Kuzey Ege Turu (Geyikil - Çandarlı Etabı) 4 - 9 Ağustos 2009

  • Konuyu Başlatan: Konuyu başlatan sk_bodeka Tarih:
  • Başlangıç tarihi Yazılan Cevaplar:
  • Cevaplar 6
  • Okunma Sayısı: Görüntüleme 5,615

sk_bodeka

Karadenizde karaya vurunca...
Mesajlar
12
Tepkime Puanı
0
[attachment=1]
[attachment=2]
[attachment=3]
[attachment=4]
[attachment=5]

P8050035.jpg


P8060040.jpg


P8060042.jpg


P8060044.jpg


P8050039.jpg
 

Etiketler
Ynt: Kuzey Ege Turu (Geyikil - Çandarlı Etabı) 4 - 9 Ağustos 2009



Kuzey Ege Deniz Kayağı Turumuzun Seyir Defteri Tarih: 04-09 Ağustos 2009
Rota: Geyikli-Çandarlı
Denizciler:Fikret Rakıcı, Volkan Kaya, Şevket Kocaaydın
Giriş:
Geleneksel olarak düzenlediğimiz Kuzey Ege etaplarına yeni bir rotayı katmak için tekrar denize çıkmaya karar verdik. Tecrübeli ve yeterli performansı olan üç deniz kayakçısından meydana gelen bir ekip oluşturduk. Kıyı şeridini tanımak maksadıyla uzun tuttuğumuz günlük etaplarımızı hiç de mütevazi belirlemedik. Öncesinde detaylı harita ve google çalışması yaparak, kamp alanlarını tespit ettik. Mevsimin uzun gün ışığına izin vermesi günboyu yol almamızı kolaylaştırdı. 04.Ağustos günü Volkan’ ın emektar minibüsüne kayaklarımızı yükleyip, Tekirdağ, Çanakkale üzerinden Geyikli (Bozcaada Iskelesi) ye akşam saatlerinde ulaştık. Akşam kumsalda yemeklerimizin tadına vardıktan sonra minibüste rahatça uyuduk. Sabah erkenden denize çıktık, şimdi gelin seyir defterine geçelim...
Günlük Seyir Raporu 05.Ağustos.2009
Rota: 08:30 Geyikli limanından çıkış, 12:30 Kumbağlar da mola, 15:00 Babakale varış ve öğle molası, 16:30 Babakale’ den çıkış,yelkendesteği ile 2km, 20:00 Babakale’ nin 8km doğusu Bademli köyü sahili varış
Uzaklık: 52,5km Kürek Süresi: 9 saat Toplam Süre: 12saat
Hava Durumu: Güneşli, sıcaklık 30°
Rüzğar yönü ve hızı: Karayel NW(3), Babakale sonrası Gündoğusu E(3)

Günlük Seyir Raporu 06.Ağustos.2009
Rota: 08:30 Bademli çıkış, 10:00 Assos mola, 11:00 Assos çıkış ve 22kmaçık deniz seyri ile Maden adası, 15:30 Maden adasına varış ve 1 saat mola, 19:30 Cunda adası Ada Camping de mola ve konaklama
Uzaklık: 46,5km Kürek Süresi: 9,5 saat Toplam Süre: 12 saat
Hava Durumu: Güneşli, sıcaklık 30°
Rüzğar yönü ve hızı: Gündoğusu E(2-3)öğleye doğru iyice hafifledi.

Günlük Seyir Raporu 07.Ağustos.2009
Rota: 08:30 Cunda çıkış, 10:00 Bardavut menemen molası, 11:30 Bardavut tan çıkış, yelken seyri ile 14:30Altınova’ ya varış, 16:00 Altınova çıkış, açık deniz seyri, Dikili açıktan geçildi, Bademli köyüne varış 19:30, Kalem adası 20:30 ve kamp
Uzaklık: 47,5km Kürek Süresi: 9,5 saat Toplam Süre: 12saat
Hava Durumu: Güneşli, sıcaklık 30°
Rüzğar yönü ve hızı: Karayel NW(3-4), Öğleden sonra sakin, akşam imbat

Günlük Seyir Raporu 08.Ağustos.2009
Rota: 09:00 Kalem adasından çıkış, 11:00 Hayıtlı köyünde karpuz molası, 13:00 Akyaryum da mola, 14:30 Çandarlı varış
Uzaklık: 19,5km Kürek Süresi: 5,5 saat Toplam Süre: 12saat
Hava Durumu: Güneşli, sıcaklık 30°
Rüzğar yönü ve hızı: Poyraz NE(4-5)



Kaptan’ ın not defterinden:

Daha öncesinde Avner den güzergah hakkında detaylı bilgi almıştım. Bilhassa konaklama yerleri konusunda bu tür bilgileri derlemek çok yararlı oluyor. Google dan rotayı detaylı olarak incelemek, açık deniz geçişi için kerteriz alırken çok yararlı oluyor. Hedefi daha çabuk belirliyorsunuz.Ancak GPS olmadan açık deniz seyrinden kaçınmalı. Google görüntülerini jpg formatında cep telefonumun hafızasına kaydettim ve tüm tur boyunca yeterli harita bilgisi her zaman elimin altında oldu. Ayrıca açık deniz geçişinde pvc kaplı bir deniz haritasını göz önünde bulundurmak ta yarar var. En önemli kıyıya doğru esen sert rüzğarda güvenli çıkış alanı bulmanızı sağlıyor. Uzun turda tanımadığınız sahillerde surften kaçınmak lazım. Hava sert olunca GPSe ulaşmak her an mümkün olmayabilir.

Ekibin benzer kondisyon sahibi ve uyumlu olması günlük performansımızı yukarı çekti. Ortak çadır ve kamp donanımı kullanmak ve bilhassa Fikret’ in süper kampçılığı çok hızlı hareket etmemizi sağladı. Zaman zaman zor durumları beraberce yenmek gerekti.Örneğin yelken seyrinde geniş apaz yapabilmek için kayakları birbirine bordalayıp, katamaran seyri yaptık.
Böylece yelken_kayak seyrinde 8nm sürate ulaştık, ayrı bir rekor olsa gerek...
En zor seyir Çandarlı girişinde E-NE(5) şiddetinde esen rüzğara karşı oldu.

Yaz mevsimine rağmen rüzğar olduğu müddetçe deniz üzerinde aşırı sıcağı hissetmedik ve uzun öğle molası vermek zorunda kalmadık. Ayrıca ilk defa bir uzun turda devreye aldığımız yelkenler ile pupa seyrinde kolaylıkla çok hızlı yol alabileceğimizi, bazen 8mil/saaat hıza erişilebileceğini görmüş olduk. Bilhassa sabahları aşırıya kaçmayan bir kahvaltı sonrası erkenden denize çıkmakta yarar var. Kampı toparlamak 1 saat sürüyor. Denize çıktıktan 2-2,5 saat sonra kısa bir mola ile kalori takviyesi ardından 3-4 saatlik bir seyri problemsiz gerçekleştirebiliyorsunuz. Bundan sonra 1,5 saatlik bir mola gerekli. Tekrar yola çıkınca 2-2,5 saat daha kürek çekebildik.

Yiyecek alışverişinin ve bilhassa su tedariğinin bir kaç günlük hazır bulundurulması rota üzerinde esneklik sağlıyor. Mola ve kamp yerlerine hızlı karar verebiliyorsunuz.

Fazla eşya taşımamalı, sadece gerekli olan zorunlu malzeme bulundurulmalı. Yazın en sıcak zamanı yapılan uzun turlarda bilhassa güneşten korunmak en önemli husus, uzun kollu çabuk kuruyan giyecekler ve elde eldiven mutlaka şart.

Bir kez daha Ege kıyılarının güzelliğini yaşarken, kıyılarda rastgeldiğimiz kişilerden yakınlık gördük. Bademli köyünde kamp yerimize komşu parselden dolmalar gönderdiler ve sularını kullanmamıza izin verdiler. Ancak Dikili açığından geçerken, sahilden 10km uzakta bile duyulan gürültü ürkütücüydü. Buralarda kıyıya yaklaşmayın. En güzel doğa elbette kıyıda sert yükselen yamaçların olduğu Bademli-Çandarlı arasında yer alıyor. Babakale civarıda etkileyici.

En büyük maliyet faktörü lojistik ile ortaya çıkıyor. Ortak araçla seyahat önemli. Bir de tavsiye, aracı yola çıktığınız yerde bırakmayın, planlanan tur bitiş noktasına yakın bir yere önceden parketmeli. Nede olsa, Cumartesi günü Çandarlı’ dan Geyikli’ ye 6 vasıta kullanarak 8 saatte gelebildik...

Bundan sonra 3-4 günlük etaplar ile yola devam edeceğiz. Önümüzde Çandarlı-Foça-Karaburun-Çeşme-Seferihisar rotası duruyor.
 

Ynt: Kuzey Ege Turu (Geyikil - Çandarlı Etabı) 4 - 9 Ağustos 2009

çok güzel bir tur olmuş. küreklerinize sağlık mı demek gerekir acaba:smiley:
yüreğinize, küreği iten kollarınıza sağlık diyelim biz yinede:smiley:)
 

Ynt: Kuzey Ege Turu (Geyikil - Çandarlı Etabı) 4 - 9 Ağustos 2009

...bugün yine denizdeydik, paşabahçe-poyrazköy klasik rotamızda, ancak rüzğar N(4) sertti...
döner dönmez kaptanın seyir defterinden bir başka turu ekledim.
en güzel mevsimi kaçırmayın...
 

Ynt: Kuzey Ege Turu (Geyikil - Çandarlı Etabı) 4 - 9 Ağustos 2009

Ben de bu faliyetin raporunu yazmıştım, bu da benim ağzımdan...
Keyifli okumalar

Çalışan her mahlukatın dört gözle beklediği yıllık izin, benim için bir kaç ay önceden belli olmuştu ve ben de diğer tüm mahlukatlar gibi dört gözle izin tarihlerimi bekliyordum. Fakat bu tarihler arasında ne yapmalıydı, kız arkadaşımın da kanına girip tatile mi gitmeli, yoksa memleket ve aile ikilisine üçüncü köşe mi olmalı, yoksa kulüpten birilerini kandırıp uzun tura mı çıkmalıı? ::smiley: İlk iki ihtimale dahil olanların da gönlünü yapıp rızasını aldıktan sonra son ihtimal olan uzun tur üzerinde biraz kafa yormaya başladım. Şevket Abi ve Fikret’i kandırmak hiç de zor olmadı, her ikisi de dünden razıydı. Böylece ekip belli olmuştu, Şevket Abi, Fikret ve ben. Ekibin performansının yüksek olduğunu söyleyebiliriz, bu durumda buna göre bir program çıkartabilirdik artık. Farklı alternatifler düşünüldü ve kabaca varılan karar şuydu: Çanakkale’ye bağlı Geyikli’den yola çıkılacak Edremit Körfezi’ne fazla girmeden Assos’tan Ayvalık Cunda Adası’na geçilip İzmir’e bağlı Dikili’den çıkılacaktı, fakat faliyet başladığında aldığımız karar ile Dikili’yi de geçip Çandarlı’dan çıkacaktık.
Faliyet öncesinde herşey planlandı, alınacaklar alındı, port bagaj ayarlandı, kayaklar yüklendi artık yola çıkmaya hazırdık. Ulaşım için bizim sevgili Portakalımız kullanılacak. Portakal, 1988 model VW T3 kasa bir minibüs, araba değil karıştırılmasın ;)

4 Ağustos 2009 Salı günü 09:00’da Kadıköy’den yola çıktık. Bahçeşehir’den Şevket Abi’yi de aldıktan sonra Çanakkale yollarına düştük artık. Çok yorucu olmayan keyifli bir yolculukla Çanakkale/Geyikli’ye akşam üzeri 19:00 gibi vardık. Kendimize geceyi geçirecek bir köşe bulduktan sonra kayakları indirip ertesi gün için hazırlıklara başladık.
Ertesi gün erkenden kalkıp son hazırlıkları bitirip arabamızı otoparka bıraktık ve saat 7:00’de suya indik. Egenin lacivert sularında ilerlemek bir harika, hava muhteşem, keyfimize diyecek yok. Bir yerleri hayatımda ilk kez görüyor olmak bana hep heyecen vermiştir, bu sefer de yine aynı duygular hakim. Kumbağlar’a yakalaşırken oldukça ilginç kumul oluşumlar dikkati çekiyor, başkasına göre denize uzanmış kum yığınları olabilir ama bence büyüleyici. Saat 11:30 gibi Kumbağlar’da ilk molamızı veriyoruz. Yarım saatlik kısa bir mola içinde tüm bir karpuzu indirdik mideye, Fiko ve Şevket Abi bi ara dizel motorları sessiz modda çalıştırıp şekerleme bile yaptılar ve sonra yola devam. Deniz yine harika, güneş ne çok yakıyor ne de üşüyoruz. Babakale’den öncesi dik yamaçlar yükseliyor denizden, karaya çıkmak için çok uygun bir yer yok. Bu durumun görsel olarak haşuma gittiğini söyleyebilirim, lacivert derinliklerden yükselen sarp kayalıklar... Performans olarak da oldukça iyi yol aldık, Babakale’ye 15:00 gibi varıyoruz. Babakale’de kale kalıntıları altındaki kafede oldukça lezzetli gözlemeleri çay eşliğinde götürdük. Tahmini olarak bir saat kadar mola verdiğimiz Babakale’den çıktığımızda arkamızdan esen rüzgarla birlikte burun yelkenlerimizi test etme fırsatını yakaladık. Yaklaşık 2 km kadar arkadan aldığımız rüzgarla birlikte Assos’a doğru yelken + kürek seyri yaptık. Kısa süre sonra akşam dinginliğine kavuşan denizde ilerliyoruz. Sağımızda Midilli adası kalıyor, ada olarak çok yakın olmasa da bu kadar yakın bir yerleşimde farklı bir devlet idaresi olması çok garip birşey, yerleşimler seçilebiliyor. Artık güneş arkamızda kaldı ve yakıcı etkisini tamamen yitirdi, saatler 18:30 gibi. Biraz daha ilerleyip uygun bir çadır alanı bakıyoruz. Assos’a 12 km kala Bademli Köyü’ne bağlı bir kıyıya 19:00 gibi çıktık. Üstümüzdeki yelek-etek gibi ekipmanlardan henüz kurtuluyorken 200 mt ilerdeki evin sahibi geliyor. Kim olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi soruyor. İlk başta meraklı ve endişeli gözlerle bizi süzen gözler, derdimizi anlatınca yatışıyor. Meğerse bu kıyılardan neredeyse her gece Midilli’ye mülteci götürenler varmış. Bizim böyle bir niyetimiz olmadığını anlayınca bir ihtiyacımız olup olmadığını soruyor Sabri Amca. Az sonra da bir tabak sarma ve dalından taze koparılmış incirleri torunu ile ikram ediyor. Üstümüzdeki ıslaklardan kurtulup kuruları giydik. Bu arada on kaplan pratikliğine sahip arkadaşımız Fikret çadırı zaten kurmuş, akşam yemeği için eyleme başlamıştı bile. Seslendim “çayıma üç şeker Fiko...”

Telefonlarımıza sarıldık herkes ilk haber verilecek kişileri arıyor. Kısaca geçen dialog şöyle: “Biz karaya çıktık, iyiyiz. Ay yeni doğuyor, yakamoz muhteşem ve karşımızda Midilli...” Sudayken cep telefonlarını kapalı tutuyoruz çünkü tur bitene kadar şarj imkanımız yok. Konuşmaları kısa kısa tutup sonra telefonları kapatıyoruz. Telefonu acil iletişim aracı olarak kullanabilmek için pilleri bitirmemek gerek.

Yoldayken çok hissetmedik ama tabiki yorulmuşuz, ne de olsa elli küsür kilometre yol gelmişiz. Yemeğin ardından çaylar içilirken serdiğimiz matın üstünde sızmak üzereyiz. Etrafı toparlayıp çadıra geçtik kimseden çıt yok, herkes anında sızıveriyor. Sabah yine erkenden kalkıp toparlandık ve 7:30 gibi sudayız, istikamet Assos. Assos’a uğrayıp su almamız gerek. Hazır uğramışken bir de kahve içelim dedik ;D

Planımıza göre buradan 10 km ilerdeki Kadırga’ya ilerleyip oradan yaklaşık 22 km açık deniz geçişi ile Cunda Adası’na gideceğiz. Assos’tan çıktık, havaya bakıyoruz, birbirimize bakıyoruz ve buradan direk karşıya geçmeye karar veriyoruz. Önümüzdeki kara parçası o kadar silik ki görmekte güçlük çekiyoruz. Sanıyorum beş saat kadar durmadan kürek çektikten sonra helak olmuş şekilde Maden Adası’na çıktık artık. Maden Adası, Cunda Adası’nın hemen kuzey batısındaki bir ada. Bu arada her ne kadar Assos’tan çıktığımızda deniz çok haraketli gözükmese de ortalarda bize doğru gelen dalgalar ve esen rüzgar bizi biraz yordu. GPS cihazımızın iz kayıtlarına göre de akıntı bizi ciddi şekilde Midilli adasına doğru sürüklemiş. Kısacası bu iki noktayı geçecek olan kişilere biraz daha Edremit Körfezi’ne doğru girmesini tavsiye ederim. On kaplan pratikliğindeki Fiko, çadırımızın dış tentesiyle gölgelik bir alan yapa dursun, ben fena haldeki midemin yatışmasını bekliyorum. Yolun ne kadar çetin geçtiğinden, açık deniz geçmenin tam bir psikolojik savaş olduğundan bahsederken bir kavunu mideye indirdik, rahatladık.

Maden Adasını terkettik saatler 17:00’yi geçiyor. Cunda Adası ve çevresi oldukça güzel görünüyor, kendi haline, sessiz, ıssız. Akşamın yorgunluğu ile birlikte kalmayı planladığımız nokta olan Ada Kamping’e çok az kalmış olmasının verdiği rehavetle kürek çekişlerimiz yavaşladı. Doğa Kent önlerinden geçerken her zamanki meraklı bakışlar bizi süzüyor ve kimisi klasik soruyu soruyor: nereden? nereye? Biraz da başarmış olmanın (!) gururuyla ilerliyoruz, artık bu günün son metrelerinde iyice keyfini çıkarıyoruz kürek çekişlerin. Sonunda Ada Kamping’e vardık, kayakları bir kenara çektik, çadır alanımıza çadırımızı kurduk ve yine üstümüzdeki ıslaklardan kurtulmak amacıyla kendimizi sıcak duşa attık. Offff... Duş sonrası yine yemek işine giriştik ve sonrasında kampingin deniz kenarındaki masalarında biraz oturduk. Sohbet falan derken artık bizim için günün bittiği düşüncesini kabullenip yatmaya gittik.

Ertesi sabah kalkış saatimiz biraz daha gecikti, suya inişimiz 8:30’u buldu. Kamptakilerle vedalaşıp yola düştük. İlk önce su almamız gerek, kampta biraz pahalı olduğu için buradan almadık, ilk hedefimiz Sarımsaklı üzerindeki Badavut. Kısa bir mola niyetiyle durduğumuz Badavut’taki plaj önündeki kafelerden birinde çay içmeye karar veriyoruz. Çay içmişken de birer menemen yiyelim diyoruz ve bi güzel de yiyoruz. Tekrar yola koyulduk, şimdi hiç Sarımsaklı plajına girmeden direk açıktan geçip Altınova tarafına gitmek var planda. O da ne..? Rüzgar arkamızdan esiyor, hem de öyle bir esiyor ki küreği suya deydirmeden 14 km kadar gidiyoruz. Hatta hızımız bir ara 13.6 km’ye çıkıyor. Normal seyir hızının 6 km, kısa süreli depar hızının ise yaklaşık 10 km olduğunu düşünecek olursak gerçekten çok iyi bir hız. Bu etabı geçerken rüzgar az da olsa sol arkadan (denizcilik tabiriyle iskele kıç omuzluktan) sert bir şekilde geldiği için bizi devirmesinden endişelenip tekneleri birbirine bordalayıp (yanyana getirip) tutarak ilerliyoruz. Altınova’ya yaklaşıp rüzgar nispeten azaldığında da tekneleri ayırıp yelken + kürek ilerleyerek karaya çıkacak nispeten sakin plaj bakıyoruz. Çünkü buradaki plajlar çok kalabalık. Madra Çay ağzından hemen önce karaya çıkıp, biraz atıştırıp biraz da uyku çekiyoruz kendimize. Tekrar suya indiğimizde biraz daha tazelenmiş olarak asılıyoruz küreklere, Dikili taraflarını da yine açıktan geçicez. Sarımsaklı’dan Dikili’ye kadar görülecek pek bir şey yok, plaj kalabalığı haricinde. Açık denizden Dikili merkezi pas geçiyor ve Çandarlı Körfezi’ne doğru, Dikili’ye bağlı Bademli Köyü, Kalem Adası’na çıkıyoruz. Bu ada üstünde biri işler, biri kapalı durumda iki lüks otel var. Biz ise adanın daha tenha olan güney tarafında küçük bir koya kampımızı attık. Muhteşem güzel bir doğa içinde harika bir kamp yerimiz var. Az ötede Kanada, Almanya bayraklı tekneler ve birçok yerli tekne var. Bizi merak edip gelen biri tarafından öğreniyoruz ki, adanın tek bir sahibi varmış. Adadaki otel bu adamın eseriymiş ve vefat etmiş, vefatından sonra da çocukları oteli işletememiş ve kapatmışlar. Herneyse, tekrar telefon seramonisiyle birlikte yemek işine girişiyoruz. Tekrar sohbetle birlikte gözler düşüyor, bedenler yerde serili mata yığılmak istiyor, ee biz de dinliyoruz kendisini. Gece oldukça rüzgarlı geçse de uyku hiç problem olmuyor, zaten adayı çalsalar ruhumuz duymaz heralde.

Havanın biraz rüzgarlı olacağını bir gün önceden telefonla öğrenmiştik, Ege açıklarında fırtınalar kopacak, yer yerinden oynayacaktı. Fakat biz Midilli Adası arkasında kaldığımız ve Çandarlı Körfezi’ne gireceğimiz için bize çok dokunmayacak. Kalem Adası’nı terketmek istemesem de yola çıktık, bugün yolumuz nispeten daha az. Yaklaşık bir buçuk saat yol almıştık ki GPS cihazımızın pilleri bitti, biz de pilleri değiştirmek ve biraz mola vermek için Denizköy’e çıktık. Biraz çay, biraz karpuz derken bizim pilleri doldurduk, GPS’in pilleri de değiştirdik. Biraz ilerlediğimizde sağımızda kalan Kızkulesi Adası’nı geçmek üzereydik ki, rüzgardan yediğimiz şamar bizi kendimize getirdi. Karşımızdaki karadan bize doğru esen rüzgar gerçekten sertti. Nereden çıktığını yalnız biz değil, deniz bile anlamamıştı. Karadan estiği için ve birden ortaya çıktığı için pek dalga yapmıyordu, düz denizin üstünden suyu alıp yüzümüze çarpıyordu. Karşımızdaki karanın burnuna yaklaşıp sonrasını tamamen kıyıdan ilerleyerek gittik. Yaklaşık 2 km ilerde bir koyda yarım saat dinlendikten sonra, azgın rüzgara tekrar burnumuzu sokup yola koyulduk. Zaten topu topu 5 km bişey kalmıştı, fakat bu mesefeyi geçmek de pek kolay oldu diyemem açıkçası. Çandarlı’nın içine pek girmek istemediğmizden yazlıkların olduğu bölgeden saat 14:00 gibi karaya çıkarak bu güzel turumuzu sonlandırmıştık artık. Herkes sudan çıktı yine meraklı bakışlar arasında üstümüzü değiştirdik.

Şimdi sıra geldi buradan arabayı bıraktığımız nokta olan Geyikli’ye karadan gitmeye. Tek tek yazmayacağım ama toplamda yedi aktarma yaptığımız karadan yolculuk bizi denizden çok daha fazla yordu. Saat 14:30’da Çandarlı’dan başlayan yol sonunda gece 23:30 gibi Geyikli’ye, gece 03:00 gibi de Çandarlı’ya vardık. Gecenin bir körü kayaklarımızı arabaya yükledikten sonra uykuya dalmak pek de zaman almadı doğrusu. Ertesi sabah da İstanbul’a dönüş yoluna geçtik. Portakalım hiç naz etmeden, bizi üzmeden dere tepe aşıverdi ve bizi evimize geri getirdi.

Böylece denizden yaklaşık 170 km kürek çekip, karadan da 1300 km yol giderek harika bir hafta geçirmiş olduk. Ekibin oldukça uyumlu ve performansta sıkıntı yaşamıyor olması faliyetten herkesin eşit keyif almasını sağladı diyebiliriz. Faliyet öncesi planlama ve hava durumunun takibi bizlere hiç bir sürprizin yaşanmamasını sağladı, tabi buna coğrafyayı Şevket Abi’nin daha önceden biliyor olmasını da eklemeliyiz. Bu arada eğer gidilen coğrafyayı bilmiyorsanız bir GPS cihazı kesinlikle tavsiye ederim. Her ne kadar google earth’ten epey incelemiş olsak da, elimizde deniz haritaları olsa da GPS’in sağladığı kolaylık bambaşka birşey. Ama tabi ki asla GPS’e güvenmemenizi, daha öncesinden bölgeyi harita üstünde iyice incelemeyi ve yanınızda harita bulundurmanızı tavsiye ederim.

Bu turun Google Earth üstünde çizilmiş rota kayıtlarını buradan indirebilirsiniz: http://www.sendspace.com/file/rt7eb8
Bu turun GPS kayıtlarını indirip Google Earth ile birlikte açarsanız nerede, hangi hızda, hangi istikamete
gittiğimizi iz kayıtları ile birlikte görebilirsiniz : http://www.sendspace.com/file/s50m3l




[attachment=1]
İşte Portakal...


[attachment=2]
Geyikli'ye yeni vardık. Hemen gün batımından istifade...

[attachment=3]


[attachment=4]
Geyikli'de kayakları hazırlarken


[attachment=5]
Geyikli'den suya inmeden hemen önce

CIMG9659.jpg


CIMG9671.jpg


CIMG9674.jpg


CIMG9684.jpg


CIMG9688.jpg
 



Ynt: Kuzey Ege Turu (Geyikil - Çandarlı Etabı) 4 - 9 Ağustos 2009

[attachment=1]
Denizdeki ilk saatler

[attachment=2]


[attachment=3]


[attachment=4]
Kumbağlarda mola

[attachment=5]
Babakale liman içi

CIMG9689.jpg


CIMG9690.jpg


CIMG9691.jpg


CIMG9694.jpg


CIMG9705.jpg
 

Ynt: Kuzey Ege Turu (Geyikil - Çandarlı Etabı) 4 - 9 Ağustos 2009

[attachment=1]
Babakale'den limana doğru bakış


[attachment=2]
İlk gün kampımız, biz ve mehtap... Bademli Köyü


[attachment=3]
İkinci gün kampımız, Ada Kamping - Cunda Adası


[attachment=4]
Üçüncü gün kampımız, Kalem Adası - Dikili

CIMG9706.jpg


CIMG9715.jpg


CIMG9720.jpg


CIMG9725.jpg
 

Gezenbilir bilgi kaynağını daha iyi bir dizin haline getirebilmek için birkaç rica;
- Arandığında bilgiye kolay ulaşabilmek için farklı bir çok konuyu tek bir başlık altında tartışmak yerine veya konu başlığıyla alakalı olmayan sorularınızla ilgili yeni konu başlıkları açınız.
- Yeni bir konu açarken başlığın konu içeriğiyle ilgili açık ve net bilgi vermesine dikkat ediniz. "Acil Yardım", "Lütfen Bakar mısınız" gibi konu içeriğiyle ilgili bilgi vermeyen başlıklar geç cevap almanıza neden olacağı gibi bilgiye ulaşmayı da zorlaştıracaktır.
- Sorularınızı ve cevaplarınızı, kısaca bildiklerinizi özel mesajla değil tüm forumla paylaşınız. Bildiklerinizi özel mesajla paylaşmak forum genelinde paylaşımda bulunan diğer üyelere haksızlık olduğu gibi forum kültürünün kolektif yapısına da aykırıdır.
- Sadece video veya blog bağlantısı verilerek açılan konuların can sıkıcı olduğunu ve üyeler tarafından hoş karşılanmadığını belirtelim. Lütfen paylaştığınız video veya blogun bağlantısının altına kısa da olsa konu başlığıyla alakalı bilgiler veriniz.

Hep birlikte keyifli forumlar dileriz.


GEZENBİLİR TV

GEZENBİLİR'İ TAKİP EDİN

Forum istatistikleri

Konular
104,954
Mesajlar
1,531,951
Kayıtlı Üye Sayımız
166,955
Kaydolan Son Üyemiz
meh

Çevrimiçi üyeler

SON KONULAR



Geri
Üst