Binlerce yıl önce filozof Sokrates’e toplum içinde hakaret edildi.
Herhangi biri karşılık verirdi.
Herhangi biri gururunu savunurdu.
Ama o vermedi.
Öğrencilerine baktı ve yıkıcı derecede sade bir şey söyledi:
“Bir eşek sokakta bana tekme atsa, onu mahkemeye verir miyim?”
Bu ironik soruyla, duygusal zekânın en derin sırlarından birini özetledi:
Sizi davet ettikleri her tartışmaya katılmak zorunda değilsiniz.
Egonun hüküm sürdüğü bir çağda yaşıyoruz.
Biri bizi incittiğinde hemen cevap verme ihtiyacı hissediyoruz.
Kendimizi savunmak, açıklamak,
karşımızdakini “yerine oturtmak” istiyoruz.
Susarsak onurumuzu kaybedeceğimizi sanıyoruz.
Oysa gerçek tam tersidir.
Bir eşek tekme attığında, bunu stratejik bir kötülükle yapmaz.
Plan yapmaz.
Düşünmez.
İçgüdüyle hareket eder.
Korkuyla.
Doğası gereği.
Verdiği zararın bilincinde değildir.
Bazı insanlar da hayatta böyle yürür.
Tekme atarak.
Saldırarak.
Eleştirerek.
Bağırarak.
Cehaletleriyle.
Kıskançlıklarıyla.
Hiç iyileşmemiş yaralarıyla hareket ederler.
Sözleri sizi anlatmaz.
Onları anlatır.
Çatışma psikolojisinde sessiz bir yasa vardır:
Cehalet bağırır.
Bilgelik gözlemler.
Kim olduğunu bilen, bunu her beş dakikada bir kanıtlama ihtiyacı duymaz.
Değerini bilen, her provokasyonda yıkılmaz.
Kavga arayan birini en çok ne silahsız bırakır, biliyor musunuz?
Sessizlik.
Tam bir sessizlik.
Tepki vermediğinizde, yangının yakıtını kesersiniz.
Onu havayla tartışır halde bırakırsınız.
Ve çatışma arayan birini en çok ne hayal kırıklığına uğratır?
Oyuna girmeyen biri.
Hayat çok kısa.
Enerjiniz çok değerli.
Öğrenmek istemeyeni eğitmeye çalışarak harcamayın.
Yıkmak isteyeni yenmeye uğraşarak tüketmeyin.
Çamurda yaşayanın seviyesine inmeyin.
Çünkü bir domuzla çamurda güreştiğinizde iki şey olur:
Siz kirlenirsiniz…
ve domuz bundan keyif alır.
Gerçek zekâ bağırmaz.
Aşağılamaz.
Kendini dayatma ihtiyacı duymaz.
Sadece sağlam durur.
Bazen huzurla geri çekilmek,
anlamsız bir savaşı kazanmaktan bin kat daha onurludur.
Bir dahaki sefere biri sizi provoke etmeye çalıştığında,
derin bir nefes alın, gülümseyin
ve kendinize şunu sorun:
Bir eşeği eşek olduğu için mahkemeye mi vereceğim?
Haklı olmaktan ziyade huzuru seçiyorsanız,
sessizliği seçin.
Çünkü susmak
zekânın en yüksek hâlidir.