Kadınlar Günü Tırmanışı (Erciyes)

  • Konuyu Başlatan: Konuyu başlatan GokhanUzun Tarih:
  • Başlangıç tarihi Yazılan Cevaplar:
  • Cevaplar 8
  • Okunma Sayısı: Görüntüleme 4,492

GokhanUzun

Kamp I
Mesajlar
105
Tepkime Puanı
1
Her ne kadar epeyce bir süre dağlara gidemeyeceğim demiş olsam da ani bir kararla aşağıda hikayesi bulunan klüp tırmanışına katıldım :smiley:
Krampon ve tırmanış ayakkabılarımı evden çıkarken hatırlayıp yanıma aldığım
ve en aceleye gelmiş tırmanışımdır ;D



Istanbuldan 9 mart gecesi 14 kisi yola cikan Zirve-Istanbul ekibimiz saat 10,00 da Erciyes oteller bolgesine vardi.Hava piri piril ve oteller bolgesi civil civildi.Artik dag evi olmayan Genclik ve Spor Il Mudurlugu sosyal tesislerine ve jandarmaya ekip, rota ve donus bilgilerini bildirimde bulunduk. 3 kisilik Zirve-Bursa ekibimizle birlikte telesiyeji 10 YTL karsiliginda kullanarak yukari cikdik.Yaklasik 1,5 saatlik bir yuruyus ile su kanallarinin baslangic noktasina saat 13.45 de vardik ve yaklasik 2950 m ye cok guzel gunesli bir havada kampimizi kurduk.

Telefonla yonlendirdigimiz 4 kisilik Zirve-Ankara ekibimizin gelmesi ile 21 kisilik ekibimiz tamamlanmis oldu.8 Mart Kadinlar gunu dolayisi ile gecen sene yapmaya basladigimiz kis tirmanislari dizisinin ikincisinde 5 kadin ve 16 erkek, 21 kisiydik.Cadirlar kurulduktan sonra ekip liderleri ile birlikde zaman planlamasini yapdik.Gece 02,00 de hareket etmek uzere tum cadir ekipleri serbest birakildi.Yenilen yemeklerin ardindan saat 18,00-19,00 civari dinlenmeye cekildik.

Cumartesi hava mukemmeldi ayni guzel hava sartlari gece boyunca devam etti.Gece 01,00 civarinda cadir ekipleri uyanmaya basladi.Kaynatilan sular ve yapilan kahvaltidan sonra 02.15 de muhtesem bir havada yarimay isigi altinda hareket ettik.Yucel-Gokhan ve Gokalp den olusan 3 kisilik ekip kamp yerinde kaldi.Bu ekip bireysel olarak Seytan rotasini deneyeceklerdi. Hareketimizden 15 dakika once, kampimiza oteller bolgesinden gelen 4 kisilik Erciyes universitesi ekibinin actigi izlerden, devam ettik bu ekibe 04,00 civarinda mola tasinda yetisdik.Seytan rotasindan girecek 3 kisilik bireysel ekibimizden Yucelin rahatsizlandigini ve kamp yerinde kaldigini ogrendik.Gokhan ve Gokalp ekibe mola tasinda katildi ancak Gokalp de kisa bir sure sonra rahatsizlanarak geri dondu.

Buradan Nesrin Topkapi rotasina dogru ilerlemeye basladik.Batak kar bir sure ekibi zorladi hatta cig tehlikesi nedeni ile donmeyi bile bir ara du sunduk.Yukari dogru Sertlesen zemin nedeni ile kramponlarimizi oldukce dik bir parkurda oldugumuz yerde takdik.Gece rotayi sasirarak Seytan ile Nesrin Topkapi rotasi arasina girdigimizi ise gun isiginca anladik.Sonradan rotanin adinin (At nali?) rotasi oldugunu ogrenecektik.Parkur seytan rotasindan daha dik bir aciyla bir sure sert kar zeminde devam etti.Saga dogru acilan pencereden seytan rotasina giren 3 kisilik Erciyes unv. ekibini (birisi geri donmus) izledik bir sure.

Bu pencereden sonra, rota 50 mlik BDK-Peckvari ince bir kar parkurda devam etti sonra yaklasik 20 m lik kar-kaya-buz mix bir etapda, sag tarafi seytani oldukca bosluklu gorecek sekilde bitti.19 kisilik kalabalik bir ekipde oldugumuzdan onculerimiz rahat bir sekilde bu bolumu gecti ancak gecerken rotayi supurdukleri icin arkadan gelen ve az tecrubeli 2 arkadasimiz bu parkuru gecemediler.Ismet ve Huseyinin yardimlari bu iki arkadasimizi da iterek cekerek yukari cikardikdan sonra rota Nesrin Topkapi ve Seytani ayiran sirta baglandi.Arkadan gelen ekip uyelerimiz de bu gorece zor ve tehlikeli mix pasaji geçtikten sonra horguce dogru ilerledik ve horgucun altinda kisa bir mola verdik.Moladayken sirt hatti klasik rotasindan Mersin Unv. den? gelen 3 kisilik bir ekiple daha bulusduk.Erciyesde solda sirt hatinda 3 kisi, horgucde 19 kisi, sagda seytanin uzerinde 3 kisi , 3 ekip 25 kisi olmusduk.Erciyes Unv. ve Mersin Unv. ekiplerinin zirve yapmasini Zirve Dagcilik Kulubunun 09,00 da zirve yapmasi izledi.Kucuk zirveye beserli gruplar halinde ekibi gonderdik..

5 kadinimizi da ayrica fotagraflayarak 2007 kadinlar gunu cikisimizi olumsuzlestirdik..Biz zirve yaparken 2 kisilik Adana ekibi seytana daha yeni giris yapmisdi.Niyetimiz Seytandan inmekdi ancak seytandan cikan Erciyes ekibi catlak ve olasi cig tehlikesinden bahsedince Nesrin Topkapidan inmeye karar verdik.Zirvede iken hava kotu bir sekilde kapadi hemen Horguce dogru indik.Gelirken ciktigimiz Nesrin-Seytan arasi sirta tekrar cikdik.Ruzgar bir ara siddetlendi ve Saadetin pahalica fotograf makinasi Seytandan asagiya dogru yoculuga cikdi.Saadet de arkasindan gitmek istedi ancak tabidir ki kendisine engel olduk.

Nesrin topkapi rotasindan mola tasina kadar dikkatlice asagiya indik rota boyunca 2-3 yerde catlaklar mevcuttu.Tum ekibimizin mola tasina kadar inmesini bekledikten ekibi kampa kadar serbest birakdik.saadetin fotograf makinasida 3850 mden 3350 ye 500 dikey inis yaptiktan sonra Mola tasina kadar hasarlanmadan gelmis.Adana ekibi de Seytan rotasindaki irice catlakdan geri donme karari aldi.Bu ekibinde inisini artcilarimiz ile gozlem altinda tuttuk.02.15 de baslayan faliyetimiz oldukca zevkli bir parkurdan (At nali?) devam ederek 09,00 da zirve ile sonuclandi ve 12,15 de kamp yerine vardik.Faliyet 10 saat surdu.

Cadir ekiplerine 14,00 de kamp terk etmeleri soylendikden sonra istiharete cekildik ve kampi toplayip buyuk bir kismimiz telesiyejle bir kac kisi de yuruyerek oteller bolgesine indik.Cikarken haber biraktigimiz yerlere geri donusumuzu bildirdik.Zirve-Ankara ekibi kampi bizden 1-2 saat sonra terkedeceklerdi.Oteller bolgesinde mangal yapanlara arkasalarimiz kedinin cigere baktigi gibi baktigi icin halimize aciyan bir agbimiz bizi kofte ve tursuyla agirladi.Pek bir makbule gecti.

15.45 de oteller bolgesini terkederek Kayseriye indik klasik yemek faslimizin ardindan 17.30 da yola koyulduk ve p.tesi sabahi 03.30 da Istanbula vardik.Evlerimize dagilmamiz yatmamiz 04.30 u buldu.Sonra sabahleyin islerimize geldik..

Faliyet boyunca kask-kazma ve krampon kullandik.Emniyet icin yanimiza 2 adet 50 ip aldik ancak kullanmadik.4 telsiz ile irtibat halinde olduk.Faliyet zirveye kadar son derece uygun hava kosullarinda yapildi.Zirvede kapayan hava asagiya inerken tekrar acti.Biz dagdan ayrilirken de acip kapamaya devam etti.Kulup olarak ilk defa bu rotadan gittigimiz icin rota derecelendirmesini kis B olarak belirtiyorum.Seytan, Nesrin Topkapi yada Sirt rotasi da Kisin B olarak degerlendirilmektedir.Bunlarin hepsi ayri zorlukda ancak dag gruplarimiz bir araligi temsil ediyor.Hatirlatmak istedim. Yazin ise bu rata (At nali?) C yada C+ olacaktir.Gidenler olursa ileride bildirirler.Rota kisa bosluklu bir kaya etabi icermektedir.

Kulubumuzun en kalabalik Kis Erciyes zirvesi oldu.Tum katilimcilari tebrik ediyorum.Bu faliyetimizi tum kadin uyelerimize ve kadinlarimiza ithaf ediyoruz.

Sevgi ve Saygilarimla,

Oguz Kaan Senol
Ekip lideri
www.zirvedagcilik.org
 

Etiketler
Ynt: Kadınlar Günü Tırmanışı (Erciyes)

Yücel , Gökalp ve bendeniz küçük bir ekip olarak Şeytan Rampası'ndan tırmanış denemeyi planladığımız
için 02:15 de yola çıkan ekibe dahil olmamıştık. Ancak , ekibimizin liderliğini yapacak olan ve kendisini iyi hissetmeyen Yücel nihai kararını çadırda kalmak yönünde verince Gökalp ile birlikte olabildiğince hızlı bir
şekilde hazırlanıp Nesrin Topkapı rotasından tırmanacak olan ekibimizi yakalamak üzere yola çıktık.
Tozluklar berbat şekilde dondukları için gecenin ayazında çıplak parmaklarla bağlamak çok zor oldu.
İki kişinin tozluk giyme faslı 20-25 dakikayı buldu neredeyse....
Neyse ki yakalamaya çalıştığımız ekibimiz kalabalık olduğu için bize göre oldukça yavaş hareket ediyordu.
Ekibi mola taşında yakalamayı başardık. Akabinde de kulvara girip yükselmeye başladıktan sonra Gökalp'in müzmin yükseklik sorunu ortaya çıkmış ve kustuktan sonra geri dönme kararı vermiş. Bu esnada ben ekibin
önlerine yakın bir yerde olduğum için Gökalp'in dönme kararını diğer arkadaşlardan duydum.
Rota çok derin ve toz halindeki karla yüklü olunca kendi adıma dönmeyi düşündüm.
Ciddi bir eğimde kulvarı hiç hoş olmayan şekilde yan kesmek zorunda kalmıştık çünkü derin toz karda
dik yükselmek tam bir belaydı.
Oğuz'un yönlendirmesi ile 50 metre kadar daha bu kez dik olarak yükselinerek yukarıdaki kar durumu
kontrol edildi. Kulvarın devamındaki kar çok sert ve istikrarlı bir görüntü verince o andan itibaren krampon
takılarak kazmalar ele alındı ve böylece tırmanış da devam etmiş oldu.
 

Ynt: Kadınlar Günü Tırmanışı (Erciyes)

Abi faaliyet Raporu İçin Çok Teşekkürler ,Faaliyeti Sorunsuz Bir Şekilde tamamlamış olmanız Ayrıca Bir Güzellik ki Havanında Güzel Olması Ayrı Bir Güzellik.Sadettin2in Fotoğraf Makinasına İçim gitti.Ama Anladığım kadarıyla makına bulunmuş(Bu Ayrıca Çok Büyük Bir Şans Alın Teriyle Almış Olmalı Makinayı)
 


Ynt: Kadınlar Günü Tırmanışı (Erciyes)

Birkaç fotoğraf ...

Şeytan Rampası'nı tirmanan Kayserili ekip.

15seytandaKayseriliekip.jpg


Bizim kulvarın dikliği de Şeytan'ı aratmadı hani ....

04.jpg


03.jpg
 





Dünya Kadınlar Günü'nü, Erciyes 3.917 metrede kutladık...

Toz karın içerisinde ağır ağır ilerlerken; ön taraftan gelen ses, riskin daha arttığını söyledi. Çığ, o beyaz korku bu sinsi zeminde kendisini daha rahat hissettiriyordu. Biraz daha yükselerek zemini kontrol etmek için giden öncülerin, karın artık sertleşmeye başladığı uyarısı ile yerimizde durduk. Sırt çantamı dengemi bozmamaya çalışarak indirdim ve kramponlarımı çantamdan çıkartarak botlarıma takmaya başladım. Sırtımın çok gerilerinde bir yerlerde yavaş yavaş güneşin ağarmaya başladığını hissettim önce. Sonra kamp alanını terk etmeye başladığımız saatlerde bütün güzelliği ile dağı aydınlatan ay, yavaş yavaş ışığını bizden almaya başladı. Son bir kez elimdeki kazma, ay ışığı ile parladı söndü, yansıması yüzüme vurdu sanki...

Dünya Kadınlar Günü’nü bu sene yine zirvede kutlamak için Kadıköy’den yola çıktığımızda içimizi dağ kokusu sarmıştı bile. 14 kişiden oluşan İstanbul ekibini toplayarak “bir kısrak başı gibi uzanan” Anadolu topraklarına bu yakadan giriş yaptığımızda el ayak çekilmiş, gece ağır ağır günü ele geçirmeye başlamıştı.

Geçen günün, haftanın yorgunluğu; yerini yapılacak tırmanışın heyecanına terk ederken İhsan’ın kullandığı minübüsün içindeki konuşmalar önce azaldı, sonra fısıltıya dönüştü. Ve düzenli nefes alıp vermelerin arasında yol sesi, gelip geçen kamyon uğultuları, uykuya karıştı. Kadıköy’den bizi yolcu etmeye gelen Şükran’ın getirdiği tahinli börekleri ilk mola yerinde çay eşliğinde mideye indirirken, ikinci molada çaya İsmet’in getirdikleri eşlik etti.

Kayseri’ye gelip hiç durmadan oteller bölgesine devam ettik. Kısa bir mola ve ekmek, su alışverişi sonrasında ulaştığımız oteller bölgesi, kayak yapmaya koşan yurdum insanı ile doluydu. Bursa’dan gelen arkadaşlarla burada buluştuk. Ankara ise bize kamp yerinde katılacaktı. Bursa’dan gelen üç ve Ankara’dan gelecek dört kişi ile tırmanış sayımız 21 olacaktı. Çantalar araçtan inerken; bir ekip hem jandarmaya tırmanış bilgisini vermeye hem de orada asker olan Doğan Palut’u görmeye gitti. Jandarma bilgisi tamamdı ama Doğan’ı göremeden geldiler.

Telesiyejle yukarı çıkıldıktan sonra ağır ağır, tek sıra halinde, karda kaybolmuş kanalı takip ederek kamp yerine yöneldik. Yaklaşık iki saat süren ve karlara bata çıka yapılan yürüyüş, kanalın başı olarak belirlenen kamp yerine ulaştığımızda sona erdi. Çadır yerleri seçildi, kürekler çıkartıldı ve üzerimize düşen güneş altında zemin düzeltildi, kurulan çadırların etrafı, rüzgârı kesecek şekilde hazırlandı. Sabah altıda Kırşehir il sınırları içerisinde verilen molada içilen çorbadan başka birşey girmemiş mideler, her an daha sabırsızlanarak yemek vaktini bekledi. Ve çadırlarda ocaklar faaliyete geçip, yemekler yapıldı, kar suyu eritildi ve gün; eridi, yitti.

Dağ arkamızda yükseliyor gibi görünse de, mesafe uzaktı. Yazın yine bu rotadan tırmanış için yaklaştığımızda dağa, çadırımızı yine buraya kurmuştuk. O zamanda aynı şimdi göründüğü gibi, giden günün ardında kayboluyor gibi olsa da heybetini koruyordu...

Çadır arkadaşım, tırmanış yoldaşım Mahmut ile yemeğimizin ardından içtiğimiz kahve sonrasında gece saat 01.00 de kalkmak üzere saatlerimizi kurduk. Ve gece kalktığımızda yenecekleri, zirve için yanımıza alacaklarımızı belirleyerek, artık iyice soğumaya başlayan çadırın içerisinde yavaş yavaş uyku tulumlarının içerisinde kaybolduk. Dışarıda rüzgâr sessizce üflüyor, ay ışıklarını çadırların üzerinde tutuyordu...

Gecenin bir vaktinin olduğunu ve yola çıkacağımızın işaretini, henüz donma eylemini gerçekleştirmemiş telefonumdan öğrendim. Saat 01.00. Çadırlarda hareketsizlik devam ediyordu. Yanan ocak sesi bile duyulmuyorken, birkaç dakika daha sıcak tulumda kalmak kar gibi gelse de, kalkmanın vaktiydi artık. Kuruyan damaklarımı ıslatmak için uzandığım başucumda ki su donmuştu bile.

Kalktık ve tulumlarımızı topladık Mahmut ile. Sonra ocağı yakarak çayımızı demlemeye koyulduğumuzda, ıssız gecede sesler, hareketlilik çoğaldı. Keklerimizi çay ile mideye indirdiğimizde artık çadırı terk etme vakti de yavaş yavaş gelmişti. Çadırın bagajında poşet içerisinde bıraktığımız botlar donmuştu. Bağcıkları 4’lük elektrik kablosu gibi kaskatı olmuş öyle duruyordu. Görüntü bile içimi üşütmeye yetmişti. Çaresiz giyilecekti. Giyindim. Bağcıkların donu çözülmese de, kablo ile bağlar gibi bağladım ayaklarımı. Hemen hemen hazır olan çantama sabah zirvede yiyeceğim nevalemi ve diğer tırmanış malzemelerini ve ipi de yerleştirerek, yürümeye hazır ekibe katılmak üzere, karanlığı aydınlatan kafa lambamın öncülüğünde yürüdüm.

Batonlarımı almadım. Kazmam elimde yerimi aldığımda, Oğuz’un “Cem, Mahmut artçısınız” sözü gecenin içinde yankılandı. Çaresiz düşecektik bir çizgi gibi dizilmiş hareket etmeye hazır grubun arkasına, öylede yaptık. Biraz ilerleyen gruptan sayı alındı. 18 kişi olduğumuz ve üç kişiden oluşan Yücel, Gökalp ve Gökhan’ın ayrı bir ekip olarak Şeytan rotasından çıkacakları bilgisi geldi. Ve kol yürüyüşe başladı.

Gün yittiğinden beri bizi, çadırları ve dağı aydınlatan ay, aynı görevini yapmaya devam ediyordu. Çadırlar bölgesinden biraz daha yükselip uzaklaştıktan sonra, gerilerden gelmeye başlayan küçük grubumuzun ışıkları bizi takip etmeye başladı. Diğer ekipte yola çıkmıştı.

Henüz çadırlar bölgesini terk etmeden yanımızdan geçen 4 kişilik Erciyes dağcılık grubunu mola vermiş ve ayaklarında sorun yaşayan bir arkadaşları ile uğraşırken bulduk. Üşüme yaşayan bu kişi kendisini ve ekibi risk altında bırakmamak için geri dönecek, ekipleri 3 kişi olarak yola devam edecekti.

Rotaya doğru devam ederken arkadan gelen ışıkların Gökalp ve Gökhan olduğunu öğrendik. Yücel dağ hastalığı belirtileri gösterince yola çıkmaktan vazgeçmiş. Aynı rahatsızlık belirtileri gösteren Gökalp ise midesini boşaltmaya başlayınca devam etmeme kararı alarak çadırlar bölgesine doğru dönüşe geçti. Bir süre sonrada telsizden çadıra ulaştığı ve iyi olduğu bilgisini aldık. Derken rotaya girdik ve artık daha dik yükselmeye başladık. Karda bırakılan izler hemen dağılıyor. Toz karın riski içerisinde tırmanmaya devam ediyoruz.

Toz karın içerisinde ağır ağır ilerlerken; ön taraftan gelen ses, riskin daha arttığını söyledi. Çığ, o beyaz korku bu sinsi zeminde kendisini daha rahat hissettiriyordu. Biraz daha yükselerek zemini kontrol etmek için giden öncülerin, karın artık sertleşmeye başladığı uyarısı ile yerimizde durduk. Sırt çantamı dengemi bozmamaya çalışarak indirdim ve kramponlarımı çantamdan çıkartarak botlarıma takmaya başladım. Sırtımın çok gerilerinde bir yerlerde yavaş yavaş güneşin ağarmaya başladığını hissettim önce. Sonra kamp alanını terk etmeye başladığımız saatlerde bütün güzelliği ile dağı aydınlatan ay, yavaş yavaş ışığını bizden almaya başladı. Son bir kez elimdeki kazma, ay ışığı ile parladı söndü, yansıması yüzüme vurdu sanki...

Artık kramponlu ve sert karın üzerinde olmanın rahatlığı var. Geniş bir ağız ile başlayan kulvarın üst tarafı iyice daralıyor ve kayalık başlıyor gibi. Mahmut ile arkadan ağır ağır yükselişimizi sürdürüyoruz. Ön taraf durdu. Şeytan ve Nesrin Topkapı rotalarını ayıran sırta çıkmak üzereydik. Ancak bu öyle kolay olacağa benzemiyordu. Kar ve zemin oynaktı. Önden giden İsmet ve Hüseyin sırta çıktılar önce. Sonra gelenlere yardımcı olarak devam edilmeye çalışıldı. Sonra ip emniyeti ile çıkalım dedik. İplerden birisi bendeydi ve çantamdan çıkartabileceğim bir zemin yoktu. Yavaş yavaş bütün ekip sırta çıktığında hepimiz bir oh çektik diyebilirim. Sırttan devamla hörgüce ulaştık. Hörgüç sonrası kar durumu bizi korkutuyordu. Çünkü aşağıdan bakınca sanki karda çatlak var gibi duruyordu. Ancak yanıldığımızı anladığımızda sevindik. Erciyes ekibi Şeytan rotasından tırmanmaya devam ediyorlar. Tırmanışlarını artık iyice aydınlanmış havada daha rahat izliyoruz. Hörgüç kayanın oraya ulaştığımızda üç kişilik başka bir ekip ile karşılaştık. Mersin’den gelmişler ve klasik sırt rotasından çıkıyorlardı. Üç ekip karşılaşmıştık. Dördüncüsü ise Adana’dan gelen ve bir önceki gün oteller bölgesinde karşılaştığımız iki kişilik ekipti ve çok uzaklardan yavaş yavaş dağa yaklaşıyordu. Dağ bu güzel havada herkese zirve için izin verecek gibiydi.

Kalktık ve tırmanışın zirveye varış için son aşamasını tamamlamak için yola koyulduk. Hörgüç kayadan devamla zirveye giden yolda kar, izlerimizden bele gelecek kadar kesilmişti. Ve bu gerçekten riskti.

Nihayet zirvedeyiz. Kutluyoruz birbirimizi. Dünya kadınlar günü için yaptığımız bu tırmanışa katılan 5 kadın arkadaşımızı ve tüm kadınları bir daha kutluyoruz. Zirveyi saat 09.00 olarak not düşüyoruz. Zirve seramonisi kısa sürdü. Rüzgâr yavaş yavaş artmaya başlıyor. Uzak ama yüksek bulutlarda hareketlenmeler var. Buzul rotasından geleceğini bildiğimiz arkadaşları görmeye çalışıyoruz ancak görünürde kimse yok. Yakut ve bir kaç arkadaşı buzuldan tırmanacaklardı, belki de uzaklarda Sütdonduran’dan bu tarafa yürüyen ekip onlardır diye düşünüyorum, zirve fotoğraflarını çekiyor ve inişe başlıyoruz.

Hörgüç kayaya kadar hızla gelirken açtığımız yoldan iniyoruz. Kısa bir mola ve yenen kahvaltıdan sonra rotayı Nesrin Topkapı’ya çeviriyoruz. Ve ön ekip inişe başladığında, daha önce dağa yaklaşırken gördüğümüz Adana’dan gelen iki kişilik ekibin Şeytanda takılıp kaldığını görüyoruz. Kenardaki kayaların orada takılıp kalmışlar. Göz ucu ile izliyorum. Zor durumda gibiler. Az sonra ip açmaya karar veriyorlar. Açıyorlar ve topluyorlar. Ne yapacakları konusunda kararsız gibiler. Bir süre bakıyoruz uzaktan sonra seslenerek iletişim kuruyoruz. Gerekirse kullanmaları için telefon numarası verip alıyoruz ve inişe devam ediyoruz. Dilerim numarayı kullanmak zorunda kalmaz ve sorunsuz inerler.

Artık dağın eteğindeyiz. Ön grup mola vermiş. Güneşlenir gibi serilmişler yorgunluktan. Bir süre dinlendikten sonra kramponlarımızı çıkartarak kamp yerine doğru ağır adımlarla devam ediyoruz. Gerilerde Adana’dan gelen iki arkadaşın işin zor bölümünü aşarak, devamlı ip açarak inmekte olduğunu görüyor rahatlıyoruz.

Kamp görünmüyor olsa da şu küçücük tepeyi aştığımızda çadırlarımızın bizi karşılayacağını biliyorum. Ve ilk işim matı karların üzerine atıp sırt üstü güneşin tadını çıkarmak olacak. Öylede yapıyorum. Sırt çantamı bir kenara bırakıyor ve dinlenmeye çekiliyorum. 10 saat süren faaliyetin yorgunluğu bütün vücudumda dolaşıyor gibi. Saat en geç 14 gibi kamp yeri terk edilecek. Hem açlar gibi bir şeyler tıkınıyoruz, hem çadır toplayıp çantaları hazırlıyoruz. Ve nihayet yavaş yavaş hazır olan kamp yerini terk ederek dağdan uzaklaşıyoruz. Toz karda yürümek çok yordu doğrusu. Telesiyeje ulaşmak zor geliyor neredeyse. Ulaşıyor ve inişe geçiyoruz artık. Aşağıda insanlar karın keyfini çıkartıyor, kayak yapıyorlar.

İhsan bizden önce gelenlerin çantalarını yerleştirmeye başlamış bile. Minübüsümüzün iki kenarında iki mangal ve çevresinde toplanmış insanlar et yiyorlar. Ömrümde ilk kez otoparkın piknik alanına çevrildiğini şaşırarak seyrediyorum. Bir tarafta kayak yapıyor dinlenmek için gelip ağızlarına iki parça et atıp kaymaya devam ediyorlar. Ama et kokusu bu açlıkta muhteşem geliyor. Hayret eder gibi değil ciğere bakan kedi gibi bakıyoruz mangallara ki; fark ediliyoruz. Ve mangalın teli üzerindeki köfteler bizim için kızarıp geliyor önce, sonra acı hıyar, acur ve biberden oluşan turşu...

Tadımlık köfteler bize soluğu Kayseri’de kebapçıda aldırıyor. Bir güzel doyuruyoruz gözümüzü ve midemizi. Sonra, yola çıkıyoruz İstanbul’a doğru.

Şehri çıkarken görünen dağ, geri gelin der gibi bakarken, gülümsüyorum. Tıpkı o bildiğiniz gülümseme gelip dudaklarıma asılı kalıyor. Gülümseme ve zirve keyfi hep yüzünüzde olsun... Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü bir kez daha kutluyorum.

Milliyet
 

Ynt: Kadınlar Günü Tırmanışı (Erciyes)

Alıntı : " (Bu Ayrıca Çok Büyük Bir Şans Alın Teriyle Almış Olmalı Makinayı)"

Erdem , Alın teri ile fotograf makinasını nerede satıyorlar bir bilgin var mı.? :smiley:

Tüm ekiplere Tebriklerimi sunuyor daha nice zirvelere diyorum.!

İyi Çalışmalar ,

Öz Murat
İzmir
 

Gezenbilir bilgi kaynağını daha iyi bir dizin haline getirebilmek için birkaç rica;
- Arandığında bilgiye kolay ulaşabilmek için farklı bir çok konuyu tek bir başlık altında tartışmak yerine veya konu başlığıyla alakalı olmayan sorularınızla ilgili yeni konu başlıkları açınız.
- Yeni bir konu açarken başlığın konu içeriğiyle ilgili açık ve net bilgi vermesine dikkat ediniz. "Acil Yardım", "Lütfen Bakar mısınız" gibi konu içeriğiyle ilgili bilgi vermeyen başlıklar geç cevap almanıza neden olacağı gibi bilgiye ulaşmayı da zorlaştıracaktır.
- Sorularınızı ve cevaplarınızı, kısaca bildiklerinizi özel mesajla değil tüm forumla paylaşınız. Bildiklerinizi özel mesajla paylaşmak forum genelinde paylaşımda bulunan diğer üyelere haksızlık olduğu gibi forum kültürünün kolektif yapısına da aykırıdır.
- Sadece video veya blog bağlantısı verilerek açılan konuların can sıkıcı olduğunu ve üyeler tarafından hoş karşılanmadığını belirtelim. Lütfen paylaştığınız video veya blogun bağlantısının altına kısa da olsa konu başlığıyla alakalı bilgiler veriniz.

Hep birlikte keyifli forumlar dileriz.


GEZENBİLİR TV

Abone Olun

GEZENBİLİR'İ TAKİP EDİN

Forum istatistikleri

Konular
105,113
Mesajlar
1,533,510
Kayıtlı Üye Sayımız
167,019
Kaydolan Son Üyemiz
Nilay Gündüz

Çevrimiçi üyeler

SON KONULAR



Geri
Üst