Çocuklarımızı Hayatımızın Ortağı Değil, Refahımızın Ortağı Yapıyoruz...

  • Konuyu Başlatan: Konuyu başlatan SEVAL Tarih:
  • Başlangıç tarihi Yazılan Cevaplar:
  • Cevaplar 1
  • Okunma Sayısı: Görüntüleme 1,921

SEVAL

www.sevalduban.com
Mesajlar
3,866
Tepkime Puanı
39
Web
www.sevalduban.com
Hayatın Ortağı Olmak

Günümüzün ''ergen dünyası'' nı, bu dünyada geçerli olan ''ergen kültürü'' nü anlamaya çalışıyoruz.
Çünkü bu yeni oluşumu anlayamazsak ''günümüz ergenleri” ile erişkinler arasındaki uzaklık daha da artacaktır.

Yeni ''ergen kültürü'' nün özellikleri içindeki

''hedef seçememe'',
''geleceğini planlayamama' ‘
''sorumluluk almak istememe'',
''kendini hiçbir şeye zorunlu saymadan çevresini her şeye zorunlu sayma'',
''çaba harcamadan elde etmek isteme''

Gibi özellikleri nasıl açıklamalıyız?

En önemli etkenler arasında ''sahip olma, elde etme ve kullanma'' ile
bunları yapabilmek için ''çalışmak ve kazanmak gereği''
arasındaki bağ kopartan ''tüketim toplumu ideolojisi'' dir .
Bu ideoloji, henüz çalışmayan ve kazanmayan gençlere
''kredi kartı'' vermekte, ''cep telefonları olması'' nın
normal olduğunu söylemekte, ''otomobil kullanarak özgürleşme'' yi önermektedir.

Gençler de bütün bunlar için yıllarca beklemek yerine, bütün bunları sağlamanın anne babalarının görevi
olduğunu düşünmekte, bunların ''kendi hakları olduğunu'' öne sürmektedirler.

Bizim yaşam kültürümüzün iki özelliği de ''tüketim toplumunun ideolojisi'' ile buluşmaktadır.
''Çocukların aşırı korunmasının ailenin görevi olduğu''na ilişkin yaygın tutum ile ''çocuklarla gurur duyma isteği'‘.

Bu iki özellik de çocukların ''yaşam standartları”na ailelerin -kimi zaman- ekonomilerinin üstüne
de çıksa destek vermelerini sağlayan bir tutum yaratmaktadır.

Anne babaların şu sözlerini çok sık duyuyoruz:
•Biz (ya da ben) çocuklarımız için yaşıyoruz.
•Ne yapıyorsak onlar için yapıyoruz.
•Biz çok sıkıntı çektik, onlar bu sıkıntıları çekmesin istiyoruz.
•İlerde hayatın birçok haliyle karşılaşacaklar, bari şimdi mutlu olsunlar.
•Mutlu bir çocukluk dönemleri olsun.
•Biz gençliğimizi yaşamadık, onlar doya doya yaşasınlar.
•Bizim yapamadıklarımızı onların yapması bizi memnun ediyor.
•Her şeyleri var, neden çalışmadıklarını anlayamıyorum.
•Hiç sıkıntıya gelemiyorlar, istedikleri hemen olsun istiyorlar.
•Her istediğini yapıyoruz ama o bizim ne istediğimize aldırmıyor bile.
•Çok iyi çocuktur, ama arkadaşlarına uyuyor.
•Aklına hiç kötülük getirmez, ne söylense inanır.
•Böyle giderse nasıl yapacak bilmiyorum.
•Bu sözlerin hepsi de birbiriyle bağlantılıdır.

Bu sözlerin oluşturduğu merdiven basamak basamak çıkılmaktadır.
Sonuçta erişilen yer de hiç kimsenin düşünmediği, hiç kimsenin istemediği bir yer olmaktadır.

Neden?

*** Çocuklarımızı hayatımızın ortağı değil, refahımızın ortağı yapıyoruz da ondan.

Neden ''hayatlarınızı çocuklarınıza adıyorsunuz?”

Neden ''çocuklarınız için yaşıyorsunuz?”

Neden çocuklarınıza ''istemedikleri şeyleri vermek için bunca çaba harcıyorsunuz? ''
Neden çocuklarınıza ''hak etmedikleri şeyleri elde etmeleri'' için yükümlülük duyuyorsunuz?

Neden çocuklarınıza ''sorumluluk vermiyorsunuz?

'' Şimdi almıyorlar, çünkü sorumluluk vermekte çok geç kaldınız. Neden çocuklarınızı, ''yaptıkları yanlışlıkların
sonuçlarıyla karşılaştırmıyorsunuz? ''

Bu durumda, çocuklar ve gençler ''ailelerin onları her koşulda koruyacağını'' biliyor.

Çocuklar ve gençler, kendileri hiçbir şey yapmasa da, ailelerin onlar için her şeyi yapacaklarını öğreniyor.

Çocuklar ve gençler, geleceklerinin aileleri tarafından hazırlanacağına güveniyor.
Onun için de kendine güvenmiyor, sorumluluk almıyor, kendisini hiçbir şey için zorlama gereğini duymuyor.

Yapılması gerekenler yapılmaz, yapılmaması gerekenler yapılırsa sonuçlara neden şaşmalı?

Lütfen, biraz düşünür müsünüz?

Erdal ATABEK
 

Etiketler
Ynt: Çocuklarımızı Hayatımızın Ortağı Değil, Refahımızın Ortağı Yapıyoruz...

3 yaşında bir kız babası olarak üzerinde düşündüğüm ve çıkış yolu aradığım bir konu. Sadece okunması bile kişileri düşündürecek ve fayda getirecektir eminim.

İnsan öğrendiği temel şeylerin hemen hemen tamamını çok küçük yaşlarda alıyor, ya da bu aldıklarının üzerine inşa ediyor. Böyle olunca anne baba yaş kelama ermeden bu konuları düşünmüş ve sindirmiş olmalı. Ben geç baba olduğumdan kendimi bu konuda biraz şanslı sayıyorum.
 

Gezenbilir bilgi kaynağını daha iyi bir dizin haline getirebilmek için birkaç rica;
- Arandığında bilgiye kolay ulaşabilmek için farklı bir çok konuyu tek bir başlık altında tartışmak yerine veya konu başlığıyla alakalı olmayan sorularınızla ilgili yeni konu başlıkları açınız.
- Yeni bir konu açarken başlığın konu içeriğiyle ilgili açık ve net bilgi vermesine dikkat ediniz. "Acil Yardım", "Lütfen Bakar mısınız" gibi konu içeriğiyle ilgili bilgi vermeyen başlıklar geç cevap almanıza neden olacağı gibi bilgiye ulaşmayı da zorlaştıracaktır.
- Sorularınızı ve cevaplarınızı, kısaca bildiklerinizi özel mesajla değil tüm forumla paylaşınız. Bildiklerinizi özel mesajla paylaşmak forum genelinde paylaşımda bulunan diğer üyelere haksızlık olduğu gibi forum kültürünün kolektif yapısına da aykırıdır.
- Sadece video veya blog bağlantısı verilerek açılan konuların can sıkıcı olduğunu ve üyeler tarafından hoş karşılanmadığını belirtelim. Lütfen paylaştığınız video veya blogun bağlantısının altına kısa da olsa konu başlığıyla alakalı bilgiler veriniz.

Hep birlikte keyifli forumlar dileriz.


GEZENBİLİR TV

GEZENBİLİR'İ TAKİP EDİN

Forum istatistikleri

Konular
104,954
Mesajlar
1,531,955
Kayıtlı Üye Sayımız
166,956
Kaydolan Son Üyemiz
mazotanzarot

Çevrimiçi üyeler

SON KONULAR



Geri
Üst