4x4 yada 4 çeker, çoklu başlıklarla kategorize edilebilir genel bir tanımlamadır. Genellikle gerçek arazi araçlarıyla SUV (Sportive Utility Vehicle) denilen ve arazi koşullarına pek uygun olmayan modeller aynı başlık altında değerlendirilir, bu da peşinden büyük önyargıları getirir. Üretici firmalar ozellikle 2000 yılından sonra şehir içinde kullanıma uygun ve cüzdanı kabarık müşterilerine hitap eden, son derece lüks ve konforlu araçların üretimine ağırlık verdiler. Bu araçlar her ne kadar sportif amaçlı görünse de aslında gerçek birer asfalt araçlarıdır ve SUV olarak adlandırılır. Bilinenin ve beklenin aksine kaportaları ve şasileri otomobillerden daha dayananıklı değillerdir, çünkü üretici firma yakıt tasarrufu için aracin ağırlığının 2 tonu geçmemesine özen gosterir, daha da öncesinde zaten arazi için üretmemiştir. Örneğin internetten kaza yapmış Hummer yada Blazer fotografları aratırsanız ne demek istediğim çok daha iyi anlaşılır. Bu nedenle (yine) bilinenin aksine büyük kazalarda bir SUV içinde bulunanların, otomobil içinde bulunanlara oranla ölüm oranında ciddi bir fark yoktur. Tabii yaya kazasına karışmış bir SUV'dan bahsetmek istemiyorum...
Bir de arazi araçları vardır. Bu araçlar genel olarak çok basit ve kolay anlaşılabilir motor yapılarına sahiptir. Mesela bir Land Rover Discovery td300 motorunu dağıtıp toplamak için küçük bir alet çantası bile yetebilir. Arazi araçlarından yakıt tüketimi konusunda ekonomik olması beklenir. SUV araçların aksine, neredeyse bütün arazi araçları aşağı yukarı bir otomobille aynı yakıt tüketim oranına sahiptir. Yine bu araçlarda konfor ve özellikler de optimum şekilde kısıtlanmıştır, çünkü ihtiyaç değillerdir. Mesela ABS fren sistemi gerçek bir arazi aracı için uygun değildir. Çamur ve su geçişlerinde ABS sensörleri kirlenebilir ve çalışmaz hale gelir. Her an büyük bir taşa, kayaya veya ağaca çarpma ihtimali olduğundan airbag gerçek bir arazi aracı için çok masraflı bir sistemdir. Çünkü airbagler tek kullanımlıktır ve her açılmasından sonra yenisinin takılma maliyeti bir kaç milyarı bulur. Arazi araçları SUV modellerinin aksine otomatik değil, manuel vites üretilir. Otomatik vites konforludur ama çoğu zaman manuel vites kadar hızlı geçiş yapamaz, araci istediğiniz yüksek devirde kullanmanıza izin vermez. Ayrıca yine SUV modellerin aksine arazi araçlarında elektronik denge sistemi de bulunmaz. Bu sistem, kaya, tümsek gibi büyük bir engeli aşmak isterken, aracın istemediğiniz (ve genelde asla istenmeyecek) tepkiler vermesine neden olabilir. Arazi araçlarından sürat yapması da beklenmez, çünkü güç hıza değil torka aktarılır. Bir arazi aracının otoyolda yapabileceği maksimum hız genelde 140km/s ile sınırlıdır. Kalkışı ve süratlenmesi ağırlığından (vede gücün torka aktarılmasından) dolayı zaman aldığından, şehiriçinde hızlı giden bir arazi aracına rastlamak pek mümkün değildir.
Bir de coğrafi koşullara göre olmazsa olmazlar vardır. Mesela İzlanda, Kanada, Afganistan, Rusya gibi ülkeler için 4x4 araçlar hayatın olmazsa olmazlarıdır. Gerçek bir arazi aracı yada SUV olması farketmez. Önemli olan aracın 4 tekerden çeker olması ve iyi bir lastiğe sahip olmasıdır. Arap'ların 4x4 merakı petrol zengini olmalarından, Amerika'lıların ise büyük oyuncakları sevmesinden kaynaklanır.
Kısacası biri iyi diğeri kötü diye anlaşılmasın ama arazi araçları ile SUV denilen şehiriçi 4x4 sportif araçları karıştırmamak gerek.
Ne demiş Subaru? Air bags save lives. All-wheel drive saves air bags
Bir de arazi araçları vardır. Bu araçlar genel olarak çok basit ve kolay anlaşılabilir motor yapılarına sahiptir. Mesela bir Land Rover Discovery td300 motorunu dağıtıp toplamak için küçük bir alet çantası bile yetebilir. Arazi araçlarından yakıt tüketimi konusunda ekonomik olması beklenir. SUV araçların aksine, neredeyse bütün arazi araçları aşağı yukarı bir otomobille aynı yakıt tüketim oranına sahiptir. Yine bu araçlarda konfor ve özellikler de optimum şekilde kısıtlanmıştır, çünkü ihtiyaç değillerdir. Mesela ABS fren sistemi gerçek bir arazi aracı için uygun değildir. Çamur ve su geçişlerinde ABS sensörleri kirlenebilir ve çalışmaz hale gelir. Her an büyük bir taşa, kayaya veya ağaca çarpma ihtimali olduğundan airbag gerçek bir arazi aracı için çok masraflı bir sistemdir. Çünkü airbagler tek kullanımlıktır ve her açılmasından sonra yenisinin takılma maliyeti bir kaç milyarı bulur. Arazi araçları SUV modellerinin aksine otomatik değil, manuel vites üretilir. Otomatik vites konforludur ama çoğu zaman manuel vites kadar hızlı geçiş yapamaz, araci istediğiniz yüksek devirde kullanmanıza izin vermez. Ayrıca yine SUV modellerin aksine arazi araçlarında elektronik denge sistemi de bulunmaz. Bu sistem, kaya, tümsek gibi büyük bir engeli aşmak isterken, aracın istemediğiniz (ve genelde asla istenmeyecek) tepkiler vermesine neden olabilir. Arazi araçlarından sürat yapması da beklenmez, çünkü güç hıza değil torka aktarılır. Bir arazi aracının otoyolda yapabileceği maksimum hız genelde 140km/s ile sınırlıdır. Kalkışı ve süratlenmesi ağırlığından (vede gücün torka aktarılmasından) dolayı zaman aldığından, şehiriçinde hızlı giden bir arazi aracına rastlamak pek mümkün değildir.
Bir de coğrafi koşullara göre olmazsa olmazlar vardır. Mesela İzlanda, Kanada, Afganistan, Rusya gibi ülkeler için 4x4 araçlar hayatın olmazsa olmazlarıdır. Gerçek bir arazi aracı yada SUV olması farketmez. Önemli olan aracın 4 tekerden çeker olması ve iyi bir lastiğe sahip olmasıdır. Arap'ların 4x4 merakı petrol zengini olmalarından, Amerika'lıların ise büyük oyuncakları sevmesinden kaynaklanır.
Kısacası biri iyi diğeri kötü diye anlaşılmasın ama arazi araçları ile SUV denilen şehiriçi 4x4 sportif araçları karıştırmamak gerek.
Ne demiş Subaru? Air bags save lives. All-wheel drive saves air bags

