Taraklı'da Zaman

  • Konuyu Başlatan: Konuyu başlatan gezmen Tarih:
  • Başlangıç tarihi Yazılan Cevaplar:
  • Cevaplar 8
  • Okunma Sayısı: Görüntüleme 4,864

gezmen

Karavan Yönetim
Mesajlar
4,757
Tepkime Puanı
78
Yer
Akhisar
Merhaba,

Radikal 2'den alıntıdır.

Cavid Sezen


[attachment=1]

05/04/2009
Evlerinin pencere önlerinde sardunyalarla kedilerin eksik olmadığı kasabada suç oranının neredeyse sıfıra yakın olduğunu öğrendiğimizde şaşırmıyoruz

HANDAN ÇAĞLAYAN (Arşivi)

Evliya Çelebi Seyehatname’sinde “150 akçelik kazadır” dediği Taraklı’yı şöyle tanımlıyor: “Bağlı, bahçeli, dere içinde 500’e yakın mamur evi, üzerleri tahta ve kiremitlerle örtülü şirin bir kasabadır. Çarşı içindeki cami (Yunuspaşa Camii) güzeldir. Bir hamamı, beş hanı, altı mahalle mektebi ve 200 dükkanı vardır”.
Sakarya’dan yola çıkıp dağlara doğru kıvrılarak ilerleyen yollarda iki saatlik yolculuktan sonra varılan Taraklı’da belki artık o eski hanlardan eser kalmamış ama yine de zamanın durmuş olduğu hissine kapılmak için yeterince neden var. Çünkü Yunuspaşa Camii’nin yanı sıra Evliya’nın sözünü ettiği etrafı bağlar ve bahçelerle kaplı mahalleler ve üzerleri tahta ve kiremitlerle örtülü evler de olduğu gibi duruyor. Sanki zaman sizinle oyun oynuyor ve bir Osmanlı kasabasına giriyorsunuz. Daha son kavşağı da aşıp karşı dağın yamacındaki ilçeyi gördüğünüz anda, kent yaşamı ve modern dünyaya ait ne varsa gerinizde kalıyor. Kapı ve pencereleri tahta işlemeli, iki üç katlı ahşap evler, Arnavut kaldırımlı sakin sokaklar, kadim meslekleri tahta oymacılığına devam eden ustalar, sanki bin yıldır aynı dokuma tezgahının başında Taraklı bezi dokuyan kadınlar, kasabayı çevreleyen dağ ve ormanlardan derlenmiş türlü otların ve bu ürünlerin sergilendiği eski çarşı... Tüm bunlar öylesine kendi içinde uyumlu ve dingin ki, bugüne ait ve gerçek olduklarına inanmak güç geliyor.
Taraklı’yı geçmişten izler taşıyan, eski zaman çağrışımları uyandıran eserlere sahip kent ve kasabalardan ayıran özelliği, barındırdığı izler ya da çağrışımlar değil; geçmişin, bir bütün olarak günümüze taşınabilmiş olması.
Osmanlı Beyliği’ne dahil edilen ilk yerleşimlerden biri olan Taraklı’nın tarihi hayli eskilere uzanıyor. Su sarnıçlarının MÖ 1000-2000 yıllarından yapıldığı tahmin ediliyor. Helenistik dönemdeki adı Dablar. Taraklı adıysa, çevrede bolca bulunan şimşir ağacından yapılma oymalardan geliyor. Tahta oymacılığı kasabanın tarihi boyunca kaderini belirleyen etkenlerden biri olmuş. Osmanlı sultanlarının “Doğu”ya yaptığı seferlerin yolu üzerinde kurulmuş olmasıysa başka bir etken. Yunuspaşa Camii, Yavuz Selim’in Mısır Seferi esnasında yaptırılmış örneğin. Çarşı ve hamam da aynı dönemden kalma. Bu özelliği, ilçeden Saim Özer gibi hat sanatının büyük üstadlarının çıkmasında da etkili olmuş.
Şimşir oymalar sayesinde İstanbul ve diğer çevre kentlerle kurulan ticari ilişkiler, kasabayı zenginleştirmekle kalmamış, kültürel olarak çeşitlenmesine de yol açmış. Bu durum en çok da konakların her birinin kendine özgü bir yapıya sahip olmasından fark edilebiliyor. Tipik bir Osmanlı kasabasının bütün özelliklerini taşıyan Taraklı’da, Ermeni mimarisinden izler taşıyan bazı yapıları da görmek mümkün.

Genç ustalar dedelerinin izinde
Taraklı esnafı, ahşap oymaların “Arap’a Acem’e” dek uzanan ticaretiyle zenginleştikçe ve İstanbul’la geliş gidişleri artıkça, orada gördükleri güzellikleri kasabalarına taşıma arzusu duymuş; kendi statülerini ve ekonomik güçlerini simgelemek üzere birbirinden güzel konaklar yaptırmışlar. İstanbul’da görüp beğenilen mimari özelliklerin kasaba yapılarına taşınması, bazen İstanbul’dan usta getirilmesi ve bazen de kasabalı ustaların İstanbul’a giderek burada hünerlerine hüner katıp dönmeleri sonucu, farklı farklı fakat zarafetleriyle birbirine tamamlayan zevk işi konaklar çıkmış ortaya.
Kimi üç asırlık olan evlerin ve konakların bazıları yıpranmış olsa da dedelerinin izinden giden genç ustalar sayesinde son birkaç yıl içinde çoğu yeniden eski güzel günlerine kavuşmaya başlamış. Taraklı yapılarının aslına uygun olarak restore edilmesi için, rehberimiz gibi amatörce ve büyük bir şevkle çalışan pek çok kişi var. Tarihi bir Osmanlı kasabasıyla karşılaşma sürprizini onlara borçluyuz.
Kasabası gibi dingin olan rehberimizi, zaman içinde yaptığımız yolculuğun esrikliğiyle takip ederken, yaptığı işle nasıl da bütünleştiğini fark ediyor ve işini böyle aşkla yapmasının Taraklı’nın başka bir sihri olduğuna inanıyoruz. Evlerinin pencere önlerinde sardunyalarla kedilerin eksik olmadığı kasabada suç oranının neredeyse sıfıra yakın olduğunu öğrendiğimizde şaşırmıyoruz. Modern hayatın binbir karmaşasıyla yüksek katlı ruhsuz binaların bulunduğu kentlerimize dönmek üzere yola çıkarken, damağımızda buruk bir tat, son bir kez dingin sokaklara ve havada asılı kalan eski zamanlara bakmadan edemiyoruz.
 

Etiketler

Ynt: Taraklı'da Zaman

Merhaba,

Çok beğendiğim, ancak yarım gün kalabildiğim Taraklı'nın tadı damağımda kaldı. Ferhat bey, Karagöl aklımdaydı ama zaman sorunum vardı; ancak merkezi gezebildim, o da yetmedi. Umarım bir daha yolum düştüğünde birkaç gün kalırım.

Taraklı Evleri ile ilgili birkaç fotoğraf. (2008 Mayıs ayı başları)

Cavid Sezen

[attachment=1]

[attachment=2]

[attachment=3]
 

Ynt: Taraklı'da Zaman

Dask Dogay'ın 19-21.Mayıs.2006 tarihleri arasındaki aktiviteleri için gitmiştim Karagöl'e ve dolayısı ile Taraklı'ya. Sessiz, sakin bir kent olarak kalmış aklımda. Osmanlı evlerinin güzel örnekleri var. Tarihten bir yaprak gibi.
Çektiğiniz fotoğraflar da güzelmiş Cavid bey, emeğinize sağlık.
Oğuz
 





Ynt: Taraklı'da Zaman

Benim Küheylan henüz karavan değildi. ::smiley:
Yukarıdaki karavanlara bir merhaba söyleyip çevresinde dolanmıştım. :smiley:
Bir fotoğraf yerleştiriyorum.
En solda görülen benim araç, ortalarda bir tane karavan var ama kimin bilmiyorum.
[attachment=1]
 

Ynt: Taraklı'da Zaman

"sakaryagundem.com"dan alıntıdır.
Cavid Sezen
-----------------------------------------------------


OTANTİZMİN DORUĞU: TARAKLI

Cuma, 02 Mayıs 2008

Her mevsim yemyeşil, orman denizi arasında "yüzük taşı" gibi parlayan şirin Taraklı ilçesi...
Taraklı, koruma altındaki 19. yüzyıl Osmanlı evleriyle son yıllarda keşfedilmiş, mükemmel bir doğa kasabası.

Cumbalı, renkli evleri, doğası, tertemiz sokak ve parkları ile her köşesi tablo yapılacak, fotoğrafı çekilecek güzellikler sunuyor. Birbirinden güzel osmanlı evleriyle, güleryüzlü Taraklı insanı şehir karmaşasından sıkılmış misafirlerini bekliyor.

Denizden 800 metre yükseklikteki Taraklı'nın rutubetsiz, sağlam, temiz havasında, betona yenik düşmemiş, odun kokulu daracık sokaklarında yapılan yürüyüş ise, bambaşka duygu ve zevk veriyor...

Çevresi ormanlarla çevrili, Tarihi Kurşun Camii, yatırları, Osmanlı hamamlarıyla bütünleşmiş tarihi kasaba evleri insana güzelliklerle dolu anlar yaşatıyor.

Taraklı, sizi şaşırtacaktır. Bu kadar yakınınızda, bu kadar el değmemiş bir kasabanın varlığına hem şaşıracak hem çok sevineceksiniz.

100 ila 300 yıllık evlerin süslediği Taraklı'nın Osmangazi tarafından alınışından bu yana, halk tahtadan tarak ve kaşık yapımıyla uğraşmış. ilçeye isminin veren tarak yapımına çoktan son verilse de, ağaç oyma el işlerine devam ediliyor.

4200 nüfuslu küçük bir emekli kasabası Taraklı. İstanbul’a yaklaşık 2 saatlik bir mesafede. Adeta minyatür bir Osmanlı kasabası. Öylesine koruyabilmiş kendisini. Yüksekçe bir tepenin eteğine kuruluvermiş. Bu da müthiş güzellik katmış Taraklı’ya. Birçok Alternatif spor çeşidine uygun mekanlara sahip. Küçük bir kapalı kutu gibi uzun seneler açılmayı beklemiş sanki. Ama bu günlerde bir hayli hareketli. Bu güzellikler araştırılıp incelenmiş, küçük küçük projelendirilmiş ve ellerindeki değerin farkında olan insanlar tarafından sunulmaya başlanmış. Biz de anlatalım istedik dilimizin döndüğünce. Ola ki yolunuzu düşürüp görmek istersiniz diye.

Taraklı tarihini araştırmak isteyen Taraklı’lar, epeyce yazılı kaynaklara ulaşmışlar. Aşık Paşazade tarihinden, Hammer’in Osmanlı Devleti Tarihi, Evliya Çelebi’den, Cumhuriyet dönemi yayınlara kadar pek çok yazılı kaynakta geçmiş Taraklı. Hititler, Frigler, Bitinya’lılar ve Bizans İmparatorluğu Taraklı’da yaşamış devletlerden. Yazılı kaynaklarda, çevresindeki değerli ormanlardan, bol sulu kaynaklarından da bahsediliyor.

Taraklı adının, şimşir ağacından veya manda boynuzundan yapılan taraklardan geldiği görülüyor. Tarak haricinde kaşıkçılık da uzun yıllardan beri yapılıyormuş. Hatta 1900’lü yıllarda Taraklı kaşıkları Paris’te sergilenmişler. Dokumacılık ve ipekböcekçiliği de eskilerde yapılan işlerden.

[attachment=1]

Buram buram tarih kokuyor ve muhteşem bir doğaya sahip Taraklı. Yaklaşık 300 adet ahşap bina var, 91 tanesi tescilli. Yavuz Sultan Selim’in Ridaniye Seferi sırasında Taraklı’da kışlayan Veziri Yunus Paşa tarafından 1516 yıllarında yapıldığı sanılan bir cami bütün orijinalliğiyle duruyor. Tepenin hemen eteğine kurulmuş. Altından geçirilen termal bir suyla o devirlerde yerden ısıtma sistemiyle caminin ısıtılması sağlanmış. Hemen aşağıda bulunan o yıllardan kalma hamam , sayısız tamiratlarla orijinal halinden biraz farklı ama muhteşem ahşap evler bu görüntüyü kamufle etmesini becermiş. Yüzlerce yıl önceki halini koruyabilmiş bir de arastası var. Görülmeye değer. Toplam sekiz adet kültür ve tabiat varlığına sahip. Çevresi 10,5 metre genişliğinde yaklaşık 500-550 yaşında bir çınar ağacı, camisi, hamamı, kale, han ve çeşmeden oluşmaktadır.

Fenerli ev ve Çakırlar Konakları sivil mimarisindeki en güzel iki örnek. Taraklı’ya gittiğinizde hayran olacaksınız. İki Çakırlar Konakları da, Sakarya Valiliğince “Konukevi” yapılmak üzere restore edilmeye başlanmış. Ama sıradan bir restorasyon olmayacak bu çalışma. Konağın içini betonlaştırıp, dışarıdan ahşap giydirme yapmayacaklar. Taraklı’lılar 300 evin de ruhu ile yaşamalarını istiyor. Biz senelerce arka planda kalıp yoksulluk çektik ama şimdi elimizdeki zenginliğin farkındayız, ve onun gelecek nesillere ulaşmasını sağlayacağız diyorlar. Bütün bu evler nefes alıyor ve biz onların betona gömülerek ölmelerine izin vermeyeceğiz diye de ekliyorlar. Bu amaçla, eski ahşap ustalarının çocuklarını, torunlarını toplayıp bu konuda olabildiğince hünerli kılmaya çalışıyorlar. Ahşap aslına uygun kullanılıyor, dolgu malzemesi olarak da özgün malzemelerden yararlanılıyor. kerpiç ve bağdadi malzemeleri, şıma veya horasan harç kullanılıyor, giyotin pencereler bezir yağıyla ovuluyor. Beton, çimento, yağlı boya, Taraklı evlerinden uzak duracak. Osmanlı’nın ahşap konakları, mağrur ama mütevazi, duygu yüklü, büyükşehirlerden gelen yorgun konuklarını ağırlayacaklar.

[attachment=2]

Taraklı, eski İpek Yolu güzergahı üzerinde. Kadıköy’den geçen Bağdat Devlet yolu, Geyve ve Taraklı üzerinden Ankara’ya ulaşıyordu. İpek Yolu’ndaki kervanların konakladıkları Taraklı’daki han, zorda olsa hala ayakta duruyor. Mutlaka görmelisiniz. Orası da restorasyona girecek ve 30 yataklı küçük bir işletme olarak yüzlerce yıl öncesindeki işlevine devam edecek. Restorasyon projesi bitmiş, Kamulaştırma bedelinin bir kısmı da çıkmış. Eğer orijinal şeklini yakalayabilirlerse Taraklı’nın değerine değer katacaktır. Bu hanın odalarında dinlenen yorgun bezirganlar, döşemedeki kapağı kaldırarak aşağıda bulunan atlarını, develerini kontrol ediyorlarmış. Mesela bu kapakları koruyarak verilecek işlevsellik çok önemli. 624 metrekarelik , U planlı hanın bazı kısımları daha önceden yıkılmış, şimdi yaklaşık 100 sene sonrasında geçmişi yakalamanın başarısını yakalamalı Taraklılar ve bu başarının keyfini çıkartmalılar.

Taraklı’nın küçük bir kapalı kutu ve saklı bir kent olması, 1950’li yıllarda Devlet Kara Yolu’nun Bolu’dan geçmesinden kaynaklanmış. Öncelerde 10.000 nüfuslu Taraklı, sanayinin de gelişmesi ve el işçiliğinin geri plana atılmasıyla iyice küçülmüş, içine kapanıp çevredeki büyük illere göç vermeye başlamış. Her ne kadar zaman zaman ormanın yakılmasıyla ekime uygun tarlalar elde edilmişse de doğası bozulmamış, ilişkiler yozlaşmamış, bu sevimli ve küçük ilçe hala dışarıdan gelen insanları “Tanrı misafiri” anlayışıyla karşılama törelerini yitirmemiş. Taraklı Belediye Başkanı Sayın Tacettin Özkaraman Taraklı’yı, “Kültür, doğa ve sağlık turizminin yeni adresi“ olarak özetliyor. Taraklı ile ilgili gelecek günler için inançlılar, elerindeki değerin farkındalar çünkü. Hemen yanı başımızda bir dinginlik mekanı olsun Taraklı, yorgun bedenlerimize enerji, bezgin ruhlarımıza canlılık katsın.

NASIL GİDİLİR?
İstanbuldan: Ankara istikametine giden TEM gişelerinden girerek, otobandan Adapazarı - Bilecik sapağından çıkış yaptıktan sonra Bilecik istikametini takip ederek, 30 km sonra Alifuatpaşa kasabasına varmadan yeni Göynük-Taraklı yol ayrımından ulaşabilirsiniz. İstanbul-Taraklı arası ortalama bir hızla 2 saat sürmektedir.

Taraklı'ya tren veya otobuslerle de ulaşabilirsiniz. Harem'den kalkan Göynük otobüsleri Taraklı'dan geçmektedir. Trenle Haydarpaşa'dan Adapazarı'na varıp, Tren garına yakın mesafede bulunanTaraklı dolmuşlarıyla kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Nerede Kalınır ?
İstanbul’a 1,5 / 2 saatlik uzaklıkta. Sabah gidip akşam dönebilirsiniz. Şimdlik herhangi bir konaklama tesisi yok. Fakat belediyenin bir personelinde mevcut bulunan 0 544 491 22 15 nolu telefonu istediğiniz saate arayıp , Taraklı’daki bir evde kalabiliyorsunuz. Pansiyon evler daha öncesinde liste halinde belirlenmişler. Oda / kahvaltı istenildiğinde öğlen ve akşam yemekleri alabiliyorsunuz ve özgün bir ortamda yaşama şansınız oluyor.

Ne Yenilir ?
Böylesine doğal bir ilçede yediğiniz her şey, içtiğiniz su bile damağınızda farklı bir tat bırakmaktadır. Nohutlu Mantı dışında Taraklı’nın kendisine özgü bir yemeği yok. Keşkek, yaprak dolması, hamur işleri vs. Ama başka yerlerde bırakınız yemeyi belki adını bile duymadığınız bir tatlısı var Taraklı’nın; UHUT. Bir de köpük helvası var. Köpük Helvası Taraklı’nın çevresindeki diğer yöreler de biliniyor. Çöğen kökü, yumurta, şeker ve glikozla yapılıp içine tahin katılarak yeniyor. Ama Uhut çok uzaklardan gelip, Taraklı’larca tanıtılmış bir tatlı. Ve hiç aklınıza gelmeyen besin maddeleleriyle şeker katılmadan yapılıyor. İsterseniz anlatmayalım, sürpriz olsun. Ama Uhut’la ilgili küçük bir dip not verelim. Gectiğimiz günlerde Sakarya Valiliğince yapılan yemek yarışmasındaki tatlılar bölümünde Uhut 3.lük aldı. Bizden söylemesi. Nohutlu Mantı da yemekler kategorisinde Taraklı’ya bir 6.cılık getirdi.

Neler yapabilirsiniz?
Yamaç Paraşütüne uygun Taraklı. Treking için bir çok elverişli güzergaha sahip. Ahşap işçiliğine merakınız varsa, bir Açıkhava Müzesi görünümüyle çok cazip bir yöre. Güzel bir kanyonu, kanyonun altında bir mağarası var. Ama mağara konusunda Belediye Başkanı Sayın Tacettin Özkaraman ile irtibata geçildikten sonra program yapılmasında fayda var. En önemlisi fotoğrafçılık. Doğa ve Tarih tutkunu iseniz ve ölümsüz anları karelerinizde ebedileştirmeyi seviyorsanız, hemen gidiniz, Taraklı tam size göre.

[attachment=3]

TARAKLI'NIN TARİHİ
Eski adı ''Dablar'' olan Taraklı, Hellenistik dönemde ''Bytinia'' adını alan bölge içinde olduğu bilinmektedir. Hisartepe'de bulunan iki sarnıç M.Ö.1.Bin ile M.S.2.Bin arasını tarihlemektedir. Aşıkpaşaoğlu Tarihinde Taraklı'nın fethinin Karacahisar'ın fethinden hemen sonra olduğu bilinmektedir. Bu tarih 1289 yılıdır.

Joseph Von Hammer ''Osmanlı Devlet Tarihi'' isimli eserinde Taraklı'nın fethini Osman Bey'in ilk fetihler dizisi arasında göstermektedir.Kaynaklarda fetih tarihi farklı olmakla beraber, kesin olan şey Taraklı'nın Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda, ilk Osmanlı Yurdu içerisinde olduğudur.

Evliya Çelebi Seyahatname'sinde şu bilgileri vermiştir ; ''Taraklı, Bursa Tekfuru tarafından yaptırılmıştır.Osman Gazi'nin fethidir.Yüzelli akçeli kazadır.Halen kalesi virandır.Ama kasabası bağlı,bahçeli, beşyüz'e yakın mamur evi,üzeri tahta ve kiremitlerle örtülü şirin bir kasabadır.11 Camii ve 7 kasabası vardır.Çarşı içindeki camii güzeldir(Yunuspaşa Camii).Bir hamamı,beş hanı,altı mahalle mektebi ve iki yüz dükkanı vardır.Hemen herkes, kaşık ve tarak yapıldığından,bu şehre Taraklı der.Dağlar safi şimşir ağacı kaplı olduğundan halkı bunları işleyip Arap ve Acem'e gönderirler. Suyu ve havası çok güzeldir.Bütün dağlar ormanlarla kaplı av yeridir.Deresi içinde aktıktan sonra,diğer bir nehir vasıtasıyla Sakarya Nehri'ne kavuşur.''

1919 Yunan işgali ile esaret altında kalan şehir,Bursa ve çevresinin kurtuluşu ile tekrar Türklerin eline geçmiştir.1987'ye kadar Geyve İlçesi'ne bağlı bir kasaba iken, bu tarihten itibaren Sakarya İli'ne bağlı bir ilçe merkezi haline gelmiştir.Belediyesi ise 1954 yılında kurulmuştur.

Gelişmekte olan bugünün Taraklı'sı, önemli yol güzergahının dışında, sakin, meyvesi-sebzesi bol, yemyeşil bir şehir görünümündedir.Şehir ve sokak dokusu bozulmayan ender anadolu kentlerinden birisidir.

Tarakli_bakis.jpg


Tarakli_Evleri4.jpg


Tarakli_evleri5.jpg
 


Gezenbilir bilgi kaynağını daha iyi bir dizin haline getirebilmek için birkaç rica;
- Arandığında bilgiye kolay ulaşabilmek için farklı bir çok konuyu tek bir başlık altında tartışmak yerine veya konu başlığıyla alakalı olmayan sorularınızla ilgili yeni konu başlıkları açınız.
- Yeni bir konu açarken başlığın konu içeriğiyle ilgili açık ve net bilgi vermesine dikkat ediniz. "Acil Yardım", "Lütfen Bakar mısınız" gibi konu içeriğiyle ilgili bilgi vermeyen başlıklar geç cevap almanıza neden olacağı gibi bilgiye ulaşmayı da zorlaştıracaktır.
- Sorularınızı ve cevaplarınızı, kısaca bildiklerinizi özel mesajla değil tüm forumla paylaşınız. Bildiklerinizi özel mesajla paylaşmak forum genelinde paylaşımda bulunan diğer üyelere haksızlık olduğu gibi forum kültürünün kolektif yapısına da aykırıdır.
- Sadece video veya blog bağlantısı verilerek açılan konuların can sıkıcı olduğunu ve üyeler tarafından hoş karşılanmadığını belirtelim. Lütfen paylaştığınız video veya blogun bağlantısının altına kısa da olsa konu başlığıyla alakalı bilgiler veriniz.

Hep birlikte keyifli forumlar dileriz.


GEZENBİLİR TV

Abone Olun

GEZENBİLİR'İ TAKİP EDİN

Forum istatistikleri

Konular
105,062
Mesajlar
1,532,373
Kayıtlı Üye Sayımız
166,963
Kaydolan Son Üyemiz
davidavov

SON KONULAR



Geri
Üst