<div class="bbWrapper"><b>Abant, Mudurnu, Nallıhan, Beypazarı, Göynük, Taraklı, Geyve, Sapanca</b><br />
<br />
Abant, Mudurnu, Nallıhan, Beypazarı, Göynük, Taraklı, Geyve, Sapanca<br />
<br />
Rota bu idi. inroad. D140, D150, D160.<br />
<br />
Tamamen simültane. Doğaçlama. Nmluya sürülmüş mermi gibi. Ne zaman ne tarafa yönleneceği, "o an kararlaştırılan".<br />
<br />
Bu yönü ile de heyecan verici. Ürpertici.<br />
<br />
Arabaya bindiğimizde (Cumartesi 10:30) nereye gideceğimiz belli değildi. Hangi tip arabalarla gideceğimiz dahi. İki çeker, dört çeker.<br />
<br />
Hava güneş. Karlı. Soğuk.<br />
İğneada dedik. Eskişehir. Abant güzeldir.<br />
<br />
Berceste Düzce'de çorba içtik, fırın köfte, patlıcan.<br />
Patlıcan değil. Tatlı sanki. Yumuşacık. Eşim griye çalan renginden patlıcana yönelirken, ben fırın çağrışımından köfteye yönelmiştim. Köfte sert olmuş. Ekmeği yok. Bir de fırında kurumuş. I-ıh.<br />
Ama Bercestenin lavaboları. Harika. O kapı kolları, otomatik açılan, el değmeden. O camlı kapılar. Hakim beyaz renk. Tertemiz. Beş yıldızlı otellerde nadir bulunan bir temizlik ve zarafet.<br />
<br />
Yola devam. Güneş. Karlar. Abant. Yürüyüş. Buzlu kuytular. Bizi gün batmadan otel aramaya yönlendiriyor.<br />
"Mudurnu yolu açık mı ?"<br />
"Açık."<br />
<br />
Yer yer virajlarda buzlu zemin. Ama güneş bizi Mudurnuya ulaştırıyor. 17 km.<br />
Otel Moderno eski Hükümet Konağı. Kişi başı 35 TL oda kahvaltı. Ve Mudurnu Pazarı. Alışveriş. Bir küçük Tahtakale. Sonra çay molası. Belediye Başkanı. Çay yanına Trabzon işi yumurtalı kıymalı pide, sucuklu, kaşarlı, lahmacun. Hepsi çok leziz.<br />
Ama gözümüz Meram Lokantasında.<br />
<br />
Ahçıbaşı pir-ü pak. Kolalı kukuletası, lacivert tulumu, güleryüzü ve tavuk but kemiksiz ızgara hafif soslu. Ve muhabbet. Ve kahveler az, orta.<br />
Ve lobby, tv, hasbıhâl. Ve uyku. Ve kuru spğuk. Ve rakım yaklaşık 750 metre. Soğuk ama üşümedik.<br />
<br />
Pazar, çay, kahvaltı otelde. Ve yola koyulduk.<br />
Kavşakta dahi pazarlıklar sürüyordu;<br />
"Nallıhan, Göynük." Önce Nallıhan sonra Göynük.<br />
<br />
Ve geleceğin kayak merkezi sanki sırtını Uludağ'a dayamış Bursa'sı, Nallıhan. Hem modern hem otantik. Adalet Ağaoğlunun memleketi. Taptuk Emre'nin. Yunus Emre'nin hocası. Han ziyareti, dolanma. Muhteşem dopğa ve yükseklerde kar manzaraları.<br />
Çevrede şelaleler, dereler, Hasan Polatkan Baraki, Gökçedere Barajı ve kendine çeken Beypazarı yolu 60 km.<br />
Evet ? Hayır ? Ankara sınırlarındayız. Hayır bu sefer Göynük. Çünkü akşam erken oluyor. Gidiş dönüş 120 km ve sallanmalar. Öğle yemeğini Göynük Paşazade de yiyelim.<br />
Hem bugün pazar. Beypazarı kalabalık olur. Ankaralılarla.<br />
<br />
Ya Eskişehir 120 km ?<br />
Onu da başka bir tura bırakalım.<br />
<br />
İstikamet Göynük.<br />
At Yayla. Sünnet Göl, Sülüklü, Çubuk...<br />
OffRoad alanları, çamlar, yalçın dağlar...<br />
Doyumsuz diyebilirmiyiz ?<br />
<br />
Demez isek nereye diyeceğiz ?<br />
<br />
Yürüyüş, foto...<br />
<br />
Göynük. Alışveriş, Paşazade.<br />
<br />
Güveç, mantı, sarma... kahveler.<br />
Ve Geyve yolunda Hacı Hasanlarda yalçın dağlara bakış.<br />
<br />
"Sanki İsviçre diyeceğim." Yanlış.<br />
<br />
Burası Türkiye. Anadolu. Osmanlının atayurdu.<br />
<br />
Beypazarı, Söğüt, İznik, Dokurcun, Çayırhan çatalı.<br />
<br />
Haftalar, aylar, yıllar yetmez, tanımaya, gezmeye.<br />
<br />
Sapanca göl kıyısında SaSa'da akşam çayı, karışık tost eşliğinde, gördüklemizi hazmetmeye çalışırken, daha niceleri buraları gezmek, görmek, yerlileri ile tanışma fırsatlarını düşler olduk.<br />
<br />
Akşam evlere eriştik.<br />
Doymadık.<br />
Acıktık.<br />
Bu gelenek sürsün istedik.<br />
Gezmek, yeni yerler, yeni tadlar.<br />
<br />
Kalın sağlıcakla.</div>