mountaineer16
Kamp III
yıl 1999 henüz daha 15 yaşındayım hayatımın en civcivli zamanları ergenlik sivilcelerim daha yeni yeni çıkmaya başlamış.Kendimi bir gün çok seviyorum bir günse nefret ediyorum..Ailemin annemin babamın ablamın söylediği her şey için için beni yemekte daha doğrusu batmakta.
yıl 1999 17 ağustos saatler o anmak istemediğimi zamana geliyor.
ve boşlukkkkkk...
Her şey yerle bir olmuş gördüğümüz haberlerde izliyorum daha 15,imdeyim ne yapabilirim diye kara kara düşünürken birden bir alt yazı geçiyor trt'de gönüllü kurtarmacılar aranıyor diye.. akşam olmasını zor bekliyorum babam işten geliyor akşama fırçamı bir güzel yiyorum ve diyorum ki ben Yalova'ya gidicem. Anne cahil Baba cahil buna şiddetle karşı çıkıyorlar,haberler de ufak bir kız çocuğu tırnaklarıyla enkazın başında kazmaya çalışıyor göz yaşıyla değil adeta kan ağlıyor.
Gece oluyor herkes yatıyor ben ilk okul çantama yarım ekmek biraz zeytin birde tişört koyarak geceniz karanlığında evden çıkıyorum.Yalova yoluna doğru giderken bir kamyoncu alıyor beni yardım götürüyormuş onula Yalova ya gidiyorum..
Diyorum ya daha 15 imdeyim insanlara yardım etmeye çalışıyorum fakat kime benim elimde tutmuyor kendi çabalarımla bir şeyler yapmaya çalışıyorum enkazlara giriyorum acaba diyorum acaba belki tek bir kişiyi kurtarabilirmiyim elide sadece bir tane muhabbet kuşuyla kalıyorum enkazdan çıkartılmış.
Aradan 8 gün geçiyor ben hala Yalova dayım Allahtan hava sıcak bankta yatıyorum sonra gidip kurtarma çalışmalarını izliyorum araların girmek istiyorum fakat daha küçüğüm diye kimse beni fark etmiyor. Aslında göremiyorlar bendeki bu kalbi onlardan daha güçlü attığını bir nefes için içinde olsa orda olduğumu. Sonra Bursa'ya dönüyorum feryat figan gidiyor azarlar laflar arka arkasına gidiyor anlatamıyorum insanlara ufacık kuşun hayatını kurtardığımı.
Bendeki ışığı engelleyemiyorlar tabi yaş olmuş 18 dağları keşfetmeye başlıyorum önce Uludağ derken Erciyes arkasında Kaçkar Ağrı dağcılık artık bir mıh gibi içime kazınıyorum ne ben rüzgarsız uyuyabiliyorum nede rüzgarın bensiz tadı çıkıyor.Rüzgar adeta ben yokken sıkılıyormuş gibi geliyor kendimce bahaneler üreterek gene çıkıyorum dağa.
Durup şöyle bir bakıyorum da artık damarlarımda bile rasatın o havası gezer olmuş.
Yaş 19 üniversitedeyim tam istediğim gibi evden uzak tanımadığım yerde bir başımayım tamda istediğim gibi tek dostum çantamdaki çadırımla.
Derken hayatıma o kadın giriyor sesiz sedasız ilk baştan her şey iyi çok güzel zaman geçiyor ilişki ilerliyor yaş gidiyor derken artık kıskançlıklar başlıyor.
Dağa çıkma onu yapma bunu yapma…………….
Ruhlar özgürdür diyerek katlanmaya çalışıyorum sanırım seviyorum da ben bu kadını her şey geçer alışır diyorum fakat ne fayda .
O gözünün nurunu sevdiğimin dağı var ya öle bir şey ki üstüne bir kere adım attınız mı bir daha kopamazsınız oradan ne olursa olsun kendine çağırır hem de öle sessiz sedasız değil tüm bendeliğiyle çağırır, her şeyi bırakıp koşmak istersiz ona.
Yıllar yılları geçirmişken dağa olan özlem içten içe yemektedir hala aradan 12 yıl geçmesine rağmen hala o dağdaki taşın yerinin dahi unutmamışsınızdır.
Dağ aşkı öylesine bir tutku ki artık biliyorsunuzdur ölene denk sizinle kalacaktır.
Artık evlenmişimdir o kadınla o kıskançlığa rağmen . hayatımda ki en büyük hatayı arkadaşımının gitmek istemediği yere götürüp onun orada sakat kalmasına sebep vermemle yapmışımdır birde bu kıskançlık krizine gren kadınla evlenmekle..
Artık hem vicdan azabı hem bu çekilmez hayat beni bin bir türlü yanlışlıklara sürükledi.
arkadaşım her ne kadar ehliyetsiz bir kadın sürücünün altında kalmışsa da bu beni yiyip bitirdi.
Ev-iş-vicdan –kıskanç kadın arasında adeta bir bilarda topu gibi köşe çarparak yaşamaya başlamıştım.
En sonunda bu hayat böle gitmeyeceğine karar verip kurtuluşun beklide bir şişe ilaçta olacağına karar verip yaptım…
En sonunda artık özgürlüğüme kavuşmama saatler kalmıştı. Biliyordum dinimizce haramdı yasaktı.
Allahımızın vermiş olduğu canı ondan başka kimse alamazdı ama beynimdeki sesler artık daha fazla bu esarete dayanamayacağımı söylüyordu bana…
Ve artık o özgür ruh özgürdü ve öle olmayı umuyordu.
Geride bıraktıklarımın hepsini göz ardı ederek herkesin yaptığı gibi hiçbir şey umurumda olmayarak gittim.
Ve boşluk……..
yıl 1999 17 ağustos saatler o anmak istemediğimi zamana geliyor.
ve boşlukkkkkk...
Her şey yerle bir olmuş gördüğümüz haberlerde izliyorum daha 15,imdeyim ne yapabilirim diye kara kara düşünürken birden bir alt yazı geçiyor trt'de gönüllü kurtarmacılar aranıyor diye.. akşam olmasını zor bekliyorum babam işten geliyor akşama fırçamı bir güzel yiyorum ve diyorum ki ben Yalova'ya gidicem. Anne cahil Baba cahil buna şiddetle karşı çıkıyorlar,haberler de ufak bir kız çocuğu tırnaklarıyla enkazın başında kazmaya çalışıyor göz yaşıyla değil adeta kan ağlıyor.
Gece oluyor herkes yatıyor ben ilk okul çantama yarım ekmek biraz zeytin birde tişört koyarak geceniz karanlığında evden çıkıyorum.Yalova yoluna doğru giderken bir kamyoncu alıyor beni yardım götürüyormuş onula Yalova ya gidiyorum..
Diyorum ya daha 15 imdeyim insanlara yardım etmeye çalışıyorum fakat kime benim elimde tutmuyor kendi çabalarımla bir şeyler yapmaya çalışıyorum enkazlara giriyorum acaba diyorum acaba belki tek bir kişiyi kurtarabilirmiyim elide sadece bir tane muhabbet kuşuyla kalıyorum enkazdan çıkartılmış.
Aradan 8 gün geçiyor ben hala Yalova dayım Allahtan hava sıcak bankta yatıyorum sonra gidip kurtarma çalışmalarını izliyorum araların girmek istiyorum fakat daha küçüğüm diye kimse beni fark etmiyor. Aslında göremiyorlar bendeki bu kalbi onlardan daha güçlü attığını bir nefes için içinde olsa orda olduğumu. Sonra Bursa'ya dönüyorum feryat figan gidiyor azarlar laflar arka arkasına gidiyor anlatamıyorum insanlara ufacık kuşun hayatını kurtardığımı.
Bendeki ışığı engelleyemiyorlar tabi yaş olmuş 18 dağları keşfetmeye başlıyorum önce Uludağ derken Erciyes arkasında Kaçkar Ağrı dağcılık artık bir mıh gibi içime kazınıyorum ne ben rüzgarsız uyuyabiliyorum nede rüzgarın bensiz tadı çıkıyor.Rüzgar adeta ben yokken sıkılıyormuş gibi geliyor kendimce bahaneler üreterek gene çıkıyorum dağa.
Durup şöyle bir bakıyorum da artık damarlarımda bile rasatın o havası gezer olmuş.
Yaş 19 üniversitedeyim tam istediğim gibi evden uzak tanımadığım yerde bir başımayım tamda istediğim gibi tek dostum çantamdaki çadırımla.
Derken hayatıma o kadın giriyor sesiz sedasız ilk baştan her şey iyi çok güzel zaman geçiyor ilişki ilerliyor yaş gidiyor derken artık kıskançlıklar başlıyor.
Dağa çıkma onu yapma bunu yapma…………….
Ruhlar özgürdür diyerek katlanmaya çalışıyorum sanırım seviyorum da ben bu kadını her şey geçer alışır diyorum fakat ne fayda .
O gözünün nurunu sevdiğimin dağı var ya öle bir şey ki üstüne bir kere adım attınız mı bir daha kopamazsınız oradan ne olursa olsun kendine çağırır hem de öle sessiz sedasız değil tüm bendeliğiyle çağırır, her şeyi bırakıp koşmak istersiz ona.
Yıllar yılları geçirmişken dağa olan özlem içten içe yemektedir hala aradan 12 yıl geçmesine rağmen hala o dağdaki taşın yerinin dahi unutmamışsınızdır.
Dağ aşkı öylesine bir tutku ki artık biliyorsunuzdur ölene denk sizinle kalacaktır.
Artık evlenmişimdir o kadınla o kıskançlığa rağmen . hayatımda ki en büyük hatayı arkadaşımının gitmek istemediği yere götürüp onun orada sakat kalmasına sebep vermemle yapmışımdır birde bu kıskançlık krizine gren kadınla evlenmekle..
Artık hem vicdan azabı hem bu çekilmez hayat beni bin bir türlü yanlışlıklara sürükledi.
arkadaşım her ne kadar ehliyetsiz bir kadın sürücünün altında kalmışsa da bu beni yiyip bitirdi.
Ev-iş-vicdan –kıskanç kadın arasında adeta bir bilarda topu gibi köşe çarparak yaşamaya başlamıştım.
En sonunda bu hayat böle gitmeyeceğine karar verip kurtuluşun beklide bir şişe ilaçta olacağına karar verip yaptım…
En sonunda artık özgürlüğüme kavuşmama saatler kalmıştı. Biliyordum dinimizce haramdı yasaktı.
Allahımızın vermiş olduğu canı ondan başka kimse alamazdı ama beynimdeki sesler artık daha fazla bu esarete dayanamayacağımı söylüyordu bana…
Ve artık o özgür ruh özgürdü ve öle olmayı umuyordu.
Geride bıraktıklarımın hepsini göz ardı ederek herkesin yaptığı gibi hiçbir şey umurumda olmayarak gittim.
Ve boşluk……..

