<div class="bbWrapper"><b>Ynt: Hikayenin Sonu (pino Karavan Bizi Nasıl Delirtti!)</b><br />
<br />
Bu başlıkta rastladığım ve bizde hala varlığını sürdürdüğüne şaştığım bence 3 yanlış:<br />
<br />
<span style="color: yellow">1) Satın aldığımız ülke ürünleri ile endüstrisinin gelişimini sağlarız.</span><br />
<br />
Doğrusu, kaliteli mal seçimi ülke endüstrisinin gelişimini sağlar, olmalı. Kalite sorunlarına rağmen sırf ülke malı diye yapılan romantik terçih, yalnız üreticisine verdiği yanlış sinyallerle değil, ayni zamanda alıcının maddi kaybı ve ülke ekonomisinin erken gelişimini önlemesiyle de zararlı. Son çeyrek yüzyılda açık pazar ekonomisine geçme sonucunda yapılan bütün tecrübelere rağmen bu yaklaşımda ısrar etmek, belli bir yaş gurubu için hala öğretilmiş reflekslerin işlerliğini gösteriyor galiba ?<br />
Alıcısını kaliteli mala kaptıran üreticinin gerçek rekabet ortamında, kendini düzene sokma zorunluluğu ne kadar acımasız olsa da sonuçta kazanan herhangi bir şekilde ülke oluyor. Üstelik eksport olasılığı da gündeme geliyor. <br />
Örnek; otomobil endüstrisi ve benzerleri.<br />
<br />
<span style="color: yellow">2) El yapımı ürün, seri yapımdan kalitelidir. </span><br />
<br />
Küçük üreticinin anlaşılan nedenlerle yayılmasını desteklediği bu öngörü için bilimsel kaynak gösterilmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Örneğin müzik enstrümanları için doğru olabilecek bu yaklaşım, yine otomobil endüstrisinde geniş anlamı ile iflas ediyor. Yollara bakabilirsiniz.<br />
<br />
Önce, Türkiye'de üretilen karavan "el yapımı" değil, bir "tekil üretim". Buzdolabı, kalorifer, klima, tuvalet, panel, v.s. gibi fabrika ürünlerinin sadece sipariş üzeri, montajı. Almanya'da seri üretim yapan birçok firma yanında, böyle üretim yapan onlarca firma da var. Son birkaç senedir ilk defa band teknolojisi ile üretime geçen bir firma ürünlerini ~%15 ucuza satıyor. Forumlarda bu 3 farklı üretimle ilgili kalite farkı açısından, tek bir yazı bile okumadım. Kalite başka yerde saklı olmalı. Kullanılan ürünlerde, üretim denetiminde, kalite kontrolünde, çalışanın kalitesinde, personel yönetiminde v.s. Müşteri memnuniyetinin yönetiminden bahsetmiyorum bile. Bunlar her üç üretim tarzı içinde geçerli. Unutmayalım band üretimine göre, otomatize edilmiş üretimde, diplomalı meslekleri marangoz, elektrik, karoseri olan kişiler ağırlıkta. Ben bizim üreticilerin yerinde olsam reklamımı daha mütevazi yapardım.<br />
<br />
Üstelik üretim kavramlarının kullanımı bu kadar basit değil. İlk fabrikasyon üretimlerinden olan piramit taşlarının yapımı bir el üretimi idi ! İkiside seri üretim ürünü olan solar panellerden Çin malı olan birçokları, el ile lehimlendiğinden, robotlar tarafından lehimlenenlere göre daha güvensiz. Prestij yaratması için el yapımı diye fahiş fiatlarla satılan kol saatlerinin dişlileri, gerekli presizyon için yalnızca fabrikasyon üretilebilmek zorundalar.<br />
Buyurun ayıklayın pirincin taşını.<br />
<br />
<span style="color: yellow">3) Ticaret ilişkilerimin merkezi benim. ( Kanun ve prensipler dışında uymam gereken başka faktör yok yada gerekli değil. Firma olarak, prensipte benim alıcıya değil, alıcının bana uymasını bekleyebilirim. Esnek olmama gerek yok )</span><br />
<br />
Bu başlıkta söz konusu firma, inisiyatifi elden kaçırdı, bence bu hata. <br />
Hatta ele geçirmeye çalışmadı bile daha büyük hata. <br />
Hepsinden daha da büyük hata bunun önemini bile kavrıyamadı. Prensiplerinde ısrar eder bir yaklaşımla, alıcının somut şikayetlerine bilerek cevap vermez bir konumu seçti. Müşteri, yazdıklarının kronolojik gelişimi ve tarzı ile forumda rahatlıkla objektif güven kazandı. Sitenin karavancıların kelime anlamı ile bir forumu olması küçümsendi ise bu hepsinden de daha büyük bir hata. İnternet taramalarında firma adıyla bu başlığın beraberce ortaya çıkmamasına güvenmek, bence bu küçük ve beraberliklerden beslenen topluluğun iç dinamizmini inkar demek. <br />
Üstelik firma reklamı için ağırlıkla bu iç dinamizme güveniyorsa, büyük paradoks !<br />
<br />
Bu noktaya (özellikle bu platformda) gelmiş bir gerilimde, artık <b>firma için haklı olup olmadığı asla en küçük bir rol bile oynamıyor. </b>İnisiyatifin müşteri hatta forum katılımcılarının elinden alınıp tamamen tersine çevrilebilmesi firma için kolay ve sonuçta daha da ucuz olabilecek, belki de pozitif bir reklam kapısı aralanacaktı.<br />
Sanırım seçilmiş sessizlik ile bu fırsat kaçırıldı.<br />
<br />
Aslında bu durumlar için eskilerin güzel bir prensibi vardı, bilmem hala geçerli olmaması için bir sebep var mı ?<br />
<br />
"Müşteri her zaman haklıdır"<br />
<br />
Bilmem ben de haklı mıyım ? <img src="" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite80" alt=":smiley:" title="Smile :smiley:" loading="lazy" data-shortname=":smiley:" /></div>