SURİYE, TOPRAĞINDAKİ HER ZERRE MAZİDEN BİR HİKAYE ANLATIR SİZLERE...

  • Konuyu Başlatan: Konuyu başlatan SRDR34 Tarih:
  • Başlangıç tarihi Yazılan Cevaplar:
  • Cevaplar 0
  • Okunma Sayısı: Görüntüleme 2,425

SRDR34

Ana Kamp
Mesajlar
40
Tepkime Puanı
0
Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan ve Türkiye ile 877 km. uzunluğunda ortak kara sınırına sahip olan Suriye Arap Cumhuriyeti için gezginler "Suriye’de olmak, tarih ile içiçe olmak demektir. Toprağındaki her zerre maziden bir hikaye anlatır sizlere.." der.
Tarih boyunca birçok medeniyete beşiklik etmiş efsanelerin anası Suriye..
Her taşın altında yatan bir destan ve her rüzgar esintisinde kulaklarınıza ilişen bir hikaye diyarıdır burası..
Bir tarafta dünyanın en büyük diplomatik ve kültürel kütüphanesini barındıran Ebla, diğer tarafta insanlığa ilk alfabeyi takdim eden Ugarit.. Amuriler, Fenikeliler, Kenaniler, Gassaniler ve Enbatlara ev sahipliği yapmış bir bölgedir Suriye.
Asıl kimliğini Miladi 636 yılında Ebu Ubeyde bin Cerrah komutasında İslam ordularının buraya girmesi ile kazanır.
Çin’den başlayan, Humus, Tedmur ve buradan da Akdeniz sahillerine uzanan İpek Yolu buradan geçer.
Bugünkü Suriye'nin doğusunda Irak, batısında Lübnan ve Akdeniz, kuzeyinde Türkiye ve de güneyinde Ürdün bulunmaktadır. Büyük şehirler; batıda Halep - Şam çizgisinde, Asi (Orontes) nehri vadisinde ve sahil kesimlerinde yoğundur. Doğu ve güneyde çöl alanları ön plana çıkarken; yerleşim merkezleri azalır ve önemsizleşir.
Akdeniz ikliminin etkisinde olan ve Türkiye'den Lübnan'a uzanan sahil kesimi 183 km uzunluğundadır. Suriye'nin önemli limanları ve kasabaları burada yer alır. Başlıcaları kuzeyden güneye doğru; Ras Al Basit, Lazkiye, Jable, Baniyas ve Tartus'tur.
Ülkenin resmi dili Arapça'dır. Ancak büyük şehirlerde İngilizce, Fransızca veya Türkçe bilen kişilere sık rastlanır.
Suriye halkının büyük bir bölümü Sünni, bir kısmı da Şii Müslümandır. Özellikle büyük şehirlerde kalabalık Hıristiyan cemaatleri de yaşamaktadır.
Suriye'nin para birimi Suriye Lirası veya Suriye Pound'u olarak tanınmaktadır. Kağıt paraların bir yüzleri Arap alfabeleri, diğer yüzleri ise Latin harfleriyle düzenlenmiş olduğundan; Arapça bilmeyenlerinde bu paraları ayırt etmeleri de oldukça kolaydır. Ülkeye sokulacak döviz miktarında herhangi bir kısıtlama yoktur. Ancak 5000 Amerikan Dolarını aşan değerdeki dövizin ülkeden tekrar çıkarılması sırasında sorun yaşanmaması için bu miktarın giriş sırasında beyan edilmesi gerekmektedir. Uluslararası kredi kartları özellikle Şam ve Halep'teki lüks otel ve restoranlarda kullanılmakla birlikte, pazar ve çarşılarda kabul edilme şansları pek fazla değil. Alış veriş yapacaklar için de önemli bir dip not verelim. 50 Suri yani 50 Suriye pound’u yaklaşık 1 dolar... Suriye, Halep ipekleri, telkari işçiliği ve sedef kakmacılığı ile haklı bir şöhrete sahiptir. Halep'in fıstıkları ve bununla yapılan tatlı çeşitleri ülkeye gelen hemen herkesin rağbet ettiği ürünleridir. Ancak alışveriş için tatil günlerini göz önünde bulundurmak gerek çünkü Suriye’de hafta sonu tatili bizim gibi C.tesi – Pazar değil müslümanlar tarafından Cuma, Hıristiyanlar tarafından ise Pazar günleri yapılmaktadır. Cuma genel olarak devlet dairelerinin, bankaların ve çarşıların kapalı olduğu gündür. Aslında hafta içinin de hafta sonu tatilinden pek de farklı değil çünkü gündüzleri de dükkanların hemen hemen çoğu 11.00’den önce açılmıyor.
HALEP
1517'den 1920'ye kadar da Osmanlı idaresinin hüküm sürdüğü Halep adeta bir zaman tüneli.. Geçmiş ile günümüzü bir arada yaşatan, insanı güzelliği ile büyüleyen bir efsane şehir.. Suriye’nin kuzey batısında Türkiye sınırına yakın düzlük bir alana kurulan yeşil bir şehir Halep..
Tarihçiler Halep’i, dünyanın en eski şehirlerinden sayar.. Gezginler buraya "Doğunun Kraliçesi" lakabını koymaktan kendilerini alamamışlar. Osmalılar döneminde de Halep İstanbul'dan sonra gelen en gözde şehirlerden biri idi. Havasının temiz, tabiatının yeşilliklerle dolu olması, halkının misafirperverliği ayrı bir cazibelik katar buralara.
Halep’te birden fazla dine mensup insanı, değişik dilleri, ırkları, bunun yanında da dünyanın dört bir bucağından gelen tüccarları görmek mümkün.
İnsan burada ikamet etmekten asla bıkmaz.. Bazı rivayetlerde: Aristo çok ağır bir hastalığa yakalanır.. Bunun için Büyük İskender'den Halep'te kalması ve temiz havasından şifa bulması için izin ister ve burada iyileşinceye kadar kalır hadisesi meşhurdur.. Sheaksper bile meşhur oyunu Makbet'te denizci karısının kestane yerken Halep’e giden kocasına duyduğu özlemi dile getirir. Ünlü yazar Lemartin Halep`te Küttab mahallesinde kalmış ve yazılarında bir Halep kızının nasıl nargile içtiğini anlatmıştır.

Halep asıl kimliğini 636 yılında İslam ordularının Ebu Ubeyde Bin Cerrah komutasında Antakya Kapısından savaşsız girmesiyle kazanır..
Halep Osmanlılarla 1516 yılında tanışır.. Bu tanışma Osmanlı'larla Memluklüler arasında meydana gelen Mercidabık Savaşı'ndan sonra olur.. Artık bu şehir Osmanlılarla 406 yıl gibi uzun bir süreyi yaşamak üzere hazırlanmaktadır. Yavuz Sultan Selim’in savaştan sonra yaptığı ilk iş Halep Emevi Camisine gitmek, iki rekat şükür namazı kılmak olmuştur. Caminin imamı burada Yavuz'a "Hami El Haremeyn" yani iki kutsal yeri koruyan ünvanını koymuş, ancak Sultan hemen müdahale edip bunu "Hadimül Harameyn" yani iki kutsal yerin hizmetçisi olarak değiştirmiştir. Osmanlılar bu topraklardan 1. Dünya Savaşı sonunda çekilmişlerdir.

Kısaca tarihinden bilgiler verdiğimiz Halep “İşte arşın işte Halep” atasözüyle bizlere oldukça uzakmış gibi tasvir edilse de aslında Kilis sınırımızdan sadece ve sadece 60 km uzaklıktaki bir kapı komşumuz. Fikir edinmeniz açısından küçük bir örnek verecek olursak Silivri’den Kartal’a 100 km uzunluğa sahip İstanbul’un bir başından bir başına olan mesafesinin neredeyse yarısı..
Bugün Suriye`nin ikinci şehri konumunda olan Halep’e gitmek oldukça konforlu ve kolay... Gaziantep’ten taksiyle, Hatay’dan otobüslerle Halep’e gidiliyor.
İstanbul Atatürk Hava Limanı’ndan Halep’e direk uçmak mümkün ancak biz yolculuğu daha keyifli ve heyecanlı kılmak için farklı bir yol izledik. Yaklaşık 1 buçuk saatlik bir uçak yolculuğuyla Gaziantep’ oradan da yaklaşık 2 saatlik bir kara yolculuğuyla Halep’e geçtik. Gaziantep- Halep arası yaklaşık 140 km, yolculuk süresi ise yaklaşık 2-2 buçuk saat. Tabi bu süre sınırda pasaport kontrolündeki yoğunluğa göre değişkenlik gösterebiliyor. Çünkü karşılıklı olarak vizelerin kaldırılmasıyla oldukça canlılık kazanmış 2 ülke arasındaki gidip gelme trafiği.. Normal şartlar altındaysa sınırdan geçmek yaklaşık 15-20 dakika sürüyor. Taksi Gaziantep’ten hafta arası 120 TL’ye, Suriye’de haftasonu tatili olan Cuma günleri ise 20 dolar mesai ödemeniz kaydıyla 135 TL’ye gidiyorsunuz. Bütün işlemleri taksi sürücüsü sizin adınıza yapıyor. Arzu ederseniz taksiler sizi Gaziantep havaalanından da alıyorlar.
Ülkeye girişte kameramızı görünce ciddi bir sorun oluyor. Sınır karakolunda yaklaşık 1 saat alıkoyuyorlar. Gereken izinlerimizi göstermemize rağmen teyit etmeden bırakmıyorlar. Şam’dan iznimiz olduğumuz onaylanınca bizi serbest bırakıyorlar.
Şehre akşam saatlerinde Halep-i Cedide, yani Yeni Halep'ten girdik. Burası şehrin zenginlerinin oturduğu, Endülüs'teki Emevi mimarisini hatırlatan oymalı taş işlemeciliğiyle süslenmiş, apartman görüntüsünde villlarla dolu bir semt.
Halep’te ilk durağımız elbette dillere destan mutfağa sahip restoranlarından biri oluyor. Girdiğimiz restoran buranın en eski restoranlarından biri olan Bazar Alcharq... Mekan Osmanlı zamanında silah deposu olarak kullanılıyormuş, bugün ise Halep’in en lezzetli mutfaklarından birine sahip... Buranın bir başka özelliği ise her dönem koruma altında olması... Burasının Osmanlı’dan bu güne değin tek bir taşı bile değişmemiş ve bu yüzden orjinalliği bozulmamış... Burası Halep’in kendine özgü en meşhur kebabı olan Kebab Bel Keraz yani Kirazlı Kebabın en iyi yapıldığı yerlerden biri olması... Ceviz büyüklüğünde parçalara ayrılmış adana kebabın boza kıvamında tatlı kiraz sosu ile birlikte servis edildiği bu enfes kebap bu şehirde mutlaka denenmesi gereken buranın özgün tadlarından biri. Buraya özgü olan bir başka lezzet ise sadece bu restoranda yapılan Maajouka (Majuka). İki kebap arasındaki mantar, peynir, kırmızı ve yeşil dolmalık biberin lezzet verdiği bu kebap da buranın denenmeye değer tadlardan... Tüm Halep’te rastlayacağınız Kebbe ise bizde içli köfte adıyla sofralardaki yerini alıyor. Tek farkı bizde elips, burada ise uzunlamasına yapılarak sofralara sunulması... Ana yemekleri kadar mezeleri ve salataları da dillere destandır Halep’in...Bunlardan en meşhuru ise peynir, domates, soğan ve elbette bol miktarda yabani zahterin yer aldığı Salade du Thym yani yabani zahter salatası... Meze olaraksa bizde de aynı adlarla bilinen ancak burada beşamel sossuz olarak servis edilen babagannuç, nohut ve tahinle yapılan humusun yanı sıra humus ile közlenmiş patlıcanın karışımıyla yapılan mutebbel buranın mutlaka denenmesi gereken lezzetlerinden... Bizim yemek kültürümüze kardeş bir lezzet gösteren Halep mutfağının tek keskin farkı sanırız ayranı. Buranın ayranında yoğun bir yanık kokusu ve tadı hakim. Ona bu aromayı veren ise pişirilirken özellikle dibi yakılan sütten yapılıyor olması. Son derece değişik ama hoş bir tadı olan bu ayran da kebapların yanında denenmesi gereken lezzetler arasında.

Halep Suriye’nin ikinci büyük kenti olduğu halde otel bakımından fazla seçeneği olmayan bir şehir. . Kentte her keseye uygun çok sayıda otel bulunmakla birlikte batı standartlarında lüks otel sayısı çok kısıtlı. Yemek fiyatları ne kadar ucuzsa otel fiyatları da o kadar pahalı. Kalınabilecek 2 yıldız standartlarındaki 3 yıldızlı bir otelin gecelik kişi başı fiyatı kahvaltı dahil 70 Dolardan başlıyor.
Kentin her yerinda adım başı bayraklara Beşşar Esad’ın fotoğraflarına rastlıyorsunuz. Dikta rejiminin en büyük göstergesi sanırım..
Kentin en önemli meydanlarından olan Saadalla Al Jabri Meydanı’nda gerçekleşen Ulusal Kurtuluş Günü törenlerine katıldık. Tüm yollar kapalı bu yüzden yürüyerek dolaşıyoruz. Herkes büyük bir coşku, içtenlik ve sıcaklıkla kutlamalarda yerini almış. Aslında sıcaklık, içtenlik ve hoşgörü Halep halkının karakteristik özelliği olarak göze çarpıyor.
Bu kentte çekim yaparken çarşaflı kadınlar diğer Arap ülkelerinde olduğu gibi kameraları görünce kaçmıyorlar, ancak kameraya ilgi de göstermiyorlar, doğal davranıyorlar... Sanki biz orada hiç yokmuşuz gibi gündelik hayatlarına devam ediyorlar. Belgesel değil de profesyonel oyuncularla film çekiyoruz adeta...
Halk bir o kadar da yardımsever. Özellikle gençler hemen yanımıza gelip yapabilecekleri bir şey olup olmadığını soruyor, hatta bazen de malzemelerimizi taşımamıza gönüllü olarak yardımcı oluyorlar... Kızlar da erkek olmamıza aldırış etmeden gelip tanışıyorlar, konuşuyorlar; bu ülkeyle ilgili bilinen önyargıların tersine. Son derece hoşgörülü ve medeni bir şekilde. Sanki hepsi 40 yıllık birer dost... Türk olduğumuzu öğrenince akan sular duruyor bu ülkede. Herkes Türkiye’yi ve Türkleri çok seviyor. İki ülke arasındaki ilişkilerin daha da sıcaklaşmasından, vizelerin karşılıklı olarak kaldırılmış olmasından duydukları memnuniyetleri dile getiriyorlar, bu dostluk rüzgarının esmesini temenni ediyorlar. Aynı kültürün insanları olduğumuzu dile getiriyorlar, Suriye-Türkiye kardeş ülke diyorlar. Zaten Halep halkının hemen hemen çoğu Türkçe biliyor. Türk dizileri seyrediliyor, Halkın büyük çoğunluğu Fenerbahçeli olsa gerek bizi gördükleri yerde en büyük Fenerbahçe diyorlar...
Meydandaki kutlamaları arkamızda bırakıp Halep Kalesine geçiyoruz. Eski Kent olarak da bilinen bu kale 1986 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak koruma altına alınmış. Halep şehrinin tam ortasında 50 metre yüksekliğinde doğal bir tepe üzerine kurulan kale geçmişin en önemli tanıklarından.
Kale İslamiyetten önce Selikus hükümdarı Silakus Nikatur tarafından inşa edilmiş. 10.yy'da Hamadani hanedanı döneminde Seyf Ed-Devle, tepeyi haçlı ordularına karşı stratejik bir kale olarak tahkim etmiş. Bugünkü Halep Kalesi, Selahaddin-i Eyyubi'nin oğlu Malik el Zahir Gazi döneminde şehrin merkezi olarak yeniden inşa edilmiş ve çevresi 20 m. derinliğinde bir hendekle güçlendirilmiş. Giriş kapısı, hendeğin üstüne açılır bir köprüyle karşıya bağlanmış. Yapı itibariyle Gaziantep Kalesine benzeyen kalenin aynı kişilerce yapılmış olduğu rivayet edilmekte...Tarih boyunca hiçbir komutanın savaşla fethedemediği Kale, tabi afetler ve savaşlar nedeni ile defalarca yıkılmış, Hamdaniler, Atabekler, Eyyubiler ve Memluklüler tarafından yenilenmiş.
Kaleyi bu denli çekici kılan 3 özelliği bulunuyor. Bunlardan birincisi 5 bin yıllık tarihiyle en eski kale olması. İkincisi savaş zamanında kapılarını kapatıp içine şehrin 5000 insanını toplayarak 1 yıl boyunca her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde inşa edilmiş olması, son olarak da hiçbir zaman askeri güçle alınamamış olması. Yani fethetmesi en güç kale olması... Osmanlı’nın da kaleyi savaşarak almasına gerek kalmamış, anahtar doğrudan Yavuz Sultan Selim’e teslim edilmiş...
Kalenin hemen yanında Halep’in ünlü kapalı çarşısı bulunuyor. Sokaklarının uzunlukları toplamı 14 km.den fazla... İçinde 35 bin dükkanın yer aldığı çarşının yapımına 13. yüzyılda başlanmış ve 16. yüzyılda Osmanlı egemenliği sırasında tamamlanmış. Halep ipeklileri, kilim, baharat, altın-gümüş takılar ve bakır eşyaların satıldığı turistik mekanların yanı sıra giysi, ayakkabı ve tuhafiye gibi halkın gündelik ihtiyaçlarını karşılayan dükkanlar da var. Ortadoğu'daki en uzun çarşı niteliğinde olan bu çarşı, birbirini takip eden hanlardan oluşuyor. Çarşı içindeki çok sayıda kervansaray günümüzde imalathane olarak kullanılıyor. Bu büyük çarşıda işkollarına göre ayrılmış esnaflar genel olarak; turistik eşyalar ile baharat, halı-kilim, ip, giysi, dokuma, el işleri ve baharat satıyor. Çarşıyı gezerken canınız sıkılmıyor, zamanın nasıl geçtiğini farketmiyorsunuz bile.. Baharatçılar, şekerciler, sabuncular, kürkçüler, turistik otantik ve gündelik giyim satan mağazalar, kuyumcular... Tabi bir de küçük kebapçılar ve kasaplar da bulunuyor aralarda. Kasaplar ve restoranlar hiç de hijyenik olmayan şartlarda hizmet veriyorlar. Etler ve sakatatlar, bir leğende ya da açıktaki bir çengel ucunda görücüye çıkıyor.
Halep çarşısında her türlü ürünün fiyatı gayet uygun, elbetteki oldukça sıkı bir pazarlık sonrasında... Zaten burada pazarlık bir alışveriş ritüeli adeta...Yanınıza yüklü bir miktar para almanız gerekmiyor. Ülkemize göre fiyatlar kimi zaman 1/6, 1/4, 1/10 oranında değişiyor. Halılar, kilimler, kristaller, yiyecekler, giyecekler, turistik eşyalar inanılmaz uygun fiyata alınabiliyor. Örneğin telkari gümüş bilekliğin gramı 2 milyon civarında. Yaklaşık 50 taneden oluşan gümüş kopçalı inci kolye 15 TL, gene yaklaşık 50 tanelik siyah ya da beyaz inci dizisini 15 TL’ye almanız mümkün. Halep’in ünlü zeytinyağı ya da defne sabununun kilosu 3 milyon civarında. Sedef işlemeli bir tavla 25 milyon civarında. Nasıl anlaşabilirim endişeniz olmasın Halep’te Türkçe konuşan esnaf sayısı İngilizce bilen esnaf sayısından çok daha fazla. Bu yüzden anlaşmada sıkıntı çekilmiyor.
Memluk Valisi Argun Al Kamil tarafından akıl hastaları için yaptırılan Al Bimarstan Al Argoni, bir zamanlar su ve müzikle tedavinin etkin olarak kullanıldığı önemli bir tarihi sağlık merkezi olarak hizmet veriyormuş. 14. yy’ın 2. yarısında inşa edilen hastahane günümüzde de ilk günkü görkemini koruyor. Hastanede bir çok doktor görev yapıyormuş. Hastanenin en önemli fonksiyonu burada hastalara özel psikolojik tedavi yöntemlerinin uygulanması. Bayan ve erkek bölümleri olan hastahane 3 farklı özel bölümden oluşuyor. Hastahenenin ana avlusunda yer alan havuzun etrafında doktor odaları, iç kesimde de kadın ve erkek hastaların kaldığı hasta odaları yer alıyor. Hasta odaları devamlı su akan havuzun etrafında sıralanmış durumda. Doktorlar hastalarını hastaları rahatlatan su sesi, havuza yansıyan güneş ışıkları ve gün boyu devam eden müzik sesiyle tedavi ediyormuş.
Buradan yolumuza Hz Zekeriye camii’ne doğru devam ediyoruz .
Şehrin en eski ve en ünlü camisi olan Ummeyed Camii olarak da bilinen Hz Zekeriye Camii Halep kent merkezinde yer alıyor. Caminin yapımına Emevi Halifesi El Velid Bin Abdülmelik tarafından başlanmış ve 715-717'de Halife Süleyman döneminde bitirilmiş. Memlüklüler ve Osmanlılar döneminde tamirler ve ekler yapılmış. İçerisinde Hz. Yahya'nın babası olan Hz. Zekeriya peygamberin türbesi de bulunuyor. Cami, Emevi Halifesi Süleyman Bin Abdulmelik tarafından inşa edilmiş. Yapımında civar kalelerden getirilen Halebe özgü taşlar kullanılmış.. Moğol İmparatoru Timurlenk Halep'i işgal edince Camiyi harabeye çevirmiş ve içindeki herşeyi yakmış. Moğol ordusu çekildikten sonra yenilenmiş ve eskisinden daha da ihtişamlı olmuş. 1516 yılında Halep yakınlarında Osmanlılarla Memluklüler arasında meydana gelen Mercidabık savaşından sonra Osmanlı Sultanı Yavuz Selim ilk iş olarak bu camiye gelmiş ve iki rekat şükür namazı kılmıştır. Caminin hatibi Yavuz Sultan Selim adına hutbe okumuş ve kendisine iki kutsal yerin hamisi anlamında "Hami El Harameyn" ünvanını koymuştur. Ancak Yavuz Sultan Selim, buna müdahale ederek "Hadimül Harameyn" yani iki kutsal yerin hizmetçisi olarak değiştirmiş.
45 m. uzunlukta silindirik olmayan minaresiyle dikkat çeken yapının dört cephesi de birbirinden farklı stillerde yapılmış. İçerisinde Hz. Yahya'nın babası olan Hz. Zekeriya peygamberin türbesi de bulunuyor.
Gerek alışveriş, gerekse önemli lezzet duraklarından olan Halep, vizesiz olması ve ulaşım kolaylığıyla mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.

ESAD FOTĞRAFLARI.JPG.jpg


2.jpg


kebab.jpg


halep kalesi.jpg


halep kapalıçarşısı.jpg
 

Etiketler
Gezenbilir bilgi kaynağını daha iyi bir dizin haline getirebilmek için birkaç rica;
- Arandığında bilgiye kolay ulaşabilmek için farklı bir çok konuyu tek bir başlık altında tartışmak yerine veya konu başlığıyla alakalı olmayan sorularınızla ilgili yeni konu başlıkları açınız.
- Yeni bir konu açarken başlığın konu içeriğiyle ilgili açık ve net bilgi vermesine dikkat ediniz. "Acil Yardım", "Lütfen Bakar mısınız" gibi konu içeriğiyle ilgili bilgi vermeyen başlıklar geç cevap almanıza neden olacağı gibi bilgiye ulaşmayı da zorlaştıracaktır.
- Sorularınızı ve cevaplarınızı, kısaca bildiklerinizi özel mesajla değil tüm forumla paylaşınız. Bildiklerinizi özel mesajla paylaşmak forum genelinde paylaşımda bulunan diğer üyelere haksızlık olduğu gibi forum kültürünün kolektif yapısına da aykırıdır.
- Sadece video veya blog bağlantısı verilerek açılan konuların can sıkıcı olduğunu ve üyeler tarafından hoş karşılanmadığını belirtelim. Lütfen paylaştığınız video veya blogun bağlantısının altına kısa da olsa konu başlığıyla alakalı bilgiler veriniz.

Hep birlikte keyifli forumlar dileriz.


GEZENBİLİR TV

GEZENBİLİR'İ TAKİP EDİN

Forum istatistikleri

Konular
104,954
Mesajlar
1,531,937
Kayıtlı Üye Sayımız
166,954
Kaydolan Son Üyemiz
İbrahimdd

Çevrimiçi üyeler

SON KONULAR



Geri
Üst