Ynt: EFE ASSOS’TA ( 17 Temmuz 2010)
Bu arada küçük bir bölümü ilgilenenler ve meraklıları olabilir diye anlatımlara ayırıp, daha sonra fotoğraflara devam edeceğim. Bilgiler Öz Camping’in internet sitesindeki ana asyfasında yer alan ‘’ Gezi rehberi’’ bölümünden alınmıştır.
Hüdâvendigar Camii
Assos Antik Şehri’nin yıkıntıları arasında yapılan Hüdâvendigar Camii,yüksek bir tepeye kurulmuştur. XIV. Yüzyılda, I. Murat zamanında yapıldığı tahmin edilen, minaresi olmayan Camii’nin yapımında Bizans ve Roma dönemi kalıntıları kullanılmış olması ilginçtir.
Alçı mihrabı süsleyen yaprakların içi, kabartma rumilerle bezenmiştir. Caminin dikkat çeken özelliklerinden birisi de dört yöndeki köşelerinin üst noktalarının pahlanması yani taş kenarlarının eğik kesilmiş olması ve pahlanan kısımların şekline uygun olarak üçgen şeklinde kapatılmasıdır. Kubbe, sekizgen bir kubbe kasnağına oturtulmuştur. Camii, bir kubbe ve sütunlu bir giriş kapısını da içine alan dörtgen bir alan üzerinde inşa edilmiştir.
Caminin mermer giriş kapısı, Carnelius kilisesinin kapısıdır. Carnelius kilisesini tamir ettiren Skamandros hükümdarının kilise kapısına yazdırmış olduğu duaya dokunulmamış, sadece haç işaretinin iki kanadı kırılmıştır. Üzerinde haç işareti bulunan taşın bir camiin dekorasyonunda kullanılmış olması çok ilginç ve bir o kadar da etkileyicidir. Caminin iç duvarlarının dekorasyonunda kadırga resimlerinin kullanılmış olması da çok sık rastlanılan bir durum değildir.
Tiyatro
MÖ II yüzyılda Agora'nın yakınına kurulmuştur. Son yüzyıla dek tümüyle korunan yapı, günümüzde restorasyon çalışmalarıyla kullanılabilir hale getirilmeye çalışılmaktadır. Geleneksel Grek tiyatro planına uygun olarak, at nalı biçiminde olduğu sanılmaktadır. Roma döneminde yenilenmiştir. Zaman zaman Assos’la ilgili etkinlikler bu mekanda yapılır.
Akropol
Yerleşim yerlerinde; akropol, hatta en doğrusu acropolis, savaşlarda kadın, yaşlı ve çocukları güvenle barındırmak ve barış zamanında öldürücü ve bulaşıcı hastalık taşıyanları (tifo, kolera, cüzzam vs.) tecrit etmek için de kullanılan ve de ilk zamanlarda Helenist topluluklarının başında krallar varken, kralların oturdukları yerlerdir. Erişilemez ya da çok yüksekte olmakla birlikte, çok rahat savunulabilecek, kente tepeden bakan bir kale, ekilebilir toprağıyla değerli bir arazi parçası, bir sığınaktır. Assos'ta hem denize, hem de karaya egemen bir tepeye kurulan Akropol, 3km uzunluğunda bir surla çevrilidir. Akropolün kuzeyinde iç içe günümüzün Behramkale köyü yer almaktadır. İşçiliği ve mimarisi açısından döneminin en önemli surlarından biri olarak nitelendiriliyor. Özellikle, birbirinden ayrı biçimlerde yapılmış kapıları, gelen ziyaretçileri büyülüyor.
Agora
Akropol'ün güney yamacındadır. Çevresinde dönemin resmi yapıları yer almaktaydı. Agora Tapınağı’nın M.Ö II. yüzyıldan kalıntıları görülebilir. Bu yapı daha sonra kiliseye dönüştürüldüğünden, özgün planı hakkında bir bilgi yoktur.
Gymnasium
MÖ II yüzyılda yapılmıştır. Agora ile batı kapısı arasındadır. Dört yanı dorik üsluptaki sütunlarla çevrili, taş döşeli bir avlu biçimindedir. 32X40 m ölçülerindedir. Girişteki yarım daire şeklindeki basamaklar,günümüze ne yazık ki ulaşamamıştır. Kuzeydoğusunda Bizans döneminden kalan bir kilise ile güneybatısında da bir sarnıç bulunmaktadır.
Stoa
Yağmur ve güneşten korunmak amacıyla yapılan, daha çok agoralarda bulunan stoalar; önü sütunlu, üstü örtülü galerilerdir. Dinsel törenlerde, siyasi ve felsefi toplantılarda, ticari ve kültürel etkinliklerde kullanılırlar. Felsefi Stoa Okulu, duvarları resimlerle süslü sütunların oluşturduğu bir yerde kurulduğu için, "sütunlu galeri" anlamına gelen Stoa adını almıştır.
Stoalarının biri Agora'nın kuzeyinde, öbürü de güneyindedir. Kuzeydekinin MÖ III. yüzyılın sonunda ya da II. yüzyılın başında yapıldığı sanılmaktadır. İki katlı, dorik üsluptadır. Alt katta, sütunların arası dörtgen panolarla süslenmiştir. İkinci katın duvarında, tavanı oluşturan ağaç kütüklerin yerleştiği delikler görülebilmektedir.
Aynı dönemden olan güney stoa, üç katlıydı. Orta katta 13 dükkan bulunuyordu. Alt katta ise sarnıç ve 13 hamam yer almaktaydı.
Nekropol
Helenistik ve Roma dönemlerine ait Assos antik kentinin nekropolü, biri tuzla çayının arkasından batı kapısına, diğeri yanında iki dev kule olan ana kapıya uzanan, iki yolun üzerinde kurulmuştur. Gerek yer seçimi, gerek mezar anıtlarına gösterilen özen; erken çağlarda ölüme verilen önemi belirtmektedir. Yol boyunca, setler üzerine yerleştirilmiş veya işlemeli taşlarla çevrilmiş mezar ve anıtlar dizilmiştir. Anıt ve mezarların şehre giden ana yolun her iki yanına dizilmesi, antik dönemlerde sıkça rastlanan bir durumdur. Böylelikle şehre gelen kişiler tarafından ölülere saygı gösterilmesi ve şükranların iletilmesi beklenmektedir. Antik kentlerde mezarların şehrin içinde olması, meşhur kişiler dışında olağan bir durum değildir. Batı kapısının kuzeyinde, Publius Varius'un mezar kalıntıları bulunmaktadır.
Bouleuteiron (Meclis)
Bouleuterion (meclis binası), şehir yaşamı ile ilgili önemli kararları veren kent meclisinin toplandığı yapı anlamına gelir. Assos antik kentinin şehir meclisi Bouleuteiron Agora’nın doğusunda olup kürsü, heykeller ve küçük anıtsal yapılardan oluşuyordu.