<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Çocuklarla Doğaya Çıkmak </b><br />
<br />
Çevre ve doğa eğitimleri konusunu türkiyede tübitak bünyesinde ilk başlatan kişi olan Doç. Dr. Sancar Ozaner'in bir tebliğinin bir kısmını buraya eklemek istedim. Şu an tübitak bünyesinde yürütülen doğa eğitimleri, bilim kampları gibi programların öncülüğünü yapmıştır şu an Bolu abant baysal üniversitesi eğitim fakültesinde öğretim üyesi <br />
<br />
V.Ulusal Ekoloji ve Çevre Kongresi 5-8 Ekim 2004 Taksim International Abant Palace, Abant İzzet Baysal Üniversitesi & Biyologlar Derneği, Abant- Bolu. Bildiri Kitabı (Doğa ve Çevre), 67-98, Biyologlar Derneği, 2004 İzmir <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
TÜRKİYE’DE OKUL DIŞI ÇEVRE EĞİTİMİ NE DURUMDA <br />
NELER YAPILMALI?<br />
<br />
Doç.Dr. F. Sancar Ozaner<br />
<br />
İnsanların yaşamları boyunca sürekli eğitime gereksinimleri vardır. Bu gereksinim özellikle çevre konusunda had safhadadır. Çünkü gerek çevre, gerekse bizim çevre anlayışımız sürekli değişmektedir. <br />
Çevre (Doğa) eğitiminin en kısa tarifi “doğanın dilinin öğrenilmesi” dir. Bu eğitimin sonucunda, eğitim süresi kısa dahi olsa katılanların dünya görüşlerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Aynı süreli hiçbir eğitim kişinin evrene, yaşama ve olaylara bakış açısında ekoloji temelli bir çevre eğitiminde olduğu kadar köklü değişiklikler yapamaz. Gördüğümüz Doğa bir sentez ürünüdür. Farklı disiplinlere ilişkin süreçler bir arada işlemiş, birbiriyle etkileşim içerisine girmiş ve sonuçta farklı ekosistemler, farklı peyzajlar oluşmuştur. Her peyzaj değişik bir sentezi yansıtır. Bu nedenle doğa eğitimi içeriği itibariyle çok disiplinli bir karakter taşır. Yine bu nedenle, çevre eğitimi, “okul içi” ve “okul dışı” programlarının bir arada uygulanmasıyla gerçekleşir.<br />
1977 yılında Tiflis’te yapılan Çevre Eğitimi Konferansı’nda başarılı bir doğa eğitiminin, “insanı, yaşadığı ortamın farkında olan, daha çok sorumluluk duyan, daha bilgili, daha deneyimli, daha tutumlu, daha becerikli ve daha katılımcı bir duruma taşıması gerektiği” vurgulanmıştır (UNESCO, 1977)<br />
Bireyler ekosistemlerin işleyişi ve insan faaliyetlerinin bu sistemlerin devamlılığı konusundaki olumlu ve olumsuz etkilerini öğrendikçe doğayla ilgili daha sorumlu davranışlar geliştirmektedir. Doğa eğitiminin kısıtlı sürelerde de olsa bireylerin doğal süreçler konusunda bilgilenmelerini sağladığı, onların doğaya olan yatkınlıklarını arttırdığı, daha duyarlı ve bilinçli kıldığı ve daha bağımsız düşünen bireyler olmalarına katkıda bulunduğu birçok yazar tarafından vurgulanmaktadır (Shepard ve Speelman, 1985; Dresner ve Gill, 1994 vb). Bu nedenle, gelişmiş ülkelerde son yıllarda çevreyi formal ve informal eğitim müfredatına dahil etme konusunda büyük bir istek vardır.<br />
Yukarıda sayılan amaç ve hedeflere erişilebilmesi için doğa eğitiminde katılımcılık, bütünsellik, sorgulayıcılık gibi ilkelerin bulunması gerekmektedir.<br />
Kalkınmış ülkelerde çevre eğitimi daha çok ilk ve orta okullardaki coğrafya ve biyoloji ağırlıklı Fen Bilimleri derslerinde işlenmektedir. Ekolojinin, canlılarla cansızlar arasındaki ve canlıların kendi aralarındaki ilişkileri ve etkileşimleri inceleyen bir sentez bilimi olduğu bilinmektedir. Doğal bir bölgeyi ziyaret edenlerin gözüne ilk çarpanlar yer şekilleri ve üzerindeki bitki örtüsü olmaktadır. Bunların ikisi birleşerek peyzajı oluşturmaktadır. Coğrafyanın, kayaçlarla iklim elemanları, toprak, bitki ve insan arasındaki ilişki ve etkileşimlerinin tümünü birden konu edinen senteze dönük araştırma yöntemleri, onu çevre eğitiminin merkezine yerleştirmektedir. Doğal çevrenin ikinci ana bileşeni olan biyoloji ise cansız denilen ortam üzerinde evrimleşen canlı varlıkları inceler. Biyolojik bir evrim sonucunda oluşan insan da yaklaşık 2.5 milyon yıldan bu yana doğa üzerinde etkinlikte bulunarak bu sentezin içerisinde yer almaktadır. <br />
<br />
Kalkınmış Ülkelerin Çevre Eğitimine Bakışı<br />
Avrupa Komisyonu’nun Eğitim Bakanları Konseyi’nin bir kararında çevre eğitiminin desteklenmesi konusunda önemli adımların atılması gerektiği vurgulanarak, AB üyesi ülkelerin tüm okullarında çevre eğitiminin öncelikli olarak işlenmesi gerektiği vurgulanmıştır (EC Resolution 88/C177/03). AB Ülkeleri arasında “okul içi” ve “okul dışı” çevre eğitimine en çok yer veren ülke İngiltere'dir. İngiltere’de 1988 yılında çıkartılan Eğitim Reformu Yasası’nda 5 ila 16 yaş arasındaki zorunlu eğitim döneminde, ekoloji ve çevre prensiplerinin anlatımını ve uygulamasını da içeren dengeli bir müfredat programı izlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.<br />
İnsanın çevre üzerinde yaptığı etkilerin anlaşılabilmesinin/tartışılabilmesinin ancak doğadaki ilişkilerin bütünselliği fark edildikten sonra mümkün olabileceği ekolog eğitmenlerin ısrarla savundukları bir husustur.Yine İngiltere’de 1986-1990 yılları arasında uygulanan “Doğada Öğrenme (Learning Through Landscapes) ”adlı proje ilk ve ortaokul bahçelerinin çevre eğitimi amaçlı düzenlenmesi, kullanımı, geliştirilmesi ve yönetilmesine ilişkindir. Bu amaca nasıl ulaşılabileceğini gösteren “Okul dışındaki Dershane (Outdoor Classroom)” adlı bir kitap da yayınlanmıştır (Adams, 1993 ) Özellikle İngiltere'de, ilkokul düzeyindeki özel okulların çoğu, velilerin çocuklarını kendi okullarına kaydetmesini sağlamak amacıyla ekoloji eğitimine uygun bahçeler oluşturma konusunda birbirleriyle yarış halindedirler. Bu okullarda öğrencilere birer tohum verilerek onu bahçede uygun bir yere veya seraya dikerek gelişimini incelemesi (bitkinin toprak üstüne çıkışı, yapraklanması, çiçeklenmesi, meyve vermesi vb) istenmekte, bitkinin gelişim evrelerinin havanın sıcaklık ve nem oranındaki değişmeleriyle ilişkisini de kurması beklenmektedir(okul bahçelerinde, termometre, barometre ve nem ölçer cihazları bulunmaktadır). Böylece çocuklar daha küçük yaşlardan itibaren ekolojinin temeli olan “ilişki” ve “etkileşim” boyut ve süreçlerini öğrenmektedir. Türkiye'de birkaç özel okulun dışında ilk ve ortaöğretim düzeyindeki okulların bahçeleri beton veya asfaltla kaplıdır. Bu durum Türkiye'de çevre eğitiminin çevreciliğin gerçek anlamıyla neden gelişemediğinin yanıtını vermektedir. <br />
Japonya’da ciddi anlamda çevre eğitimi Japon Parlementosu’nun 1970 yılında çıkardığı “Çevre Kirliliğini Önleme Temel Yasası” ile başlamıştır. Bu yasaya dayanarak kent meclislerinin eğitim bölümleri ekoloji ve çevre koruma konularında eğitim yaptırmaya başlamışlardır.1972 yılında “Japonya Doğa Koruma Derneği” nin kurulmasıyla çevre korumaya ilişkin eğitim etkinlikleri hız kazanmıştır. Adı geçen derneğin halihazırda 10.000 in üzerinde çevre koruma eğitmeni bulunmaktadır. (Yoshida, 1993) Japonya’da doğa parklarının ziyaretçi merkezlerinde çevre eğitimi uzmanlarının bulunması şartı aranmaktadır. <br />
Amerika Birleşik Devletlerinde 49 eyaletin 17 sinde ciddi ekoloji eğitimi programları uygulanmaktadır. Bu ülkede, TÜBİTAK’ın karşılığı olan NSF de (National Science Foundation) Okuldışı Bilimsel Eğitimi Destek Grubu” adlı bir bölüm bulunmaktadır. Bu grup tarafından desteklenen projelerin yaklaşık 1/3 üne yakınını ekoloji temelli eğitim projeleri oluşturmaktadır. Bu projeler, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve yetişkinlerin eğitimi gibi farklı seviyedeki eğitim etkinliklerini içermektedir (Berkowitz, 1993). Yine NSF in bünyesinde yer alan “Malzeme Geliştirme Destek Grubu” ise doğada yapılan deneylerde kullanılan ucuz ve etkili test kitleri üretimine ilişkin AR-GE çalışmalarına destek vermektedir. Benzer grupların TÜBİTAK bünyesi içerisinde de kurulması gerekmektedir. ABD de, okul çocukları ve öğretmenlerinin çevre bilincinin gelişmesi ve bir ölçüde temel ekolojiyi anlamalarına yardımcı olmak amacıyla “Yaban (Wild)” adlı proje kapsamında 49 eyalette yaklaşık 240 000 eğitmen tarafından 20 milyondan fazla öğrenciye ekoloji temelli çevre eğitimi verilmiştir.. Aynı ülkede,“Project Learning Tree” kapsamında yine 49 eyaletteki 200.000 eğitmen tarafından 10 milyonun üzerinde öğrenciye çevre dersi verilmiştir. Adı geçen proje uygulamaları sonucunda, öğrencilerin çevre hakkındaki duyarlılıkları, bilgileri ve çevreye yaklaşımındaki değişimi sağlama oranı % 97 olarak rapor edilmiştir (Berkowitz, 1993).<br />
ABD de eğitimle ilgilenen birçok kuruluş çevre eğitimi verecek öğretmenlerin yetiştirilmesinin de öncelikli konulardan biri olduğunu vurgulamakta ve eyaletlerin Eğitim Birimleri ekologlarla işbirliği yaparak daha çok sayıda “eğitenin eğitimi”ni gerçekleştirmektedir. Bunların dışında, “The American Association for the Advancement of Science (AAAS) adlı dernek tarafından yürütülen “Project 2061” adlı uzun dönemli bir proje farklı safhalar halinde halen sürmektedir. Projenin ilk etabının sonunda 100 sayfalık “Science for All Americans” adlı bir kitap yayınlanmıştır. Çok sayıda ekoloğun yer aldığı ekoloji ağırlıklı bu yayın bir lise öğrencisinin bilim hakkında öğrenmesi gereken temel konuları içermektedir. Toplam 10 eyaletin katıldığı projenin ikinci etabında birinci etapta saptanan konuların bir müfredat programında nasıl işlenmesi gerektiği belirtilmiştir. 1993 yılında başlayan ve halen devam eden üçüncü etapta ise belirlenen müfredatın okullarca uygulaması gerçekleştirilmektedir.ABD de Ulusal Fen Öğretmenleri Derneği’nin (NSTA) yürüttüğü “Scope, Sequence and Coordination (SSC)”adlı proje kapsamında beş eyalette 7-12 yaş arasındaki öğrencilere bilim öğretimi, ekoloji temelinde yeniden işlenmektedir. North American Association of Environmental Education ve Alliance for Environmental Education adlı dernekler de çevre eğitimi konusunda birçok projeyi desteklemektedir.<br />
ABD deki ekologların en tanınan derneği olan “The Ecological Society of America (ESA)”, ekoloji eğitimi kapsamındaki birçok etkinlik ve projeye liderlik yapmaktadır. Dernek bünyesinde 1988 yılında faaliyete geçen “Eğitim Bölümü”nde 400 e yakın üye görev yapmakta, ayrıca 700 e yakın ekolog da lise öncesi çevre eğitiminde gönüllü olarak eğitim vermektedir.<br />
ABD de ekoloji ve çevre konularında okul dışı eğitim veren diğer önemli projelerin adları aşağıda verilmektedir:<br />
Science by Mail: Bugüne dek 3000 grup 850 bilim adamının önderliğinde 13 ayrı konuda araştırma gerçekleştirmiştir.<br />
National Geographic Kids Network: “National Geographic Society” ve “Technical Education Research Center” kuruluşlarının ortaklaşa yürüttüğü bu projede öğrenciler telekominikasyon ağı vasıtasıyla ürettikleri verileri paylaşmakta, asit yağmuru, hava kalitesi gibi büyük ölçekli sorunları tartışmaktadır.<br />
Science for Life and Living: Ekolojiye ilişkin müfredat hazırlamaya yönelik çok katılımlı bir projedir.<br />
Denver Audubon Society’s Urban Ecology Project: 8-10 yaş arasındaki okul çocuklarının yakın çevrelerinde kendi gözlem ve araştırmalarını yapmasına dayanan bir çevre eğitimi projesi olup genellikle gönüllü ekologların nezaretinde yapılmaktadır.. “Çevre konuları uzakta değil, ayağınızın altında, başınızın üstünde ve her yanınızdadır” sloganı projenin temel stratejisini oluşturmaktadır.</div>