Sukuşu
Moderatör
- Mesajlar
- 536
- Tepkime Puanı
- 4
Yeni bir yıla, salonun köşesindeki ateşi yakarak girmeyi arzulamıştım. Koca odunları özenle ocağın (cheminée) üstüne yerleştirdim, altını üstünü koli kartonlarıyla besledim. Biraz da, misafirin avucuna döker gibi kolonya serpiştirdim odunlara ve kibriti çaktım. Herşey koliler yanana kadarmış, odunları tutuşturmam mümkün olmadı.
Eve yeni taşınmıştım. Şehre biraz uzaktı gerçi ama buraya taşınmamda, evin içinde ateş yakma olanağı cezbedici rol oynamıştı. Ne ki, atalarımızın iki milyon yıl önce ilk kez yaktığı ateşi ben yakmayı başaramamıştım işte, sonra da oturup bu beceriksizliğimin nedenini düşünmeye başladım.
Ocak yerine kullandığımız şömine (cheminée) Fransızca bir sözcüktü. Oysa ocak sözcüğü Orta Asya’dan yola çıkmış, bin yıldır Anadolu’da yaşıyordu. Atalarımız ateşi yakmak için yere “üç ok” saplar ve odunları onun içine atarlarmış. İşte bu üç ok, söylene tekrarlana ocak haline geldi. Ocak sözcüğünün bin yıllık yolculuğunun burada sona erdiğini düşünmüş olacağız ki, artık şömine demeyi uygun buluyoruz.
New York’un kuzeyinde yaşamış Kızılderililerin ismini sık sık zikrettikleri bir ev vardır. Bu ev, Seneka Kızılderililerinin ve diğer tüm New York Kızılderililerinin kutsal saydığı ve geçmişte hep birlikte yaşadıkları uzunev’dir. Şimdi artık bu uzun evlerde yaşamıyorlar. Burası yılın özel günlerinde ayinler yaptıkları bir mabede dönüşmüş durumda.
Uzunev, aynı zamanda Seneka halkının dinidir. Bu dinin peygamberinin adı Handsome Lake’dir. Uzunev, adını Seneka halkının uzun zaman önce yaşadığı evlerden almaktadır.
Seneka halkı hiçbir zaman ova yerlileri gibi Kızılderili çadırında yaşamamıştır. Ağaçtan ve ağaç kabuğundan yapılan uzunev’lerde yaşıyorlardı. Hatta her uzunev’de bir çok aile bir arada kalmaktaydı. Uzunev’ler 50’ye 150 adım uzunluğunda, 20-25 adım genişliğinde ve 15-20 adım yüksekliğindeydi. Her bir uzunev’de yaşayan aile sayısı uzunev’in hacmi konusunda karar verirdi ve bir uzunev’de 5’ten 20‘ye kadar aile yaşayabilirdi. Uzunevlere, modern zaman öncesi apartmanları demenin hiçbir sakıncası yok. Bir çeşit yatay apartman.
Uzunev ağaç kabuğundan yapılırdı; karaağaç kabuğu en iyi malzemeydi. Uzunev’in pencereleri yoktu. Işık her bir uçtaki yüksek ve geniş kapılardan ve yukarıdan gelirdi. Uçta sekiz klandan birinin simgesi sergilenirdi. Ortadaki koridor boyunca çatılardaki aralıklardan dışarı kaçan bir dizi ateş vardı. Yolun her bir yanı boyunca uyumak ve depo olarak kullanılmak üzere platformlar bulunurdu. Her bir uzunev’deki en yaşlı kadın ev halkının reisiydi. Öldüğünde yerini ondan sonraki en yaşlı kadın alırdı. Genç erkekler evlendikleri vakit gelinin uzunev’ine taşınırlardı. Bu uzunev soy sistemi en temel sosyal yapı ve aynı zamanda klan sisteminin merkeziydi. Doğan bebek annesinin klanının bir üyesiydi. Her bir klana bir klan annesi başkanlık yapıyordu. Erkeklerin silahları, kişisel nüfuzları dışında tüm araç-gereçler, mal-mülk ve hatta uzunev kadınlara aitti. Uzunev’de kadının nüfuzu yaşlandıkça artardı. Şefler klan anaları tarafından atanır ve yine onlar tarafından görevden alınabilirdi. Uzunev dini törenleri bugün hala Seneka dilinde yapılır. İçeri giren kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa otururlar. Her mevsim için “faaliyet / sorumluluk” denilen ayrı bir tören vardır ve bunlardan biri de Yeşil Mısır dansıdır. Bitkiler hakkında bilgileri vardır ama bu bilgiyi kime verdikleri konusunda oldukça ağzı sıkı davranılır. Halk alkole ve beyaz adamın dinine karşı uyarılır. Kuzey New York’un Salamanca kasabasındaki Kızılderili müzesini gezdiğimde, rehberim en son olarak bir uzunev maketinin önünde durmuştu. Fakat bu ev, ismi gibi uzun değildi. Zaten müzenin içine uzunevi sığdırmak da mümkün olmazdı, ama evin geometrisi de uzun değildi aslında. Bunu anladığımı mı hissetmişti yoksa başka bir nedenle mi bilmiyorum ama şöyle demişti rehberim: “Aslında bu gördüğünüz de gerçek uzunev büyüklüğünde. Son zamanlarda artık evlerimizi bu kadar küçük yapmak zorunda kaldık.
Çünkü Başkan George Washington’ın battaniyeleri ölüm taşıyordu. Ölüm taşıyordu çünkü, ısınmamız için gönderilen bu battaniyeler çiçek mikrobu yüklüydü.
Binlerce insanımız öldü. Biz de uzunev’lerde topluca yaşamaktan vazgeçip, evlerimizi küçülttük
Özcan Yüksek
Eve yeni taşınmıştım. Şehre biraz uzaktı gerçi ama buraya taşınmamda, evin içinde ateş yakma olanağı cezbedici rol oynamıştı. Ne ki, atalarımızın iki milyon yıl önce ilk kez yaktığı ateşi ben yakmayı başaramamıştım işte, sonra da oturup bu beceriksizliğimin nedenini düşünmeye başladım.
Ocak yerine kullandığımız şömine (cheminée) Fransızca bir sözcüktü. Oysa ocak sözcüğü Orta Asya’dan yola çıkmış, bin yıldır Anadolu’da yaşıyordu. Atalarımız ateşi yakmak için yere “üç ok” saplar ve odunları onun içine atarlarmış. İşte bu üç ok, söylene tekrarlana ocak haline geldi. Ocak sözcüğünün bin yıllık yolculuğunun burada sona erdiğini düşünmüş olacağız ki, artık şömine demeyi uygun buluyoruz.
New York’un kuzeyinde yaşamış Kızılderililerin ismini sık sık zikrettikleri bir ev vardır. Bu ev, Seneka Kızılderililerinin ve diğer tüm New York Kızılderililerinin kutsal saydığı ve geçmişte hep birlikte yaşadıkları uzunev’dir. Şimdi artık bu uzun evlerde yaşamıyorlar. Burası yılın özel günlerinde ayinler yaptıkları bir mabede dönüşmüş durumda.
Uzunev, aynı zamanda Seneka halkının dinidir. Bu dinin peygamberinin adı Handsome Lake’dir. Uzunev, adını Seneka halkının uzun zaman önce yaşadığı evlerden almaktadır.
Seneka halkı hiçbir zaman ova yerlileri gibi Kızılderili çadırında yaşamamıştır. Ağaçtan ve ağaç kabuğundan yapılan uzunev’lerde yaşıyorlardı. Hatta her uzunev’de bir çok aile bir arada kalmaktaydı. Uzunev’ler 50’ye 150 adım uzunluğunda, 20-25 adım genişliğinde ve 15-20 adım yüksekliğindeydi. Her bir uzunev’de yaşayan aile sayısı uzunev’in hacmi konusunda karar verirdi ve bir uzunev’de 5’ten 20‘ye kadar aile yaşayabilirdi. Uzunevlere, modern zaman öncesi apartmanları demenin hiçbir sakıncası yok. Bir çeşit yatay apartman.
Uzunev ağaç kabuğundan yapılırdı; karaağaç kabuğu en iyi malzemeydi. Uzunev’in pencereleri yoktu. Işık her bir uçtaki yüksek ve geniş kapılardan ve yukarıdan gelirdi. Uçta sekiz klandan birinin simgesi sergilenirdi. Ortadaki koridor boyunca çatılardaki aralıklardan dışarı kaçan bir dizi ateş vardı. Yolun her bir yanı boyunca uyumak ve depo olarak kullanılmak üzere platformlar bulunurdu. Her bir uzunev’deki en yaşlı kadın ev halkının reisiydi. Öldüğünde yerini ondan sonraki en yaşlı kadın alırdı. Genç erkekler evlendikleri vakit gelinin uzunev’ine taşınırlardı. Bu uzunev soy sistemi en temel sosyal yapı ve aynı zamanda klan sisteminin merkeziydi. Doğan bebek annesinin klanının bir üyesiydi. Her bir klana bir klan annesi başkanlık yapıyordu. Erkeklerin silahları, kişisel nüfuzları dışında tüm araç-gereçler, mal-mülk ve hatta uzunev kadınlara aitti. Uzunev’de kadının nüfuzu yaşlandıkça artardı. Şefler klan anaları tarafından atanır ve yine onlar tarafından görevden alınabilirdi. Uzunev dini törenleri bugün hala Seneka dilinde yapılır. İçeri giren kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa otururlar. Her mevsim için “faaliyet / sorumluluk” denilen ayrı bir tören vardır ve bunlardan biri de Yeşil Mısır dansıdır. Bitkiler hakkında bilgileri vardır ama bu bilgiyi kime verdikleri konusunda oldukça ağzı sıkı davranılır. Halk alkole ve beyaz adamın dinine karşı uyarılır. Kuzey New York’un Salamanca kasabasındaki Kızılderili müzesini gezdiğimde, rehberim en son olarak bir uzunev maketinin önünde durmuştu. Fakat bu ev, ismi gibi uzun değildi. Zaten müzenin içine uzunevi sığdırmak da mümkün olmazdı, ama evin geometrisi de uzun değildi aslında. Bunu anladığımı mı hissetmişti yoksa başka bir nedenle mi bilmiyorum ama şöyle demişti rehberim: “Aslında bu gördüğünüz de gerçek uzunev büyüklüğünde. Son zamanlarda artık evlerimizi bu kadar küçük yapmak zorunda kaldık.
Çünkü Başkan George Washington’ın battaniyeleri ölüm taşıyordu. Ölüm taşıyordu çünkü, ısınmamız için gönderilen bu battaniyeler çiçek mikrobu yüklüydü.
Binlerce insanımız öldü. Biz de uzunev’lerde topluca yaşamaktan vazgeçip, evlerimizi küçülttük
Özcan Yüksek

