninda durmaya calisan insanlar, otobusun ortalarina dogru ilerlemek istemeyenler, biletler kesildikten ve valizi iceri verdikten sonra koltuk numarasi vermediler, burdan anladim ki bi tuhaflik var fakat ben ucaga binderken herhalde sira verirler diye dusundum, otobus ucagin yanina ulasti, 5 dk sonra kapilar acildi ucaktaki herkes bir anda kosmaya basladi ucaga dogru, orda zaten bende hemen isin farkina varip bende kostum ve esim ve benim icin yer kaptim. Acikcasi ucaktaki yerler tam kisi sayisina esit, neden kostum bende bilmiyorum ama iste refleksle birlikte basladim : )
1 saatlik yolculuk sonrasi (pragtan) Eindhoven sehrine geldik, havaalani cok kucuk, avrupa birligi kisminda pasaport kontrolu yok. ucaktan inince kucuk bir bina bizi karsiladi. kapidan iceride valizleri aldik ve 5mt ileriden kisari ciktik. haliyle cok fazla yolcu kapasitesi yok bu havaalaninin. Kapinin onunde, daha onceden kontrol edip baktigim otobusu beklemeye basladik, Bilet aldik, biletci bey gayet yasli birisiydi. Ingilizce biliyordur dusuncesi ile, bilet rica ettim, tabiyki tipik bir hollandali olarak cok guzel bir aksan ile nereye ve ne zaman gitmek istedigimizi sordu.
Hotel sehir merkezinde idi, otobusle belirli bir noktaya geldikten sonra inip yuruduk. gayet sirin ve temiz bir hotel, altinda restorant, market gibi seyler mevcuttu, tabi cek cumhuriyetinin ekonomisi ile karsilastirildiginda ucuk bir fark olan hollandada haliyle mcdonalds bile buraya gore 2-3 kat daha pahali. ilk gun, eindhoven i gezdik dedigim gibi kucuk bir yer, buyuk binalar yok, evler genelde kucuk kirmizi tuglalardan olusmus. yollar genis ve guzel yapilmis, her yer bisiklet dolu, yaslidan, gence, kadindan, adama kadar herkes bisiklet ile ulasimini saglamakta. Dag yada tepeler yok denecek kadar az. bir gunu burada gecirdikten sonra ertesi gun Amsterdam a gitmek icin yola ciktik. Sabah erkenden kalkip tren garina geldik. Tren tipik avrupa modeli olan 2 katli trenlerdendi. Biletimizi alip trene bindik. Trende kontrol olmadi. Dediklerine gore karisik olarak kontrol varmis. Herkes bilet alip bindigi icin herhalde gerek gormuyorlar.
Yaklasik 1 saatlik yolculuk ardindan amsterdama vardik. Duzenli bir sehir, yine insanlar her turlu ulasimi bisikletlerle karsilamakta. Sehir icindeki nehirler (deniz baglantili) venedik tarzi bir hava vermis sehre, evler 2-3 katli, yine herkes ingilizce biliyor. Kaybolmak sorun olabilir, rahatca bulunuyor hersey fakat yinede caddeler birbine benzedigi icin kaybolabilirsiniz. fakat kucuk bur harita sorunu cozebilir. Benim telefonda gps vardi ve ayni zamanda haritayi ayirmadik yanimizdan o yuzden sorun olmadi.
Kisa kesip neleri yapmadan donmemenizi kendi acimdan soylemek isterim,
1, Bisikletlerin birakildigi, yerlede bir sure oturun, 100 lerce bisiklet oluyor surekli insanlar bisikletini kitleyip isini bitirip gelip alip gidiyor. Hosunuza gidecek, cesit cesit insanlarin bu kosusturmacasi,
2, Madame Tussauds muzesini gormeden hollandadan ayrilmayin.
3, Dangeon muzesini (daha dogrusu muze degil eglence-korku merkezini) gormeden sakin hollandadan ayrilmayin (dangeon almanya, ingilteredede bulunmakta) fakat hamile ve yaslilar lutfen gitmeyin gercekten korku dolu bir yer
4, adini hatirlamadigim yuvarlak waffle tarzi icinde karamel bulunan kucuk gofretlerden almadan donmeyin,
5, Ve muhakkat nehirlerde yat turu yapin
Simdide bir kac fotograf
Oncellikle Wizzair.com adresinden biletleri yaklasik olarak 3 ay once aldim. Havaalaninda kontrollerden gectikten sonra otobuse binerek ucagin yanina dogru ilerledik, Insanlar biraz tuhaf hareket ediyorlardi, surekli kapinin yaninda durmaya calisan insanlar, otobusun ortalarina dogru ilerlemek istemeyenler, biletler kesildikten ve valizi iceri verdikten sonra koltuk numarasi vermediler, burdan anladim ki bi tuhaflik var fakat ben ucaga binderken herhalde sira verirler diye dusundum, otobus ucagin yanina ulasti, 5 dk sonra kapilar acildi ucaktaki herkes bir anda kosmaya basladi ucaga dogru, orda zaten bende hemen isin farkina varip bende kostum ve esim ve benim icin yer kaptim. Acikcasi ucaktaki yerler tam kisi sayisina esit, neden kostum bende bilmiyorum ama iste refleksle birlikte basladim : )
1 saatlik yolculuk sonrasi (pragtan) Eindhoven sehrine geldik, havaalani cok kucuk, avrupa birligi kisminda pasaport kontrolu yok. ucaktan inince kucuk bir bina bizi karsiladi. kapidan iceride valizleri aldik ve 5mt ileriden kisari ciktik. haliyle cok fazla yolcu kapasitesi yok bu havaalaninin. Kapinin onunde, daha onceden kontrol edip baktigim otobusu beklemeye basladik, Bilet aldik, biletci bey gayet yasli birisiydi. Ingilizce biliyordur dusuncesi ile, bilet rica ettim, tabiyki tipik bir hollandali olarak cok guzel bir aksan ile nereye ve ne zaman gitmek istedigimizi sordu.
Hotel sehir merkezinde idi, otobusle belirli bir noktaya geldikten sonra inip yuruduk. gayet sirin ve temiz bir hotel, altinda restorant, market gibi seyler mevcuttu, tabi cek cumhuriyetinin ekonomisi ile karsilastirildiginda ucuk bir fark olan hollandada haliyle mcdonalds bile buraya gore 2-3 kat daha pahali. ilk gun, eindhoven i gezdik dedigim gibi kucuk bir yer, buyuk binalar yok, evler genelde kucuk kirmizi tuglalardan olusmus. yollar genis ve guzel yapilmis, her yer bisiklet dolu, yaslidan, gence, kadindan, adama kadar herkes bisiklet ile ulasimini saglamakta. Dag yada tepeler yok denecek kadar az. bir gunu burada gecirdikten sonra ertesi gun Amsterdam a gitmek icin yola ciktik. Sabah erkenden kalkip tren garina geldik. Tren tipik avrupa modeli olan 2 katli trenlerdendi. Biletimizi alip trene bindik. Trende kontrol olmadi. Dediklerine gore karisik olarak kontrol varmis. Herkes bilet alip bindigi icin herhalde gerek gormuyorlar.
Yaklasik 1 saatlik yolculuk ardindan amsterdama vardik. Duzenli bir sehir, yine insanlar her turlu ulasimi bisikletlerle karsilamakta. Sehir icindeki nehirler (deniz baglantili) venedik tarzi bir hava vermis sehre, evler 2-3 katli, yine herkes ingilizce biliyor. Kaybolmak sorun olabilir, rahatca bulunuyor hersey fakat yinede caddeler birbine benzedigi icin kaybolabilirsiniz. fakat kucuk bur harita sorunu cozebilir. Benim telefonda gps vardi ve ayni zamanda haritayi ayirmadik yanimizdan o yuzden sorun olmadi.
Kisa kesip neleri yapmadan donmemenizi kendi acimdan soylemek isterim,
1, Bisikletlerin birakildigi, yerlede bir sure oturun, 100 lerce bisiklet oluyor surekli insanlar bisikletini kitleyip isini bitirip gelip alip gidiyor. Hosunuza gidecek, cesit cesit insanlarin bu kosusturmacasi,
2, Madame Tussauds muzesini gormeden hollandadan ayrilmayin.
3, Dangeon muzesini (daha dogrusu muze degil eglence-korku merkezini) gormeden sakin hollandadan ayrilmayin (dangeon almanya, ingilteredede bulunmakta) fakat hamile ve yaslilar lutfen gitmeyin gercekten korku dolu bir yer
4, adini hatirlamadigim yuvarlak waffle tarzi icinde karamel bulunan kucuk gofretlerden almadan donmeyin,
5, Ve muhakkat nehirlerde yat turu yapin
Simdide bir kac fotograf






















